ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
89 sonuç · toplam 89 · “Fârûk” · 1/4
01Fârûk
"Doğru ile yanlışı birbirinden ayıran" mânâsına hazret-i Ömer'in lakabı. Bir gün Peygamber efendimize bir münâfık (kalbi ile inanmayıp inanır görünen) ve bir yahûdî bir dâvâ ile geldiler. Peygamber efendimiz aralarında hükmeyledi. Yahûdînin…
Fârukiyye
Hz. Ömer (r)’e nisbet edilen bir tasavvuf okulu.
Ebû Saîd Şah el-Fârûkî
Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i y…
Hacı İmdâdullah Tehânevî
Hacı İmdâdullah Tehânevî (1818–1899), Çiştiyye'nin Sâbiriyye kolunda yetişen, 1857 sonrasında Mekke'ye yerleşen ve Diyûbend çevresinin önde gelen âlimlerine mânevî rehberlik eden Hintli sûfî ve müelliftir.
Miyân Mîr
Miyân Mîr (957/1550, Sivîstan – 7 Rebîülevvel 1045 / 21 Ağustos 1635, Lahor); Kādirî şeyhi. Vahdet-i vücûdu Hint alt kıtasında en etkili savunan sûfîlerden ; Bâbürlü hânedanının dört kuşağı ona bağlıydı. Amritsar'daki Altın Mâbed'in temel m…
Hırka-İ Faruk
Faruk’un hırkası anlamında Arapça bir tamlama. Silsilesi Hz. Ömer (ra)’de sonuçlanan tarikatlarda, müridin, irâdesine girdiği mürşidden giydiği şeye denir. Bu hırka üç yönden tanınmıştır: 1. Üveysel-Karanî, 2. Ebu Müslim el-Havlânî, 3. Ebu…
Eserleri ve metinleri
Hacı İmdâdullah Tehânevî · Cenab-ı Hak cümlemizi maz har-ı şefaati buyursun. Nezaket-i beyaniyyesine misal olarak Vahdet-i Vücud Risalesi'nden bir nebze bahs edeceğim: Bunun aslı Farisi lisanı üzre yazılmış, tercümesini zamanımız urefa-yı…
Muhkemât
Kur'ân-ı kerîmdeki mânâsı açık, meydanda olan, anlaşılabilen âyet-i kerîmeler. Muhkemin çoğulu. (Bkz. Âyet) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Ey Habîbim!) Sana Kur'ân'ı, Allahü teâlâ inzâl etti (indirdi) . Onun bir kısmı muhk…
Hurûf-I Mukattaa
Kur'ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler. Elif lâm mîm, Yâsîn, Elîf lâm râ... gibi. Hurûf-ı mukattaa, bulunduğu sûreden bir âyettir. Manâsı kapalı olan müteşâbih…
Tayyib
1. Helâl. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: Ey îmân edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin tayyib olanlarından yiyin! (Bekara sûresi: 172) Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın…
Ma'nevî Hastalık
Kalbe gelen yanlış îtikâd (inanç); insanın doğruyu, gerçeği görmesine mâni olan perde; îtikâdî bozukluk ve düşünce. Dünyâya ve haramlara düşkün olma; kibir ve riyâ gibi kalb hastalığı. Allahü teâlânın var ve bir olduğu, Muhammed aleyhisselâ…
Kıymet
Değer, îtibâr, üstünlük. İnsanın kıymeti ilim ve edeb iledir. Mal ve neseb (soy) ile değildir. (İmâm-ı Şâfiî) İnsanın kıymeti, îmân ve mârifetle (Allahü teâlâyı tanımak, bilmekle)dir. Mal ve mevki ile değildir. (Muhammed Ma'sûm Fârûkî)
Kıyâs
Bir şeyi diğer bir şeyle ölçme, bir şeyi başka şeye benzetme; hakkında nass (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf) bulunmayan bir mes'elenin hükmünü, buna benzeyen ve hakkında nass bulunan başka bir mes'elenin hükmüne benzeterek anlama. Haşr sûre…
Mürevvic-Üş-Şerîa
İnsanları dînin emirlerine uymaya teşvîk eden mânâsında Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendî'nin lakabı. Mürevvic-üş-Şerîa Muhammed Ubeydullah Serhendî kaddesallahü sirreh, Hazînet-ül-meârif kitabı…
Muhabbet-İ Resûlillâh
Peygamber efendimizin sevgisi. Hazret-i Ali, muhabbet-i Resûlillah makâmının en son derecesine ulaşmış; cânını ve malını, O'nun yoluna fedâ etmiştir. (Ahmed Fârûkî) Müslüman kimse, Eshâb-ı kirâmın (Resûlullah efendimizi görüp, sohbetinde ye…
Kemend-İ Mahbûb-İ İlâhî
Allahü teâlânın sevdiklerini kendisine çekmek için gönderdiği sebebler, dert, belâ ve sıkıntılar. Belâ, kemend-i mahbûb-ı ilâhîdir. Âşıkları mahbûba (sevgiliye) döndürüp, ondan başkasına yönelmelerine mâni olur. (Ahmed Fârûkî)
Kelime-İ Temcîd
"Lâ havle velâ kuvvete illâ billah" sözü.ÊMânâsı; "Güç ve kuvvet ancak Allahü teâlâdandır" demektir. Îmâm-ı Rabbânî hazretleri, din ve dünyâ zararlarından kurtulmak için, her gün beş yüz kerre Kelime-i temcîd okurdu. (Senâullah-ı Pâni Pûtî)…
âdet-İ İlâhiyye
Sünnet-i ilâhî; Allahü teâlânın kânûnu. Allahü teâlânın bir şeyi yaratmak için arada bulundurduğu sebebler. Bu sebebler tecrübe ile anlaşılır. Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi şöyledir ki, her şeyi bir sebeble yaratmaktadır. Fakat sebebler…
Berzâh âlemi
Dünyâ ile âhiret arasındaki âlem; kabir âlemi. Berzâh âleminde ölülerin hâli, dirilerin hâli gibi değildir. Dünyâ hayâtında hem his (duygu), hem de irâde (istek) ile hareket vardır. Berzâh hayâtında ise, hareket etmek lâzım değildir, elem (…
Kadere Rızâ
İnsanın, Allahü teâlânın kendisi hakkında takdîr ettiği şeylere rızâ göstermesi, hoşnud olması başına gelen belâ ve musîbetlere sabredip, boyun eğmesi. Kendinize, evlâdınıza kötü duâ etmeyiniz. Allah'ın kaderine rızâ gösteriniz. Nîmetlerini…
Kabz Ve Bast
Tasavvuf yolunda ilerleyenlerde görülen sıkıntı ve ferahlık. Kabz (sıkıntı, daralma) ve bast (ferahlık ve genişlik) insanı uçuran iki kanat gibidir. Kabz hâli gelince üzülmeyiniz. Bast sâhibi olunca da sevinmeyiniz. (İmâm-ı Rabbânî) Hâlleri…
Ecel
Belli vakit. Hayâtın sonu. Hayat sâhibinin, canlının ölümü için Allahü teâlânın takdir ve tâyin ettiği vakit. Allahü teâlâ insanları yaratırken, ecellerini, ömürlerini ve rızıklarını takdir etmiştir. ( Hadîs-i şerîf-Berîka ) Hadîs-i şerîfte…
Akl-I Meâd
Ebedî rahata kavuşmak, Cennet'te ebedî kalmak ve Cehennem azâbından kurtulmak için hâlini ıslâh etmeyi, düzeltmeyi düşünen, uzak görüşlü, dünyâya değil, âhirete değer veren akıl. Akl-ı meâd, peygamberlerde (aleyhimüssalevâtü vetteslîmât) ve…
Aleyhimürrıdvân
Allahü teâlânın rızâsı onların üzerine olsun veya Allahü teâlâ onlardan râzı olsun mânâsına duâ ve hürmet ifâdesi. İkiden fazla Eshâb-ı kirâmın ismi anıldığında, işitildiğinde ve yazıldığında söylenir ve yazılır. Bir kişi için aleyhirrıdvân…