Ara
Menü

Sayfalar 435–441

1.797 kelime · kısa başlangıç

Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 435–441 içerler, inşa ettikleri köprülerden geçerler, onun satın aldığı silâhlarla savaşırlar, onların yaptırdıkları hastahanelerde tedavi olurlar, onların satın aldıkları ilâçlarla şifaya kavuşurlar. Acaba, bütün bu ni'metlere nail olan sabırlı fakirlere böyle bir zenginlik verilse, şükreden zenginlerin yaptıklarını yapabilirler mi? Bunu, Allahu teâlâ'dan gayrı hiç kimse bilemez... Malik olduğun mal ve servet, helâl ise hesabı var, haram ise azabı var dersek, bu hakikaten böyledir. Fakat, haramdan kazanılanın helâle sarfedildiği pek görülüp işitilmemiştir. Buna mukabil, hayra sarfolunan para mutlâka helâl maldır. Oyle bir kimse düşününüz ki, elinde bulunan helâl mala, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek bir miktar haram karışmıştır. O kimsenin, hayır işlerine sarfettiği para, haram helâl karışık servetinin mutlâka helâl olan bölümündendir. Zira, haramdan kazanılan mal ve para hayra aslâ sarfolunmaz, hayıra sarfolunan muhakkak helâl mal ve paradır. Haram malı ve parası olan bir kimse de, bu malını ve parasını hayra sarfedemez, o parayı ancak…

Okumaya kaldığınız yerden devam edin.

Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.

Giriş yapÜcretsiz üye ol
Sayfalar 435–441 · Envârü’l-Kulûb II — tarikat.org