ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
230 sonuç · toplam 230 · “Belâ” · 7/10
01Abdu’s-Sabûr
es-Sabûr, çok sabırlı demektir. Bu kul, es-Sabûr isminin kendisinde tecellî etmesi sebebiyle, işlerde sebatlı hale gelmiştir. Cezalandırmada, muaheze etmede acele etmez, musibetlerde sabırsızlık göstermez, mücahedelerde, (Allah’ın tâat konu…
Abdu’s-Samed
es-Samed, arzu ve ihtiyaçları sebebiyle, herkesin yöneldiği ulular ulusu bir müstağni demektir. Hayırları yardım olarak ulaştırdığı, belâları kaldırdığı için, kendisine ihtiyâç duyulan, samediyyet’in zuhur ettiği kuldur. Onun vasıtası ile,…
Abdu’ş-Şekûr
eş-Şekûr, az iyiliğe çok mükâfat veren demektir. Bu kul, Rabbisine daimî şükür halindedir. O, ni’meti ancak O’ndan gelmiş olarak görür. Bela ve cezalandırma şeklinde bile olsa O’ndan gelen her şeyi, sadece ni’met olarak değerlendirir. Çünkü…
Ceng
Farsça savaş demektir. Allah’ın, kulunu çeşitli belâlar ile imtihan etmesidir. Bu imtihan, maddî ve manevî musibetler ile olur. “İnsanlar, imtihandan geçmeksizin, inandık demekle kurtuluvereceklerini mi zannediyorlar” (Ankebût/2) âyetinde a…
Eyyüb Sabrı
Hz. Eyyub (a) birçok belalara maruz kalmış ve bunlara sabretmiş bir peygamberdir. İşte bu yüzden sabır, Hz. Eyyûb ile adeta özdeşleşmiştir. Anadolu İslam muhitinde buna işaret etmek üzere, bazı aileler doğan çocuklarına “Eyyüb Sabri” adını…
Havariyyun
Her devirde sadece bir tane havari olur. Hz. Peygamber (s) zamanındaki havari, Zübeyr b. el-Avvâm (r)’dır.
Muhib
Arapça, seven demektir. Tasavvuf yolunu ve o yolda gidenleri seveni ifade eder. Tasavvuf yolunu seven, fakat o yola girmemiş kişiye muhib derler. Bektaşîlik’te Muhiblik ilk derecedir. Bundan sonra dervişlik, babalık ve halifelik gelir. Mevl…
Nasib Almak
Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde dey…
Sabık
Arapça, önceki, geçen, anlamına ism-i fail. Sabık, hallere sahib kişiye denir. Bu durumdaki kişi, Allah’ın muradı karşısında, kendi isteğinden vazgeçmiştir. Sâbık’ın Allah’a heybet üzere ibadet ettiği, Rabbisini unutmadığı, belâlardan lezze…
Sabr
Birini bir şeyden alıkoymak, hapsetmek, tutmak, dayanmak, sabretmek vs. gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Başına gelen belalara, sıkıntılara dayanmaya sabır dendiği gibi, Allah’a ibâdette devam ve isyandan sürekli kaçmaya da sabır deni…
Sakînâme
Divan şâirlerinin sâkî ve şarabın övülmesi ve sâkîden şarap istenmesi konusunda yazdıkları manzumeler hakkında kullanılan bir tâbirdir.Sakî tut elim ki, hasta hâlim Gam rehgüzerinde pâyimalim,Sensin, meni mübtelâya gamhâr, Senden özge dahi…
Söz
Tasavvuf söz değil, yaşama işidir. Bir başka deyişle, tasavvuf ehli, laf (kâl)’a değil, yaşama (hâl)’ya önem verir. Ancak konuşma söz konusu olduğunda, Hz. Peygamber (s) gibi, az sözle çok mânâ ifâde etmeye (camiu’l-kelim olmaya) dikkat ede…
Şikayet
Türkçemizde de kullanılan Arapça bir kelime. Tasavvufta bela gelince, belayı gönderen Allah, kula şikayet edilmez, şikayet, Hz. Yakub (a)’un yaptığı gibi, (Hüznümü, kederimi ancak Allah’a sızlanırım, Yûsuf/86) yine belayı gönderen Allah’a y…
Tesüm
Arapça, teslim olmak, boyun eğmek anlamındadır. Cürcani’nin tanımıyla teslim; Allah’ın emrine boyun eğmek, hoşuna gitmeyen hususlarda itirazı terketmek veya kazayı rıza ile karşılamaktır. Dışta ve içte herhangi bir değişme olmaksızın inen b…
Yaş Kesen El Kurur
Kurumamış ağacı kesmemek gerek. Çünkü bir ağacın yetişmesi uzun yıllara ve hatta masraflara mal olmaktadır. Çağımızın çevrecilik hareketi, orijinal değildir. Bizim kültürümüzde, ağacı, ormanı, yeşili sevmek, korumak, atasözlerimize girerek,…
Zahm
Farsça, yara, bere demektir. Kudüm çalınan iki karış uzunluğundaki çubuklara, zahme denir. Erenlerin aleyhinde konuşan kişi, eğer bir kaza belaya uğrarsa, “erenlerin zahmine uğradı” veya “zahm yedi” denir.
Zehâiru’llah
Arapça, Allah’ın zahireleri, demektir. Allah’ın zahireleri, O’nun veli kullarıdır. Zahirenin yoksulluğu kaldırdığı gibi, bu zevatın hürmetine Allah kullarına gelecek be-laları kaldırır.
Zerafet
Zarif, zeki olmak, belağatli konuşmak, hazakat gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Maddeden sıyrılmak suretiyle görülen Hakk’ın nurları.
Zülf
Farsça, yanağın iki yanına sarkan saça denir. Hiç kimsenin ulaşamadığı gaybî hüviyyet. Hakk’ın zâtı ve künhü, Küfr-i zülf: Siyah saç,Dila her muyu bir ejder görünür ol zülfün, Nice bin ejderi bir yerde tahayyül ne belâNef’îPiç-i zülf : Kıvr…
Levh-Ül-Mahfûz
Korunmuş levha; Allahü teâlânın takdir ettiği her şeyin yazılı bulunduğu, nasıl olduğu bizce bilinmeyen ve her türlü te'sirden korunmuş levha. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Dünyâda olacak her şey, dünyâ yaratılmadan evvel ezelde Levh…
Dâvûd Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde adı geçen ve İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdâr idi. Soyu Yâkûb aleyhisselâmın Yehûda adlı oğluna ulaşır. Süleymân aleyhisselâmın babasıdır. Kudüs'te doğdu. Orada yaşadı ve…
Deccâl
Kıyâmetin büyük alâmetlerinden biri. Kıyâmete yakın çıkacağı bildirilen ve Îsâ aleyhisselâm ile hazret-i Mehdî tarafından öldürülecek olan zâlim. Geçmiş peygamberler, şaşı, kör, yalancı olan Deccâl'in büyük fitne ve belâ olduğunu haber veri…
Mevlid
Dünyâya gelme; doğum yeri ve zamânı. Peygamber efendimizin dünyâya gelişini, mi'râcını ve mübârek hayâtını anlatan eser. Mevlid okumak, Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem dünyâya gelişini, mi'râcını ve hayâtını anlatmak; O'nu hatırla…
Mu'cize (mûcize)
Peygamberlerden aleyhimüsselâm peygamberliklerine delil olarak Allahü teâlânın izniyle meydana gelen hârikulâde (olağanüstü) haller. Bir şeyin mûcize olabilmesi için şu şartlar lâzımdır: Allahü teâlâ o şeyi mûtâd (alışılmış) sebepler dışınd…