ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1305 sonuç · toplam 1305 · “Düş” · 37/55
01Tefekkür-İ Mevt
Arapça, ölümü düşünme demektir. Nakşî ıstılahıdır. Gizli zikre başlamadan, önce, beş veya on dakika kadar, kul, zihinsel planda ölümü yaşar, tadar, ve onu kaçınılmaz biçimde şuurun derinliklerine yerleştirir. Azrail’in gelişi, canını teslim…
Topuğa Çıkmamak
Buna, çizmeyi aşmamak da denir. Ehliyetsiz kişilerin, vakitsiz dava sahibi olmaları. Bu derin olma-yan, topuğa bile varılmayan sığ suların, derin denizlerle savaşına benzer.Aşkına düşen âşıklar, İçer ağuyu nûş eder. Topuğa çıkmayan sular, D…
Ucüb)
Kendini beğenmeyi ifade eden Arapça bir kelime. Cürcânî bu terimi, kişinin hak kazanmadığı bir rütbeyi hak kazanmış gibi düşünmesidir, diye tanımlar. Yine, onun bir başka tanımlaması da şu şekildedir: Ucüb, nefsin gizli bir sebepten ötürü d…
Uftade
Farsça, ism-i mef’ûl, düşmüş anlamına gelir. Halin ortaya çıkması durumunda, gereği gibi kulluk yapılamamasına uftâde denir. İlâhî celâlin tecellîsi.Kadrini üftâdenin anlar mı canan olmayan, Kıymetin bilmez kulun dünyada, sultan olmayan.Meh…
Evliyanın Yanında Özünü (kalbini) Gözet
Yeterince malumat sahibi olmayan, bilenlerin yanında konuşunca, ortaya kendi cehlinden başkasını koyamaz, bu durum onu alçaltır. Allah’ın velî kullarının sakınılması gereken firâset nuru, oldukça güçlüdür. Onlar bu firâset nuru ile, karşısı…
Varlık-Benlik
Varlığına, makamına, bilgisine, malına, mülküne,akrabasına, güzelliğine güvenip, kendisinde payeler aramaya kalkışan, bunların Allah’ın nimeti olduğunu düşünmeyip, kendine mal etmeye çalışan, gurura kapılan kimselere varlık, benlik sahibi d…
Veche’l-Itlak Ve’t Takyîd
Arapça, kayıtlı ve serbest olmanın iki yüzü anlamında bir isim tamlaması. Bu ikisi, bütün itibarların sükût (düşüş) ü ve ispatı bakımından, zat’ın itibarının iki yönü (yüzü, vechi) nü gösterir. Hakk’ın zatı, vücûdu kendinden olan bir vücûdd…
Vefa Bi-Hıfzi Ahdit-Tasarruf
Arapça, tasarruf sözünü, korumaya uymak anlamında bir ifade. Vefa sana düşen kulluk görevinden, sana tasarruf etmen üzere bağışlanan vakitler konusunda acizliğinden ve âdetlerin kaldırılmasından uzak kalmaman (yani gaflete düşmemen) dir.
Daşt
Farsça, hatırda tutmak, zihinde tutmak manalarına gelen bir tâbir. Bu, Nakşibendî ıstılahıdır. Allah’ın sürekli görmekte ve bilmekte olduğunu bilmek ve bunun bilincinde olmaktır. Buna, ihsan da denir, huzur ber-gayret olarak tanımlayanlar d…
Gerd
Farsça, zikretmek, hatırlamak demektir. Murâkebe mertebesine ulaştıktan sonra, sâlikin, muayyen sayıda nefy ve isbât (la ilahe illallah) zikri yapması. Bu şekilde kalbin pası giderilir ve müşahedeye ulaşılır. Bu zikir, ağız ve göz yumularak…
Yedi
Yedi rakamına ait geliştirilmiş bir inanç vardır ki, muhtemelen bunun kökeni, Kur’an-ı Kerim’de “Yedi sema” (Bakara 29) “Yedi deniz” (Lokman 27) “Yedi başak” (Bakara/261 Yusuf/46) “Yedi çift” (Hicr/87) “Yedi kapı” (Hicr/44) “Yedi gün” (Baka…
Yüz
Yüz ile ilgili deyişler ve atasözleri şu şekildedir: Yüz Yüzden Utanır: Kusurlu kişi insanlardan utanır.Yüz Karası : Şerefsiz, namussuz kişiler için kullanılır.“Peygamber Efendimiz (s)’in yüzü suyu hürmetine bizi bağışla ya Rab!” ifadesi se…
Züvvar
Arapça ziyaretçiler demektir. Mevlevî mukabelesini izlemeye gelen ziyaretçiler için kullanılan bir tâbir.TASAVVUF TERIMLERI VE DEYIMLERI SOZLUGUShare BENZER KONULAR Akademik Sayfalar Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Akademik Sayfalar Osmanlıca-Türk…
Leşker-İ Duâ
Duâ ordusu. Sıkıntı ve darda kalan müslümanlara duâları ile yardımda bulunan Allahü teâlânın sevgili kulları, sâlih müslümanlar, velîler topluluğu. (Bkz. Duâ Ordusu) Leşker-i gazâ (cephede savaşan asker), leşker-i duânın yardımına muhtâçtır…
Leşker-İ Gazâ
Gazâ ordusu, savaşan askerler. Allahü teâlânın rızâsı için O'nun dînini yaymak, din, nâmus ve vatanlarını korumak için düşmanla savaşan müslümanlar. (Bkz. Gazâ)
Lokman Hakîm
Allahü teâlâ tarafından kendisine ilim ve hikmet; akıl, anlayış, idrâk verilen peygamber veya velî. Kur'ân-ı kerîmde ismi zikr edildi. Dâvûd aleyhisselâm zamânında Arabistan Yarımadası'nın Umman taraflarında yaşadı. Uzun bir ömür yaşadıktan…
Mahkeme
Hüküm verilen dâvâların görülüp, hükme (karâra) bağlandığı yer. Mahkemeye bir işin düşünce, hâkim karşısında dâvâcı veya dâvâlı ile kavga etmeye kalkışma! Ne sorulursa o kadar cevâb ver! Şâyed şâhid olarak gidersen, hiç kimsenin te'siri alt…
Mahmûd
1. Övülmüş, övülen. Kalbin mahmûd hâlleri; sabır (Allah'tan gelenlere tahammül etmek), şükür (her nîmeti Allahü teâlâdan bilmek), havf (Allah'ın azâbından korkmak), recâ (Allah'ın rahmetini ümîd etmek), rızâ (Allah'tan gelenlere boyun eğmek…
Mâide Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin beşinci sûresi. Mâide sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yüz yirmi âyet-i kerîmedir. 112 ve 114. âyet-i kerîmelerde Îsâ aleyhisselâm zamânında gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için sûre bu ismi almıştır…
Papa
Katolik mezhebine mensûb hıristiyanların en yüksek rûhânî (dînî) lideri. Atalar atası mânâsına gelen papa, Roma'da bulunur. Îsâ aleyhisselâmın dînini yaymak için seçtiği on iki havârîden mürted olan (dinden çıkan) Yehûda (Judas) ilk papa ol…
Papaz (papas)
Hıristiyan din adamlarına verilen ad. Akıldan ve ilimden mahrûm olan papazlar, İslâm dînine ve onun yüce peygamberine karş ı korkunç iftirâ yapıp yalanlar uydurdular. İslâm âlimleri, papazlarla yaptıkları çeşitli münâzaralarda onları cevap…
Para
Alış-veriş aracı olarak kullanılan, biriktirme ve tasarruf etmeye yarayan, çeşitli mâdenlerden veya kağıttan îmâl edilmiş değer ölçüsü. Belli ağırlıkta basılmış olan altın ve gümüş paralara sikke veya meskûkât, altın paralara dînâr, gümüş p…
Mütasarrıfa
İnsandaki görünmeyen his organlarının beşincisi; his organları vâsıtası ile elde edilen duyuları ve mânâları karşılaştırıp, yeni mânâlar elde etmeye yarayan kuvvet. İnsandaki görünmeyen his organları beştir:Birincisi hiss-i müşterek; his or…
Rîbıta-İ Telebbüssiye:
Râbıta yaparken kendisini, velînin şeklinde, kıyâfetinde görmek ve düşünmek. Kur'ân-ı kerîm okurken ve dinlerken, ders, vâz dinlerken, namaz kılarken ve her ibâdeti işlerken râbıta-ı telebbüsiyye yapmak ibâdetlerden lezzet almaya sebeb olur…