ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
3 sonuç · “ef âl”
01Muhammed Nûrbahş
Seyyid Muhammed Nûrbahş (795/1393, Kāin – 14 Rebîülevvel 869/14 Kasım 1464, Sûlikān); Kübreviyye-Hemedâniyye'den doğan Nûrbahşiyye'nin pîri . Mehdîlik iddiasıyla defalarca tutuklanmış , adına para bastırılıp hutbe okunmuş, sonunda minberde bu iddiadan vazgeçtiğini ilân etmeye mecbur edilmiştir.
ef âl
“İşler, eylemler.” anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle yeni terimler oluşturur. § tam. efâl-i ibâd ç.a. (jU Jl*jl) İnsan için iradeye dayanan ve bireye sorumluluklar yükleyen iş ve eylemler. efâl-i mükellefin ç.a. (jjâL JLûl) “Mükelleflerin yükümlülüklerini yerine getirme.” anlamındaki bu söz, insanların dini bakımdan yükümlülüklerini yerine getirme yolunda davranışları ve bunlarla ilgili hükümleri ifade etmektedir. Hanefî mezhebine bağh bilim adamlan bu yükümlülükleri şöyle sıralamışlardır: “farz, vacip, sünnet, mendûb, mubah, tenzihen mekrûh, tahrimen mekrûh, haram” (bk. bu maddeler). Erişkin bir Müslümanm kendisiyle ilgili yükümlülükleri, emir ve yasakları bilmesi dinin gereği olarak yorumlanmaktadır. efâl-i şer'iyye ç.a. («L^ Jl*îl) Namaz, oruç, ahş veriş, hibe gibi şerî hükümlere bağlı eylemler. efendi a. Sahip, malik, mevlâ: Evin efendisi. 2. Çelebi, seyyid:“jKqy/ü milletin efendisidir.” (M. Kemal). 3. Ululama sözü olup özellikle okumuşlara, ulema ile yazarlara ve kâtiplere özgü bir unvan, ağa karşıtı: Hoca efendi. 4. Hâkim, kadı, molla: İstanbul efendisi. Çelebi, seyyid:“jKqy/ü milletin efendisidir.” (M. Kemal). 3. Ululama sözü olup özellikle okumuşlara, ulema ile yazarlara ve kâtiplere özgü bir unvan, ağa karşıtı: Hoca efendi. 4. Hâkim, kadı, molla: İstanbul efendisi. Ululama sözü olup özellikle okumuşlara, ulema ile yazarlara ve kâtiplere özgü bir unvan, ağa karşıtı: Hoca efendi. 4. Hâkim, kadı, molla: İstanbul efendisi. Hâkim, kadı, molla: İstanbul efendisi.
Sayfalar 680–686
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenab-1 Selman-i Fârisi radıyallahu anh, ölüm döşeğine yatmıştı, ağlıyordu. Kendisine: — Ey Abdullah'ın babası.. Dünyadan ayrıldığına mı tahassür edip üzülüyorsun? diye sordular. —