ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
2 sonuç · “Abdu’r-Raûf”
01Arabzâde Abdurraûf Efendi
Arabzâde Abdurraûf Efendi (932/1525-26–1009/1600), Vâiz Mollâ Arab’ın oğlu; yüksek medreselerde müderrislik yapan ve Osmanlı coğrafyasının başlıca kadılıklarında görev alan âlimdir.
Abdu’r-Raûf
er-Raûf, şefkatli, demektir. Allah’ın re’fet ve rahmetine mazhar kıldığı kuldur. Bu kul, şer’î hudud hariç, insanlara çok re’fetli (şefkatli) olur. Allah’ın onun üzerine bağlı bulunan hükmü ve kazası gereği, günahtan dolayı kendine vacip kılmanı ve haddi, rahmet şeklinde görür. Her ne kadar dıştan nikmet gibi görünse de… Bu durumu, sadece havassu’l-havass seviyesinde bulunanlar, zevken bilirler. Zahiren üzerindeki haddi uygulamak, bâtınen ona acımanın ayn’ı dır. Kur’an’da onbir yerde geçer.ABDU’R-RAŞîD: er-Raşîd, bütün işleri isabetli ve hedefine ulaşıcı, irşâd edici demektir. Allah’ın er- Raşîd ismiyle tecellî etmek suretiyle rüşdünü nasib ettiği kula, Abdu’r-Raşîd denir. İbrahim (a)’e dediği gibi: “Andolsun ki, daha önce ibrahim’e de, akla uygun olan (rüşd)ı göstermiştik…” (Enbiyâ/51). işte bundan sonra, halkı Allah’a, ma’âş ve me’âd konularında dünyevî, uhrevî maslahatlara yöneltmek üzere irşada başladı. Kur’an’da üç yerde geçer.