Ara
Menü

Sayfalar 358–367

1.707 kelime

Envârü’l-Kulûb I · kaynak sayfaları 358–367

delil göstererek isbat edebilir misiniz? deyince, hoca efendi cevabı yapıştırmış:

— Hay hay papaz efendi, demiş. Söylediklerimin hak ve gerçek olduğuna bütün semavi kitaplar, yani Tevrat, Zebur, Incil ve en son kitap olan ve üç kitabın özü ve özeti bulunan Kur'an-ı azim-ül-bürhan delil ve şahittir.

Papaz, saşırmış ve sormuş:

— Anlayamadım, ne gibi?

— Bak sana anlatayım papaz efendi! Hz. Adem aleyhisselâmın oğulları Habil ile Kabil, bir mes'ele üzerinde münakaşa ve münazara ettiler. Her ikisi de kendisinin haklı olduğunu Herı suruyordu. Nihayet, soyle bır karara vardilar: (Her 1k1miz de Allahu teâlâ'ya birer kurban takdim edelım. Allan azze ve celle, hangimizin kurbanını kabul buyurursa, onun haklı olduğuna hükmederiz.) dediler ve gerçekten ikisi de Allahu azim-üş-şâna kurban edilmek üzere birer koyun hazırladilar. Gökten bir yıldırım indi ve Habil'in kurbanına isabet etti. Bundan da, Habil'in kurbanının kabul buyuruldugu ve Kabil'in kurbanının ise reddolunduğu anlaşıldı ki, bunun böyle olduğunu bütün semavi kitaplar açıkça haber vermektedirler.

Buna bir itirazınız var mı papaz efendi? deyince, keşiş Incil'deki bu kıssayı hatırladı ve hoca efendiye hak vererek şeref-i islâm ile müşerref oldu. Yani, bir bakıma islâma taarruzu, onun hidayet ve iymanına sebep oldu.

HIKAYE Tanzimat devri ricâlinden Keçeci-zade Mehmed Fuat Paşa, Rus çarıyla hasbihal ediyorlardı. Çar, bir aralık paşaya sordu:

— Paşa hazretleri, siz peygamberiniz Hazret-i Muhammed'in mi'râc için göklere çıktığına itikat edersiniz. Acaba, bana semaya nasıl ve nereden çıktığını mâ'kul ve mantıkî bir izah şekliyle isbat edebilir misiniz?

Fuat Paşa, hiç düşünmeden cevap verdi:

— Haşmetmeâb! Bunu bilmiyecek ne var? Hz. Isa aleyhisselâmın semaya çıkarken kullandığı merdivenle çıktı.

Bu cevap üzerine, Rus çarının gaflet ve cehaletini anlayarak mahcup olduğunu ve sustuğunu söylemeğe bilmem lüzum var mıdır?

HİKÂYE Yine islâm düşmanı mütemerrit bir papaz da, o kit ve kısır akıl ve idrakiyle Resûl-ü zişân aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Mennân efendimizin şânını gölgelemek ham hayali ile, bir ârif-i billâha sordu:

— Siz, peygamberiniz Hazret-i Muhammed'in, Allah'ın sevgilisi oldugunu söyler durursunuz. Oysa, onun sevgili torunu Hz. Imam-ı Hüseyin, bütün ailesi efradıyla Kerbelâ'da susuz şehit edildiler. Allah, sevdiginin sevdigini hiç şehit ettirir mi?

Arif-i billâh, o cahil ve gafil papazı baştan aşağı süzerek şöyle cevap verdi:

— A papaz efendi, bunda bu kadar şaşılacak ve anlaşılmayacak ne var? Siz, papazların itikat ve inancınıza göre Hz.

İsa aleyhisselâm —Hâşâ— Allahu tâlâ'nın oğludur değil mi?

O halde, sevgili ve biricik oğlunu, binbir hakaret, zulüm, eza ve cefa ile Yahudilere öldürten, bir sevgilisinin torununu susuz şehit ettirmişse ne lâzımgelir?

Keşiş, verecek cevap bulamadı. Tecavüze yeltendiği Nebiyyi zişânın ümmetinden bir ârif-i billâhın bu haklı ve yerinde şamarıyla, sesini kesti ve kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp çekti, gitti Evet aziz kardeşlerim: Islâm dini ve Müslümanlar, maddi yönden zayıf ve kuvvetsiz da hi olsak, ilahî ilim bakımından kâfirlere daima galiptirler, ama ne yazık ki, biz dinimizin kıymet ve ehemmiyetini bilemiyoruz. Hakikat-i islâmiyyeyi, hakikat-i muhammediyye'yı hakkıyle ve layıkıyle ogrenemiyoruz. Allahu azim-üş-şân, cümlemize feyiz ihsan buyursun ve tevfikini refik eylesin. (Amin ve bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn.)

Ey ehl-i iyman!

Bizler, el-hamdü lillâh Müslümanız. Rabbimiz Allah, dinımız Islam, kıtabımız kuran, Resülümüz Nebiyyi âhir zaman, kıblemiz Kâ'be-i Rahman'dır. İki cihanda bizi necat ve felâha, saadet ve selâmete erdirecek din-i mübiyn-i islâmın vüceliğini ve değerini bilelim, hakikat-i islâmiyyeyi ve hakikat-i Muhammediyye'yi öğrenmeğe çalışalım, bilip ögrendikerimizle amel etmeğe alışalım, önce nefislerimizle ve sonra din ve devlet düşmanlarıyla savaşalım, bu gayretlerimizle maddî ve mâ'nevi bütün müşkilleri aşalım ve Rabbimizin ke-

rem ve inayetiyle rizayı ilâhiyye ulaşalım. İnanan, inandığını yayar, kendisini inandığını yaymakla yükümlü sayar, özünü Kur'an boyasıyla boyar, varını yoğunu Allah yoluna koyar, Hakkın buyruklarına uyar, sırası gelince canını din ve millet ugrunda feda etmek geregini duyar.

Dinine, diline, gelenek ve göreneklerine sahip ol kardeşim. Bu yolda, hiçbir fedakârlıktan geri kalma, gafil olma, daima uyanık, daima şu'urlu bulun. Aile efradını, çoluk çocuğunu, din ve millet düşmanlarına karşı korumasını bil, süründen yabancı canavarlara kuzu kaptırma, evlâtlarına iyi sahip ol, onları hak yoldan saptırma, onlara bir lokma bile olsa haramı tattırma. Gerekirse, dinin, dilin, gelenek ve göreneklerin ugrunda malını ve mülkünü feda etmesini bil. Cömertlik ve civanmertlik, ancak biz Muhammedî'lere yakışır yüce birer haslettir. Allah için, Allah yolunda, karşılıksız, art düşüncelere kapılmadan helâl kazancını yerinde ve gereğinde sarfetmesini bilirsen, Allahu teâlâ sana daha ziyadesini ihsan ve inayet buyuracaktır. Vatan ve milletin için harcayacağın her kuruş, yavrularının hür ve müstakil bir ülkede alnı açık, yüzü pâk, birer insan, saf ve temiz birer Müslüman olarak yaşamalarını saglayacaktır. Bunu yaparken, seni böyle bir hayra nail ettigi için Rabbine hamd-ü senâ et, sakın elin titremesin, gözün üstünde kalmasın.

Gider cihandan ne ağyâr kalır ne yâr kalır, Şu fânide ancak bu yadigâr kalır..

Alemde beka var mı, bakın devrine anın, Bir namı kalır, kalsa hemen ehl-i vefanın..

Ey âşık-ı sadık! Allahu teâlâ'yı seviyorum diyen muhibbi Mevlâ! İyi oku, iyi dinle, iyi belle, okuduğunla, dinlediğinle, bellediginle ihlâs ile âmil ol. Allahu azim-üş-şânı sevenlerin beş alâmetleri vardır:

1) Derya gibi cömertlik (Sehavet)

2) Güneş gibi cihanı kaplayıcı şefkat 3) Toprak gibi alçak gönüllülük (Tevazû)

4) Olü gibi uysallık (Hilmiyyet)

5) Gece gibi örtücülük (Ayıpları kapamak)

HİKÂYE Şeyh Ahmed-i Gazali, biraderi Hücce't-ül-islâm Muhammed Gazalî'nin te'lif buyurduğu Ihyâ-i-ulûm namındaki meşhur eserini okuyup tamamladıktan sonra şöyle buyurmuştur:

— Ey birader! Senin bütün ilimlerini, iki kelimede topladım. Merak ettinse sana da söyleyim: ET-TÂ'ZIM-I LI-EM- RİLLAH VEŞ-ŞEFKATİ ALA HALKİLLAH (Yani, Allahu teâlâ'nın emirlerine tam ve mutlâk bir saygı ve Allahu azimüş-şânın bütün yarattıklarına şefkat ve merhamet).

Netekim, Hz. Yunus Emre (Kuddise sirruh) Mesnevi-i serifi görünce şöyle buyurmuştur:

— Molla-i Rum, işi uzatmış! Ete, kana büründüm; Yunus gibi göründüm..

Ey ârifler!

Fırsat elde, ikrar dilde, irade sende iken, bellerimiz bükülmeden, dillerimiz tutulmadan, el tutar ve ayak yürürken, göz görür, kulak duyarken, gaflet, isyan ve günahlarla vakit geçirmeyelim, ömrü azizi boşuna tüketmeyelim. Ömürler gelip geçiyor, ecel hergün binlerce insana kefen biçiyor, gafiller akla karayı seçiyor, şafak atıyor, bahtı kara şaşkın leş gibi yatıyor, ömür sermayesini yele vermiş cahiller âhiret azığını bedavaya satıyor, ibretsiz göz bakıyor, ateş düştügü yeri yakıyor, basiret sahipleri iyman tâcına her sabah yeni yeni mücevherler takıyor, seher vakti kuşlar ötüyor, erkan uyananların bacası tütüyor, bir çoğunun sayılı nefesi bitiyor, güneş doğuyor, etrafı nura boğuyor, kıyamete kadar da doğacak, ama ne var ki, bir sabah senin ve benim güneşlerimiz artık doğmayacak, yalnızlık evi hazırlanmış, eşten, dosttan, akrandan göçenler hızlanmış, dünya önümüzden kaçıyor, bir çoklarina Azrail aleyhisselâm dehşet saçıyor, ecel hepimizi kovalıyor, olum teker teker hepimizi avlıyor. Oyle ise, bu gafleti, bu rehaveti terkedelim. Aklımızı, başımıza devşırelım. Rabbimizin emrettiği yoldan gidelim. Bir gün olur ki, bu fırsat.

elden çıkar, çenelerimiz kilitleniverir, dillerimiz tutuluverir, gozlerımız kapanıverır, doymak bılmeyen agızlarımız kenetleniverir. Doymayan agızlara ve gozlere topraklar dolar, gul benzimiz solar, kudret ve kuvvet gider, ölüm hükmünü icra eder, mallarımız, makamlarımız, rütbelerimiz, nişanlarımız mirasçılarımıza kalır. Sessiz gemi, vefakâr bir kaç dostun

nemlenen gözleri önünde amellerimizle başbaşa kalacagımız o büyük yolculuga çıkıverir. O gün, aglamak ve sızlamak, yanmak ve yakınmak fayda etmez..

Hiç kimse, bizimle birlikte kabre girmez. Feryat ve figanına kimseler gelmez. Bu dünya, hayatında yaptıklarını, orada seninle beraber bulursun, ektiklerini biçer, iyiyi kötüyü orada seçersin, ne hazırladınsa onu bulursun. İyi düşünelim, bizler bu amel ve ahlâk ile hakkın huzuruna ne yüzle varacağız? Yüz karası bizde, mâ'siyyet yarası bizde.. Bin yüzümüz olsa, bini de kapkara.. Bu kapkara yüzle iki cihanda oluruz maskara.. Evet, bu kara yüzle Hakkın huzuruna gidemeyiz. Onun için, derdimize çare bulalım, yaramıza merhem vuralım, iyi olalım, iyilerle düşelim kalkalım, isyanı ve günahı bırakalım, Hakka kul olmanın zevkini tadalım, ibadet ve tâ'atle murad alalım. İşlediğimiz kötülük ve günahlara tövbe edelim, pişman olalım, sırat-ı müstakimden ayrılmayalım. Ömürlerimiz gelip geçmeden, can kuşu kafesten uçmadan Allah'a dönelim. Hâlikini bu âlemde bilmeyen ve bulamayan, ebedi âlemde de bilemez, bulamaz ve onunla olamaz.

Evza'i hazretleri, ihvanına buyurmuşlardır ki:

— Dünyada alıp verdigimiz nefesler, mahşer günü hesap edilecektir. Eger, bir nefes zikrullah'sız geçmişse o nefes sahibi için hasrettir ve nedamettir.

Bir Hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

je zülüzb içâttügla âzçalishe culûsuke saaten inde halakatin yezkürünellahe hayrın min ibâdeti elfisenetin Bir saat, halka-i zikirde oturup Allahu teâlâ'yı zikretmeli, hin sene gafletle yapılan ibadetten hayırlıdır.

Bir diğer Hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır:

Tejekkrürı saatin hayrun min ibâdeti sittine seneten

Bir saat tefekkür, altmış yıl ibadetten hayırlıdır.

Ey kardeş:

Zikrullah'a devam et ve bu ecre nail ol.. Tefekkürü bırakma, nereden geldigini, nereye gidecegini, ne için yaratıldığını iyi düşün.. Arifler, salihler, âşıklar zümresine dahil ol.. Asla unutma ki, Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretleri salihlerin, âbidlerin, özü ve sözü doğru olanların dostu ve yardımcısıdır.

Rabbim, sizleri ve bizleri bu zümreye ilhak buyursun ve hepimizi onlardan ayırmasın.

Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn EL-FATIHA.

ENVÂR-ÜL-KULUB (Kalblerin Nurları)

DERS: 9 MUNDERECAT:

Tekâsür sûre-i celilesinin tefsiri - Çoklukla öğünmenin ve böbürlenmenin zararları - Insanlar için asıl öğünülecek şeyler nelerdir - Ata, ecdat ve neseple ögünenlere ilıtar - Bu sûre-i celilenin sebeb-i nüzulü - Hz. Isa aleyhisselâma dünya nasıl görünmüş ve neler göstermişti - Dünyaya ve dünya malına aldananların sonları - Senıs-i Tebrizi hazretleri, Mevlânâ'nı kitapların neden havuza atmıştı - Rebia-i Adviyye'nin bir ikaz ve irşâdı - Allahu teâlâ, kulunu neden ve nasıl imtihan eder - Cismani ve ruhanî azaplar nelerdir - Zikir meclisleri halikında Resûl-ü zişânın öğütleri ve müjdeleri - Ahirette bütün ni'metlerden sorulacağız - En büyük ni'met, Ni'metullah olan Resûl-ü zişân efendimizdir - Mulammed bin Vâsi hazretlerinin bir irşâdları - Vücud sıhhati ve boş vakit en büyük iki ni'mettir - Hangi ırk ve mezhepten olursa olsun, dünya yüzünde herkes Resûl-ü zişân efendimize medyun ve minnettardır - Hristiyanların gaflet ve dalâletleri nankörlüklerindendir - Habeş Imparatoru Necaşi'nin muhacir Müslümanlara ikramı ve Resûl-ü Kibriyâ'nn duasına mazhar olması - Müslümanlara eza ve cefa edenlerin dünya ve âhirette rezil ve perişan olduklarının isbatı - Hristiyanlara haklı bir ihtar - Hâtem-i Tâ'i oğlu Adi'nin şeref-i islâm ile müşerref olması hikâyesi - Münâcat..

Sallû alâ seyyidinâ Muhammed Sallû alâ mürşidinâ Muhammed Sallû alâ şefi-i zünûbinâ Muhammed Sallû alâ envâr-i kulûbinâ Muhammed El-Evvelü Allah.. El-âhirü Allah.. Ez-zâhirü Allah.. EIbâtinü Allah.. Hayrihi ve şerrihi min'Allah.. Men kâne fi kalbihi Allah.. Fe-mu'inuhu ve nâsıruhû fid-dâreyni Allah..

Rabbişrahli sadri ve yessir-li emri vahlûl ukdeten min lisani yefkahu kavli ve ufevvidu emri ilallah vallahu basiyrün bil-ibâd..

Sübhaneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ent-el alim-ül-hakim..

Sübhaneke lâ fehme lenâ illâ mâ fehhemtenâ inneke entel cevvâd-ül kerim..

"!o"!.

E'vsü billahi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym Ilhâkünı-iit lekâsürü hattâ zürlüm-ül-mekabir kellâ sevfe tâ'lemûne sümme kellâ sevfe tâ'lemûn kellâ lev tâ'lemûne ilm-el-yakiyn leterevünnel cahiyme sümme leterevünneha ayn-el-yâkıyn sümme le-tüs'elünne yevme'izin an-in.

'.

Et-Tekâsür-1-8 Meal-i münifi: Mal ve evlât bakımından çoklukla öğünmek sizi oyaladı. Hatta, kabirlere gittiğinizde ölülerinizi sayar oldunuz. Oysa, iş öyle değil! Bundan sakının, bütün gay-

Sayfalar 358–367 · Envârü’l-Kulûb I — tarikat.org