Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

8 sonuç · “Mukayyed

01
Sözlük

tefvîz-i mukayyed

tefvîz-i mukayyed a. fik. Sınırh yetki devri.

02
Sözlük

vasiyet-i mukayyede

vasiyet-i mukayyede a. (tf^ ftk. Belirlenmiş bir olay, bir zaman veya mekân ile sınırlı olan vasiyet.

03
Sözlük

mâ'-ı mukayyed

Herhangi bir katkı L) u maddesiyle oluşmuş ve tabiî z hâlinden çıkmış su. Söz gelişi, n meyve suları, gül suyu gibi. k Bunlar temiz olmakla beraber abdest ve gusül için kullanılamazlar

04
Sözlük

vâcib-i mukayyed

Şairin, yerine getirilmesi için belirli bir vakit koyduğu vacip için kullanılan terim. Söz gelişi, vakti içinde eksik kılman namazın aynı vakitte tam olarak eda edilmesi gibi

05
Sözlük

Mukayyed

Kayıtlanmış, bağlanmış; mutlak olmayan, bir sıfat, hâl, gâye veya şarta bağlı olan lafız (söz). Nisâ sûresinin doksan ikinci âyet-i kerîmesinde bir mü'mini hatâ ile öldürenin, keffâret (cezâ) olarak mü'min bir köle âzâd etmesi, buna gücü yetmezse, iki ay aralıksız oruç tutması lâzım geldiği bildirilmiştir. Âyet-i kerîmede köle kelimesi mukayyeddir. Çünkü, mü'min sıfatıyla kayıtlanmıştır. (Serahsî) Mâide sûresinin seksen dokuzuncu âyet-i kerîmesinde yemin keffâreti için bir köle âzâd etmek, yâhut on fakiri doyurmak, yâhut onları giydirmek olduğu, bu üçünden birini yapamayanın üç gün ardarda oruç tutması îcâbettiği bildirilmiş, böylece; "Üç gün oruç tutma" işi ondan önceki üç şeyden birine gücü yetmeme şartı ile mukayyeddir. (Serahsî)

06
Sözlük

Mukayyed Müctehid

Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, dînî delillerden (kaynaklardan) yeni hüküm çıkaran İslâm âlimi. Müctehid fil mezheb de denir. (Bkz. Müctehid)

07
Eser

BİDAYET (başlangıç) VE NİHAYET HALLERİNİN SIHHATİ

Avârifü’l-Maârif · 63. bölüm · Şeyhimiz Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah) bize, Hz. Ömer’den (r.a) nakille, Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etti: “Muhakkak ki bütün ameller niyetlere

08
Eser

Sayfalar 160–167

Muzaffer Ozak Külliyatı · şerifleri bildiğin gibi içtihat eyle.. Fakat, kendi anladığın kadarına ümmet-i Muhammed'i dâvet ederek, saf ve mâ'sum insanları idlâl etme.. Çünki yalan - yanlış içtihatlarından ke