Envârü’l-Kulûb I · kaynak sayfaları 483–489 HİKAYE Ustad-1 muhteremim ve mürşid-i mükerremim olan zatın peder-i âlileri (Allahu teâlâ, onların ruhlarını takdis buyursun.) bir toplantıda sohbet ederlerken, o devrin saray hekimlerinden yüksek rütbeli bir zat şöyle bir mütalâa ileri sürer: — Efendim, günümüzde tıp ilmi hayli ilerlemiş ve bir çok illetlere çare bulmuştur. Binaenaleyh, çagımızda hastalara okumakla degil, tıp ilmiyle devâ aramak gerekir. Artık, okunmaga gelenleri doktora göndermelidir, der. Bu fikrini açıklarken de okuyanı ve okutanı istihfaf eden bir tavır takınır. Oysa, her hasta okunmaz ve çoğu zaman tıbbın el çektiği hastalar okunur. Sonra, ârifler bilirler ki, mide ülseri, mesâne veya akciğer kanseri gibi hastalıklarla, kopan kol veya parmak, kırılan el ve ayak okumakla, nefes etmekle tedavi edilemez. Okumak ve okunmak daha ziyade ruh hastalarına, gönül sıkıntılarına, iç darlığına müptelâ olanlara şifa verir. Kendisine cevap veren bulunmadığını gören hekim, işi azıtır ve ileri geri konuşarak mâ'neviyyat ve mukaddesata dil uzatmaya kadar…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.