ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
298 sonuç · toplam 298 · “derece” · 7/13
01Abdiyyet
Kulluk makamı. Evliyâlığın en yüksek makâmı, derecesi. İyilikleri Allahü teâlâdan bilip kendinden bilmemek. Allahü teâlânın lütf ve ihsânı ile Abdiyyet derecesine ulaşmak istiyen kimsenin, Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve selleme tam olar…
Edeb
1. Güzel hallere ve huylara sâhib olma ve utanılacak hareketlerden sakınma, her hususta haddini bilip, sınırı gözetme hâli. Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk'a kavuşamaz. ( İmâm-ı Rabbânî ) Allahü teâlâya karşı edeb,…
Şevk
2.2.3. Şevk Muhabbetin daha ileri bir boyutunu ifade eden şevk ( قوشلا) kavramını Serrâc haller arasında ele almıştır.984 Ebû Tâlib el-Mekkî şevki muhabbet makamlarından daha üstün bir mertebede görerek müşâhede makamlarından biri olarak s…
Ebdâl
Bedeller. Dünyânın nizâmı, düzeni ile vazîfeli olup, Allahü teâlânın insanlardan gizlediği büyük zâtlar. Biri vefât edince, yerine başkası getirildiğinden bu isimle anılmışlardır. Bunlara Ricâlü'l-Gayb da denir. Ümmetim arasında her zaman k…
Akl (akıl)
İdrâk kuvveti, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırmaya yarayan kuvvet. ... Akıl, sâhibini iyiliğe götürür, kötülükten alıkor. Aklı olgunlaşmadıkça kişinin dîni doğru ve îmânı kâmil (olgun) olmaz. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)…
Esahh
En sahîh, en sıhhatli, en doğru olan. Bir mes'elenin hükmü hakkında müctehid âlimlerin kavillerinden (sözlerinden, ictihadlarından) en doğru olanı. "Esahh" sözü, "sahîh, doğru" sözünden daha kuvvetlidir. Bir müctehidden bir iş hakkında iki…
Mükâşefe
Kalb gözü ile görmek. Tasavvuf yolunda olanların kalbine gelen müjdeler üç kısımdır. Bunlar; rüyâ, vâkıa (uyku ile uyanıklık arasında) ve mükâşefeler hâlindedir. Mükâşefelerle gelen müjdelerin yüzde doksanı hak ve hakîkate uygundur. Mükâşef…
Aleyhimürrıdvân
Allahü teâlânın rızâsı onların üzerine olsun veya Allahü teâlâ onlardan râzı olsun mânâsına duâ ve hürmet ifâdesi. İkiden fazla Eshâb-ı kirâmın ismi anıldığında, işitildiğinde ve yazıldığında söylenir ve yazılır. Bir kişi için aleyhirrıdvân…
Eshâb-I Kehf
Mağara arkadaşları; Îsâ aleyhisselâmdan sonra din düşmanları her tarafı kapladığı bir zamanda, dinlerini korumak için her şeylerini terk edip, hicret eden ve Efsûs (Tarsus)'daki mağarada bulunan yedi kişi ile Kıtmîr adındaki köpekleri. Kur'…
Hâdî (el-Hâdî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarından dilediğine doğru yolu gösteren, kullarının havâssına (seçilmişlerine) doğrudan insanların avâmına (havâsstan aşağı derecede olanlara) yarattıkları varlıkları vâsıtasıyla k…
Batn
Arapça, karın, iç vs. gibi manaları ihtiva eder. Zahr, Kur’ân’ın lafzı, batn ise te’vilidir. Yine, kıssa şeklen zahr iken, ondan alınacak nasihata batn denmiştir. Kur’an’ın tilavetine zahr, okunan âyet üzerinde düşünmeye batn denir. Yine, i…
Azîzan
Azizler. Kelimenin sonundaki ân takısı Arabça'da ikilik, Farsça'da çokluk ifâde eder. 1. "İki azîz (velî)" mânâsına İslâm âlimlerinin ve evliyânın büyüklerinden Ali Râmitenî hazretlerine verilen lakab. Bir defâsında Ali Râmitenî hazretlerin…
La'b
Oyun, boş şey. Oyun ile boş yere vakit geçirme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki, dünyâ hayâtı elbette la'b ve lehv (eğlence) ve zînet yâni süslenmek ve tefâhür yâni öğünme ve malı, parayı ve evlâdı çoğaltmaktır.…
Ledünnî İlmi
Allahü teâlânın vergisi, ihsânı olan mânevî ilim. (Bkz. İlm) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Orada kendi indimizden bir rahmet (vahy ve nübüvvet veya uzun ömür) verdiğimiz ve ona ledünnî ilmi öğrettiğimiz kullarımızdan birin…
Müctehid-İ Fiş-Şer'
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkarırken, kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna müctehid-i mutlak da denir. (Bkz. Müctehid-i Mutlak) Dört mezhebdeki fukahâ (dînî hükümleri bildiren fıkıh âli…
Müctehid-İ Mukayyed
Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, delîllerden yeni hükümler çıkaran İslâm âlimi. Mukayyed müctehid. (Bkz. Müctehid fil-Mezheb) Müslümanlar, ya müctehid (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkaran İslâm âlimi)…
Müdrike
İdrak edici, anlayıcı, bilici kuvvet. İnsan rûhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu rûhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu iki kuvvetile hayvanlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi idrâk edici olan Kuvve-i âlime ve müdrike denilen bilic…
Sâbiûn-I Evvelûn
Dinlerini muhâfaza için yurtlarından ayrılan, Resûlullah sallallahü aleyhi ve selleme son derece bağlılık gösteren muhâcirlerden, iki kıbleye karşı namaz kılmış olanlar veya Bedr gazvesinde (harbinde) bulunanlar veya Hudeybiye'de Bîat-ür-Rı…
Tabakât-I Muhaddisîn
1.Resûlullah efendimizin işleri, sözleri ve hâllerini öğreten hadîs ilmi ile uğraşan İslâm âlimlerinin dereceleri. 2. Hadîs âlimlerini derecelerine göre sıralayıp, hayatlarını ve eserlerini anlatan kitaplar.
Ta'ziye
Ölen kimsenin yakınlarına sabır, ölene rahmet dileme. Resûlullah sallallahü aleyhi ve selem Eshâb-ı kirâmdan (arkadaşlarından) Mu'âz bin Cebel'e yazdırdığı ta'ziye mektûbunda buyurdu ki: Allahü teâlâ sana selâmet versin! O'na hamd ederim. H…
Tecellî-İ Cemâl
Allahü teâlânın cemâlinin zuhûru. Cennet'te mü'minlerin makbûl olanları, her sabah ve akşam, derecesi aşağı olanlar ise, her Cumâ günü ve kadınlar, dünyâ bayramı gibi yılda birkaç kere tecellî-i cemâl ile şerefleneceklerdir. (Mevlânâ Hâlid-…
Tekmîl Makâmı
Olgunlaştırmak, tamamlamak, kemâle erdirmek makâmı. Tasavvufta başkalarını yetiştirebilmek derecesine ulaşma. Tasavvuf yolunda nihâyete kavuştuktan sonra geriye dönenler, irşâd (öğretme, yetiştirme) ve tekmîl makâmına kavuşur. Allahü teâlân…
Te'lîf
Başkalarının sözlerini kendine mahsus bir sıra ile toplayıp kitâb hâline getirme. Kalp ve rûh ilimlerinin mütehassısları ya kitab tasnîf ederler veya te'lif ederler. Tasnif demek, bir ârifin kendine bildirilen ilimleri, esrârı, dereceleri y…
Temelluk
İfrât (aşırı) derecede tevâzû. Temelluk, müslüman ahlâkından değildir. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Adiy) Temelluk ancak üstâda ve tabibe karşı câizdir. Başkalarına karşı câiz değildir. (M.Hâdimî) Muallim ile tabîbe, Temelluk etmek lâzımdır. Tabîbi…