Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

7 sonuç · “Secere

01
Şahsiyet

Muhammed Garîbullāh el-Hindî

Muhammed Garîbullāh el-Hindî, Hindistan'da Kādiriyye irşadıyla tanınan; icâzet şeceresi Abdülkādir-i Geylânî'ye ulaştırılan şeyhtir.

02
Sözlük

Secere

Ağaç. 2. tas. a Tarikat silsilelerini gösteren şema. b Külli cisim kitlesini yöneten kâmil insan (İFM, ct; İbn Arabi Şeceretü”1-kevn). Şecere-i marifet Marifet ağacı; marifetullah ( SF). Şecere bir ağaçtır ki, Hz. Musa o ağacın olduğu taraftan “Ben Allah'ım,” sesini işitmiştir (Kasas 30). “Ağaç ene'l-Hak der de veli neden demesin”. Şecere-i Taba Taba ağacı; marifet ve güzel ahlak esasları, Şeddi. ar. (4%) 1. Hızâm, bağlama. 2. tas. Fütüvvet ehlinin, kendi mesleklerine ve yollarına girenlerin bellerine bağladıkları kuşak. Bu işleme “bel bağlamak,” “şedd kuşatmak” denir (miyan-bend, leng, izâr) (ia x1:328). Sedd, tutulan yolda sabit kadem olmaya, seyhe teslim olup, vefa göstermeye işarettir. Bkz. Tiğ-bend. Sef's. ar. (شفع) 1. Çift. 2. tas. Halk (yaratma), vahidiyet hazreti, ahadiyet hazretine eklenmedikçe ilâhî isimler zuhur etmez. Oysa ilâhî isimler ancak yaratmayla gerçeklik kazanır. Onun için çift-tek (sef'-vitr) ayrımı yapılmıştır (Kı). Şef” (çift, âlem; vitr (tek), Hak, Zat-ı Hak'tır. Tek olan 1 sayısı nasıl çift olan 2 sayısını içeriyorsa, mutlak varlık olan Hakk'ın Zatı da âlemi içerir; âlem Allah'ta mündemiçtir. 1, 2, 3, 4 gibi sayıların cevheri 1 sayısı olduğu gibi, tek olan Hak da çokluk şeklinde ortaya çıkan âleme göre öyledir. Tüm sayılar, hakikatte bir sayısında mevcut olup onun ma'kül suretleri olduğu gibi, Hakk’a nazaran âlem de öyledir. Bir sayısı yalnızca kendine delâlet ve işaret eder. Diğer sayılar hem kendilerine hem de Ve delâlet ederler. Aslında vitr şef'dir, başkalığı yalnızca zihindedir (iru 162). Hızâm, bağlama. 2. tas. Fütüvvet ehlinin, kendi mesleklerine ve yollarına girenlerin bellerine bağladıkları kuşak. Bu işleme “bel bağlamak,” “şedd kuşatmak” denir (miyan-bend, leng, izâr) (ia x1:328). Sedd, tutulan yolda sabit kadem olmaya, seyhe teslim olup, vefa göstermeye işarettir. Bkz. Tiğ-bend. Sef's. ar. (شفع) 1. Çift. 2. tas. Halk (yaratma), vahidiyet hazreti, ahadiyet hazretine eklenmedikçe ilâhî isimler zuhur etmez. Oysa ilâhî isimler ancak yaratmayla gerçeklik kazanır. Onun için çift-tek (sef'-vitr) ayrımı yapılmıştır (Kı). Şef” (çift, âlem; vitr (tek), Hak, Zat-ı Hak'tır. Tek olan 1 sayısı nasıl çift olan 2 sayısını içeriyorsa, mutlak varlık olan Hakk'ın Zatı da âlemi içerir; âlem Allah'ta mündemiçtir. 1, 2, 3, 4 gibi sayıların cevheri 1 sayısı olduğu gibi, tek olan Hak da çokluk şeklinde ortaya çıkan âleme göre öyledir. Tüm sayılar, hakikatte bir sayısında mevcut olup onun ma'kül suretleri olduğu gibi, Hakk’a nazaran âlem de öyledir. Bir sayısı yalnızca kendine delâlet ve işaret eder. Diğer sayılar hem kendilerine hem de Ve delâlet ederler. Aslında vitr şef'dir, başkalığı yalnızca zihindedir (iru 162). Çift. 2. tas. Halk (yaratma), vahidiyet hazreti, ahadiyet hazretine eklenmedikçe ilâhî isimler zuhur etmez. Oysa ilâhî isimler ancak yaratmayla gerçeklik kazanır. Onun için çift-tek (sef'-vitr) ayrımı yapılmıştır (Kı). Şef” (çift, âlem; vitr (tek), Hak, Zat-ı Hak'tır. Tek olan 1 sayısı nasıl çift olan 2 sayısını içeriyorsa, mutlak varlık olan Hakk'ın Zatı da âlemi içerir; âlem Allah'ta mündemiçtir. 1, 2, 3, 4 gibi sayıların cevheri 1 sayısı olduğu gibi, tek olan Hak da çokluk şeklinde ortaya çıkan âleme göre öyledir. Tüm sayılar, hakikatte bir sayısında mevcut olup onun ma'kül suretleri olduğu gibi, Hakk’a nazaran âlem de öyledir. Bir sayısı yalnızca kendine delâlet ve işaret eder. Diğer sayılar hem kendilerine hem de Ve delâlet ederler. Aslında vitr şef'dir, başkalığı yalnızca zihindedir (iru 162).

03
Sözlük

ashâbu’ş-şecere

Hudeybiye Savaşı sırasında ağaç altında Hz. Peygambere biat eden sahabîlere verilen ad

04
Sözlük

Şecere-İ Pâk-İ Muhammedî

Muhammed aleyhisselâmın mübârek, temiz soy kütüğü, soy ağacı. Allahü teâlâ Şecere-i Pâk-i Muhammedî ile ilgili olarak meâlen buyurdu ki: Sen, yâni senin nûrun hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır. (Şuarâ sûresi: 219) (Senâullah Dehlevî) Şecere-i pâk-i Muhammedî'nin ilk ferdi Âdem aleyhisselâmdır. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem nûru, babadan oğula geçerek mü'min olan Târûh'a, (İbrâhim aleyhisselâmın babası) ondan da İbrâhim aleyhisselâma, sonra oğlu İsmâil aleyhisselâma geçti. Ondan da evlâdlarından Adnan'a intikâl etti. Şecere-i pâk-i Muhammedî'de bulunan ve babası Abdullah'a kadar olan dedeleri şunlardır: Adnan, Mead, Nizâr, Mudar, İlyas, Müdrike, Huzeyme, Kinâne, Nadr, Mâlik, Fihr, Gâlib, Lüveyy, Ka'b, Mürre, Kilâb, Kuseyy, Abd-i Menâf (Mugîre), Hâşim (Amr), Abdülmuttalîb (Şeybe), Abdullah bin Abdülmuttalîb. (Altıparmak Muhammed Efendi)

05
Sözlük

Şecere-İ Rıdvân

628 (H.6) senesinde yapılan Hudeybiye andlaşmasından önce Medîneli müslümanların, altında Peygamber efendimize ve İslâm dînine bağlı kalacakları husûsunda bağlılık yemîni ettikleri ağaç. Hudeybiye andlaşması imzâlanmadan önce Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem anlaşma şartlarını görüşmek ve konuşmak üzere hazret-i Osman'ı Mekkeli müşrikler tarafına gönderdi. Müşrikler, hazret-i Osman'ın anlaşmayla ilgili tekliflerini kabûl etmedikleri gibi, onu alıkoydular. Bu haber, Eshâb-ı kirâma Osman şehîd edildi diye ulaştı. Durumu işiten Peygamber efendimiz de, çok üzüldü ve buyurdu ki: "Bu haber doğru ise, bu kavimle çarpışmadıkça buradan ayrılmayacağız" Sonra orada bulunan Semûre ağacının altına oturup; "Allahü teâlâ bana bîat etmenizi emr etti" buyurarak Eshâbını bîate dâvet etti. Eshâb-ı kirâm da, Peygamber efendimizin eli üzerine ellerini koyarak; "Allahü teâlâ sana zafer ihsân edinceye kadar önünde çarpışa çarpışa fethi gerçekleştirmek veya bu uğurda şehîd olmak üzere bîat ettik" diye söz verdiler. Peygamber efendimiz Şecere-i rıdvân adı da verilen Semûre ağacının altındaki bîattan çok memnun oldu. (Abdülhak-ı Dehlevî, Senâullah Pâni Pütî)

06
Sözlük

Şecere-İ Tayyibe

Temiz ağaç. Bütün iyiliklerin ve güzelliklerin kaynağı olan İslâmiyet'e verilen ad. Zâhir (beden) her zaman İslâmiyet'in emirlerini yapmaya mecbûrdur. Bâtın (kalb) da hakîkatin işleriyle meşgûl olur. Bu dünyâda amel, ibâdet lâzımdır. Bu amellerin bâtına çok faydaları vardır. Yâni bâtının (kalb ve rûhun) ilerlemesi, zâhirin İslâmiyet'e uymasına bağlıdır. Zâhirin (bedenin) işi İslâmiyet'e uymak, bâtının işi de İslâmiyet'in meyvelerini, faydalarını toplamaktır. İslâmiyet, bütün kemâlâtın (olgunlukların) kaynağı, bütün üstünlüklerin ve iyiliklerin temelidir. İslâmiyet'in fayda ve meyve vermesi sâdece bu dünyâya mahsûs değildir. Âhiretin kemâlâtı (olgunlukları, üstünlükleri) ve sonsuz nîmetleri de İslâmiyet'e uymanın netîceleri ve meyveleridir. Görülüyor ki, İslâmiyet öyle bir Şecere-i tayyibedir ki, onun meyveleri ile bütün âlem dünyâda da, âhirette de faydalanmaktadır. Bütün faydalar ondan çıkmaktadır. (İmâm-ı Rabbânî)

07
Eser

Sayfalar 357–363

Muzaffer Ozak Külliyatı · erzak çekerdi. Işte, o erzakları bağlayan iplerin çürüğüdür.» buyurmuşlardır. Cenabı-fâtihi-Hayber, Sakiyi-kevser efendimiz her gece kimsenin haberi olmadan arkasında taşıdığı yiye