ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
6 sonuç · “Dehân”
01Ebû Muhammed Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânî el-Buhârî
Ebû Muhammed Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânî (ö. 682/1283-84), Kahire’de hankahı belgelenen Yûnusiyye çevresinin pîri; Sa‘deddin el-Cebâvî’nin baba ve mürşid halkası olarak Sa‘diyye geleneğine bağlanan sûfîdir.
Şah Abdullah ed-Dihlevî
Şah Abdullah ed-Dihlevî, diğer adıyla Gulâm Ali (1156/1743–1240/1824), Mazhar Cân-ı Cânân’dan sonra Delhi’de Hânkāh-ı Mazhariyye’yi yöneten; hadis ve tefsir dersleriyle tasavvuf terbiyesini birleştiren ve Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’yi yetiştiren Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Şeyh Emîn b. Sırrî Eşrefî
Sırrî Efendi’nin dâmâdıdır. Otuzdokuz sene post-ı pîrâ-yı meşîhat oldular. Mübârek bir zât imiş. Cenâb-ı Hak rahmet eylesin. 1261/(1845)’de rahmet-i Rahmân’a kavuşup, cesed-i lâtîfi civâr-ı Hazret’de hıfz edilmiştir. Emîn Efendi’nin zamân-ı meşîhatinde, 1238/(1823) senesi, Tophâne harîk-ı kebîrinde, hânkâh muhterik oldu. Sultân
Dehân-ı küçek
Küçük ağız. Tasavvufî terminolojide sıradan kavrayış ve vehimle kuşatılamayan ince, mânevî söz söyleme kabiliyeti için kullanılan bir mecazdır.
Dehân
Farsça deh ağız, dehân ağızlar demektir. Zahiren konuşma özelliği demektir, ilâhî işaretler ve uyanlar. Hakk’ın kelâmı, Dehân-ı küçek: Küçük ağızlar, demektir. Anlayış ve vehmden mukaddes olan konuşma özelliği.
Sayfalar 239–244
Muzaffer Ozak Külliyatı · Meal-i münifi: Onlar, o kâmil akıl sahipleri ki, ayakta iken, otururken ve yanları üstünde yatarken, hep Allahu teâlâ'yı zikrederler. Ey âşık-ı sadık: Refah ve saadet günlerinde, d