Ara
Menü

SOHBET VE KARDEŞLİĞİN EDEBLERİ

1.943 kelime

Ebû Hafs Haddad’a müridin sohbet ve arkadaşlıktaki edebi sorulunca şöyle demiştir: “Mürşid ve büyüklere hürmet etmeye, kardeşleriyle iyi geçinmeye, küçüklere nasihat etmeye, büyüklerin yolunda olmayanla arkadaşlık etmemeye, başkalarını kendine tercih etmeye, din ve dünya işlerinde kardeşinle yardımlaşmaya dikkat et.”

Bunlarla birlikte diğer edebleri şöyle sıralayabiliriz:

1- Kardeşlerin hatâsına göz yummak

Sûfilerin edeblerinden birisi de: kardeşlerinin hatasına göz yummak, gerektiği zaman nasihat etmek, arkadaşının ayıbını gizlemek ve kendisinden gördüğü ayıbdan onu haberdar etmektir. Hz. Ömer (r.a) demiştir ki: “Bana ayıbımı gösteren kimseye Allah rahmet etsin.” Bunda, şahsa büyük bir menfaat vardır.

412- Tirmizî, Zühd, 45; Zebîdî, İthâfu’s-Sâde, VII, 153.

Cafer b. Berkân (k.s) demiştir ki: “Meymun b. Mihran bana dedi ki: “Sevmediğim şeyi bana, yüzüme karşı söyle. Çünkü insan, sevmediği şeyi yüzüne karşı söylemedikçe kardeşine samimi davranmış olmaz.” Demek ki; sâdık olan kimse, kendisine doğruyu söyleyen kimseyi sever. Yalancı ise, nasihat edeni sevmez. Yalancıların nasihati sevmediğine Allahu Teâlâ şu ayet-i kerimede işaret buyurmuştur: “Fakat siz öğüd verenleri sevmezsiniz.” (A’râf (7), 79.) Şunu da hatırlatalım ki, nasihat gizlice olmalıdır. 2- Kardeşlerine hizmet etmek.

Sûfilerin edeblerinden birisi de kardeşlerinin hizmetlerini yerine getirmek ve onların eziyetlerine tahammül etmektir. Bu şekilde müridin cevheri ortaya çıkar. Rivâyet edilir ki; Hz. Ömer (r.a), Abbas b. Abdulmuttalib’in evinde, Safâ ile Merve arasında yol tarafına uzanmış bir oluğun sökülmesini emretti ve söküldü. Bunun üzerine Abbas (r.a), Hz. Ömer’e: “Rasûlullah’ın (s.a.v) oraya eliyle koyduğu şeyi sen söktürdün!” deyince, Hz. Ömer (r.a): “Öyleyse onu oraya senin elinden başkası koymayacak. Ömer’in boynundan başkası da merdivenin olmayacak.” dedi ve onu omuzuna bastırarak, oluğu yerine koydurdu. 3- Elindeki malı ve mülkü kendine ait görmemek. Sûfilerin edeblerinden birisi de hiçbir şeyi kendi mülkü görmemektir. İbrahim b. Şeyban (k.s) demiştir ki: “Biz, (Allah’ın mülkü olduğunu ve onda kardeşlerin de hakkı bulunduğunu unutarak, elindeki eşyayı sırf kendisine ait görüp) “ayakkabım, (çantam, gömleğim! vs.)” diyen kimse ile arkadaşlık yapmazdık. Ahmed el-Kalânisî demiştir ki: “Bir gün Basra’da, müridlerden bir cemaatin yanına vardım. Bana hürmet edip saygı gösterdiler. Günün birinde, onlardan birisine: “Benim izarım nerede?” deyince gözlerinden düştüm. İbrahim b. Ethem (k.s) kendisine bir kimse arkadaş olduğu zaman ona üç şeyi şart koşuyordu: 1) Hizmet işi kendine ait olacak. 2) kendisi okuyacak. 3) Allahu Teâlâ’nın vermiş olduğu malı, kendisi nasıl tasarruf edip kullanıyorsa; arkadaşı da öyle kullanacak. Bunun üzerine arkadaşlarından birisi: “Ben buna güç yetiremem!” deyince, İbrahim b. Ethem (k.s): “Doğru söylemen hoşuma gitti.” demiştir. İbrahim b. Ethem (k.s), bostanlara bekçilik yapar, hasat zamanı çalışır ve arkadaşlarına infak ederdi. Selef-i sâlihinin ahlâklarından biri de şu idi: Onlardan herhangi biri, kardeşinin malından bir şeye ihtiyacı olduğu zaman, kendisine danışıp izin almadan onu kullanırdı. Bu hususa işâret olarak Allahu Teâlâ buyurmuştur ki: “İşleri aralarında ortaklaşa, danışıklı olur ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.” (Şuarâ (42), 38.) Yani iş ve mallardaki tasarrufta ortaktırlar. 4- Arkadaşı her hâliyle kabul edip sevmek Onların edeblerinden birisi de herhangi bir arkadaş kendisine biraz ağır gelince, kendi nefislerini kınıyorlar ve bâtınlarından bunu gidermenin yollarını araştırıyorlardı.

Çünkü kalbin, yakın arkadaş hakkında içinde böyle şeyler bulundurması arkadaşlık hukukunda bir noksanlıktır. Ebû Bekr el-Kettânî (k.s) demiştir ki: “Bir adam bana arkadaş oldu. Kalbimde ona karşı bir ağırlık ve sıkıntı vardı. Bu hâlin kalbimden gitmesini düşünerek, kendisine bir şeyler hediye ettim ama gitmedi. Bir gün onunla yalnız kalmıştım, kendisine: “Ayağını yanağıma koy!” dedim, bundan kaçındı. Kendisine: “Bunu mutlaka yapacaksın” dedim. O da yaptı ve böylece kalbimde kendisine karşı hissettiğim o düşünce kaybolup gitti.” er-Rakki (rah.) demiştir ki: “Şam’dan Hicaz’a kadar gidip bu hikâyeyi Kettânî’ye bizzat sordum ve kendisinden bizzat dinledim.” 5- Fazilet ve üstün gördükleri kimseyi öne geçirmek. Sûfilerin sohbet ve beraberlik edeblerinden birisi de faziletini bildikleri kimseyi öne geçirmek, mecliste kendisine yer açmak, oturulacak yere onları tercih etmektir. Rivâyet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v), Ashabıyla sıkışık bir şekilde oturuyordu. O anda Bedir savaşında bulunmuş bir grup içeri girdi. Mecliste oturacakları bir yere bulamadılar. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), Bedir ehlinden olmayanları kaldırdı, yerlerine onlar oturdular. Bu durum kalkanlara biraz ağır geldi. Bunun üzerine Allahu Teâlâ: “Ey iman edenler! (Peygamber tarafından) size meclislerde: “Yer açın!” dendiği zaman, hemen yer açın ki; Allah da size genişlik versin. “Kalkın!” denilince, derhal kalkın ki; Allah iman edenlerinizi yükseltsin. Kendilerine ilim verilenler için ise (Cennet’te) dereceler vardır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mücâdele (58), 11.) âyetini indirdi.413 Anlatılır ki; Sûfi Ali b. Bündar, ziyâret için Ebû Abdullah b. Hufeyl’in yanına geldi. Beraberce yürümeye başladılar. Ebû Abdullah, Ali b. Bündar’a: “Öne geç!” dedi. O da: “Ne sebepten dolayı?” deyince, Ebû Abdullah: “Çünkü sen, Cüneyd el Bağdâdî’ye kavuştun, sohbetinde bulundun, ben ise ona kavuşamadım!” dedi. 6-Dünya ehli ile arkadaş olmamak Sûfilerin sohbet edeblerinden birisi de bütün dert ve düşüncesi dünyanın fuzuli şeyleri olan kimseyle arkadaşlığı terk etmektir. Bu hususta Allahu Teâlâ buyurmuştur ki: “Artık bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başka da bir arzusu olmayan kimseden yüz çevir?” (Necm (53), 29.) 7-Arkadaşa, karşılık beklemeden güzel muamele etmek Onların arkadaşlık edeblerinden birisi de kardeşlere çokça insaf edip, onlardan insaf beklemeyi “. Ebû Osman el-Hîrî (k.s) demiştir ki: “Arkadaşlığın hakkı; kendi malından kardeşine bolca vermen fakat onun malına göz dikmemen; ona karşı insaflı davranman fakat ondan insaf beklememen; sen ona tâbi olman fakat, onun sana uymasını arzulamaman, ondan sana ulaşan iyilikleri çok görmen fakat, senden ona ulaşanları az bulmandır.”

413- İbnu Kesir, Tefsir, IV, 324-325; Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, V, 190.

8-Yumuşak davranmak Sohbet edeblerinden birisi de kardeşine yumuşak davranmak ve sert, kaba çıkışlarla nefsin ortaya çıkmasını terk etmektir. Ebû Ali er-Ruzbâri (k.s) demiştir ki: “Senden yüksekte olana kaba davranıp hücum etmen ona cefâ olur. Kendin gibilere sert olman kötü bir edebtir; senden aşağıda olanlara haşin davranman ise bir acziyettir.” 9-Es’ef etmemek Sohbet edeblerinden birisi de konuşurken: “Şöyle olsaydı; böyle olmazdı!”, “keşke şöyle olsaydı; şöyle olabilirdi!” gibi sözleri kullanmamaktır. Çünkü sûfiler, böyle şeyleri İlâhî takdire bir itiraz olarak görürler. 10-Ayrılıktan çekinmek Sûfilerin, sohbet ve kardeşlik konusunda dikkat ettikleri edeblerden birisi de arkadaştan ayrılmaktan sakınmak ve arkadaşının dostluğunu korumaya hırslı olmaktır. Anlatılır ki; bir adam birisine arkadaş oldu, sonra da ayrılmak istedi ve arkadaşından izin istedi. O da kendisine: “Bir şartla: Başka birisiyle ancak bizden üste olduğu zaman arkadaş ol. Aynı şekilde her ne kadar o bizden üste de olsa onunla da arkadaş olma; çünkü sen önce bizimle arkadaş oldun.” dedi. Bunun üzerine ayrılmak isteyen adam: “Kalbimden ayrılmak niyeti gitti.” dedi. 11-Küçüklere şefkatli olmak Sohbet edeblerinden birisi de yaşça küçük olanlara ve durumu aşağıda olanlara şefkat göstermektir. Anlatılır ki; İbrahim b. Ethem (k.s) hasat zamanı çalışır ve arkadaşlarına yedirirdi. Hep beraber oruçlu olarak gece toplanıyorlardı. Çoğu zaman İbrahim b. Ethem işten geç kalırdı. Yine bir defasında geç kalmıştı. Arkadaşları: Gelin bu gece o yokken iftar yemeğimizi yiyelim; o da bundan sonra biraz acele etsin!” dediler ve yemeklerini yiyip uyudular. İbrahim b. Ethem (k.s) eve döndüğünde onları uykuda bulunca: “Zavallılar, belki de yiyecek bir şey bulamadan yattılar!” dedi ve biraz un hazırlayarak pişirmek için yuğurdu. Uyandıklarında o, yanağını yere koymuş ateşi üflüyordu. Kendisine: “Ne yaptığını?” sorduklarında: “Belki orucunuzu açmak için bir şey bulamadan yatıp uyudunuz; size bir şeyler hazırlıyayım!” dedi. Onlar da: “Şuna bakınız! Biz ona nasıl davrandık, o bizim için nasıl muâmele ediyor.” dediler. 12-Arkadaşa tam güvenmek. Sûfilerin sohbet ve arkadaşlık konusunda dikkat ettikleri edeblerden birisi de arkadaşı tarafından çağrıldığı zaman: “Nereye?” “Niçin?” “Ne sebeble?” gibi bir şey söylememeleridir. Âlimlerden birisi demiştir ki: “Bir adam arkadaşına: “Bana malından biraz ver!” deyince: “Ne kadar istiyorsun?” dediği zaman, kardeşliğin hakkını gerçek olarak yerine getirmemiş olur.” demiştir. Şâir de şöyle demiştir: Çağırınca bir derde, sormazlardı kardeşe;

Hiç delil aramadan, el atarlardı işe. 13-Kardeşlerine yük olmamak. Sûfilerin arkadaşlık edeblerinden birisi de kardeşleri için külfet ve zahmete girmemektir. Anlatılır ki; Ebû Hafs el-Haddâd (k.s), Irak’a geldiği zaman, Cüneyd el- Bağdâdî (k.s) zahmet edip ona çeşitli yiyecekler hazırladı. Ebû Hafs bundan pek hoşlanmayarak: “Arkadaşlarımız, kendilerine koku ve boyalar ikram edilen nâzik kadınlar gibi oldular!” diye serzenişti bulundu. Bize göre fütüvvet; sıkıntıya girmemek ve hazırda olanı misafire ikram etmektir. Çünkü sıkıntı ve zahmet çoğu zaman misafirin ayrılmasına sebep olur. Sıkıntı olmadığı zaman ise; misafirin durmasıyla gitmesi arasında fark olmaz. 14-Yağcılık yapmamak Sûfilerin arkadaşlık edeblerinden birisi de arkadaşla iyi geçinip idâre etmek ve yağcılık yapmamaktır. İyi geçimle, yağcılık birbirine benzer; halbuki aralarında fark vardır. Müdârat (iyi geçim), arkadaşının iyiliğini ümit ederek, onun iyiliği için kendisiyle iyi geçinip ondan gördüğün sevimsiz şeylere tahammül etmendir. Yağcılık ise; bir mevkiye yerleşmek yahut nefsânî bir şey ele geçirmek niyetiyle yapmacık olarak yapılan hareket ve sözlerdir. 15-Her işte ölçülü davranmak Sûfilerin arkadaşlıktaki edeblerinden birisi de malî ve diğer hususlarda, sıkı cimrilikten kaçınmak ancak israf israfa da dalmadan orta yolu tutmaktır. İmam Şâfii’nin şöyle dediği nakledilir: “İnsanlara karşı eli sıkı tutmak düşmanlıklarını kazanmaya yol açar; onlara iyice açılmak da kötü arkadaşları çekmeye sebep olur.” 16-Arkadaşının kusurlarını örtmek Arkadaşlık edeblerinden birisi de kardeşlerindeki görülmesi ve duyulması uygun olmayan şeyleri örtüp gizlemektir. Bir gün, İsâ Aleyhisselam, ashâbına: “Bir arkadaşınız uyurken rüzgâr elbisesini açsa ne yapardınız?” diye sordu. Onlar da: “Onu örtüp kapatırdık.” dediler. İsâ Aleyhisselam: “Hayır, aksine onun avretini açardınız!” dedi. Ashâbı: “Sübhânallah! bunu kim yapar?” dediler. O da: “Sizden biriniz kardeşi hakkında uygunsuz bir kelime duyar, arkasından ona biraz da kendisi ekleyerek onu olduğundan daha büyük olarak insanlara açıp yayar; bu yaptığınız onun avretini açmaktır.” dedi. 17-Kardeşine gıyâben duâ etmek. Sûfilerin edeblerinden birisi de kardeşleri için gıyâbında günah ve kusurlarına istiğfar etmek ve onlardaki çirkin şeyleri defetmesi için Allahu Teâlâ’ya yalvarmaktır. Anlatılır ki; Allah için kardeş olan iki arkadaştan birisi nefsâni bir aşka düştü. Bunu arkadaşına açarak kendisine:

“Ben böyle bir aşka düştüm; eğer beni Allah için sevmeye devam etmek istemezsen, bunda serbestsin, beni terk edebilirsinI” dedi. O da: “Senin düştüğün bir hatâdan dolayı, aramızdaki kardeşlik bağını çözecek değilim.” dedi ve Allahu Teâlâ’ya, onu hevâsından kurtarıp âfiyete kavuşturuncaya kadar yememeye ve içmemeye söz verdi; kırk gün oruç tuttu, aç kaldı. Arada bir arkadaşına, düştüğü hastalıktan kurtulup kurtulmadığını soruyor; o: “Henüz gitmedi!” dediğinde, oruca ve açlığa devam ediyordu. Kırk günden sonra, arkadaşı hevâ hastalığının gittiğini söyledi; o da normal yiyip içmeye başladı. 18-Kardeşlerini kendisini idâre etmeye mecbur bırakmamak Sohbet ve arkadaşlık edeblerinden birisi de arkadaşlarını, kendisini idâre etmeye muhtaç etmemek, onu özür dilemek zorunda bırakmamak ve ona zor gelen şeylerle sıkıntıya sokmamak, aksine, arkadaşın isteklerini kendi isteklerine tercih etmektir. Ali b. Ebi Tâlib (r.a) demiştir ki: “Arkadaşların kötüsü, seni kendisini idâreye muhtaç eden, özür dilemeye zorlayan ve senin kendisi için külfete girdiğin kimsedir.” Cafer es-Sâdık (rah.) da demiştir ki: “Kardeşlerimin bana en ağır geleni; benim için zahmet ve meşakkate girip, benim de onun hakkını gözetmeye çalışarak sıkıntıya girdiğim kimsedir. Onların bana en huzur verenleri ise; benim, tek başıma bulunduğum andaki gibi, kendisiyle huzurumun bozulmadığı kimsedir.” Ben, Şeyh Ebû Tâlib el-Mekkî (k.s)’nin “Kûtu’l-Kulûb” isimli kitabında, bu mâna ve konuda birçok hikâye gördüm. Bu husustaki güzel şeyleri onun kitabına bırakıyorum. Hepsinin ifade ettiği mâna, netice olarak şudur: Kula, her zaman Mevlâsının rızâsını gözetmesi, her istediğini nefsi için değil Yüce Mevlâsı için istemesi gerekir. Bir kimseye arkadaş olduğu zaman, arkadaşlığı Allahu Teâlâ için seçmeli, kendisiyle Allah adına arkadaş olunca da onun Allah’a yakınlığını artıracak her şeyde kendisine yardımcı olmalıdır. İlâhî edeb ve hakları tam olarak yerine getiren herkese Allahu Teâlâ, nefsini tanımaya ve onun ayıplarını görmeye (özel) bir ilim verir. Kendisine güzel ahlâk ve edepleri tanıtır. Onu, basiretle hakları eda etmeye muvaffak kılar ve kendisini bütün bu hususlarda derin bir anlayış sahibi yapar. Allahu Teâlâ’nın ve halkın haklarına ait hususlarda hiçbir şey ondan gizli kalmaz. Demek ki; bütün noksanlık ve kusurlar, nefsin çirkinliğinden, onun temizlenmeyip, bozuk sıfatı üzere kalmasından kaynaklanmaktadır. Bu sıfattaki bir nefis, kişiye arkadaş olsa; bir ifrata bir tefrite giderek zâlimlik yapar. Hakk’a ve halka ait vecibeleri çiğner geçer. Çeşitli hikâyeler, öğütler ve edepler nefiste fazla bir te’sir yapmaz. Bu durumda nefis, üst taraftan içine su karıştırılıp içinde durmayan ve ona hiçbir fayda da vermeyen bir kuyuya benzer. Fakat nefis, takvâya sarılır ve dünyaya muhabbet etmeyip zühd sâhibi olursa; Allahu Teâlâ’nın tevfiki ile, kendisinden hayat suyu kaynar, ince ve derin anlayış sahibi olur. Hak olanı bilir, hakları yerine getirir ve gerekli edebleri tam olarak koruyabilir.

55. Bölüm · SOHBET VE KARDEŞLİĞİN EDEBLERİ · Avârifü'l-Maârif — tarikat.org