ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
903 sonuç · toplam 903 · “Tâbi” · 29/38
01Tekkeli
Nakşibendî tasavvuf okulu mensuplar, için kullanılan bir tabirdir.
Teslim Taşı
Bektaşî tâbiridir. Bektaşî babalarının göğüslerinde taşıdıkları, el ayası büyüklüğünde, oniki köşeli taşa teslim taşı denirdi. Teslim Taşı, Kırşehir’de çıkan “Hacıbektaş Taşfndan yapılırdı.Hacı Bektaş Veli’nin zehirlendiğini farkedince kust…
Tığ
Farsça, ucu iğne gibi sivri küçük demir iğneye denir. Rufaî tabiridir.Şeyh Efendi, zikr merasiminde, burhan makamında ,bu şişi müridlerinin çeşitli yerlerine batırır, kan akmazdı, kanın akmaması veya bir takım sebeplerle ortaya çıkan kan ak…
Bend
Farsça, kılıç bağı demektir, ki canların Bektaşiliğe girerken kestikleri kurbanların tüyünden örülür. Rehber, yeni ders alacak kişiyi şeyhin huzuruna götürürken, onun boynuna tığ-bend bağlardı. Can bunu takarken, “destur” der.Ardından “Pür…
Tığlamak
Bektaşî tabiridir. Kurban kesilmesini ifade eder. Kurban kesildi yerine “kurban lığlandı” ifadesi kullanılır.
Tor
Mevlevî tabiri. Pazarcı dervişin pazara çıktığında taşıdığı peşytemala, tor denir.
Vâdî-İ Eymen
Arapça, sağdaki vadi demektir. Kalbin ilâhî tecellîyi kabul edecek şekilde arındırılması. Mutlak vahdet ki bundan “innî enallah (Ben Allah’ım)” hitabı gelir. Vâdî; peygamber, âlim ve velîlerin kalpleridir. Tur dağından, yani feyz kaynağında…
Türbedar Dede
Mevlevî tabirî Konya’da Mevlana’nın türbesiyle, semahanenin bakıcısına, türbedar dede adı verilirdi.
Ümmü’l-Kitap
Arapça, kitabın annesi anlamında bir isim tamlaması, ilk akıl, zatın künhünün mâhiyeti, haki-katlarm mâhiyetleri. Bu tabir Al-i İmran suresinin başında geçen, (Âl-i imrân/7) Arşın üstündeki kaza ve kader levhası yani Levh-i mahfûz’dur.Yok k…
Vakfiye
Vakfedenin, vakfa dair ifâdelerini ve hâkimin (kâdî) kaydını (tescilini) içermek üzere, düzenlenen “hüccet” hakkında kullanılan bir tâbirdir. Vakfiyeler, eskiden, noter defteri mâhiyetinde olan, Kadılık yanî Şer’î Mahkeme siciline geçmek su…
Vasle
Arapça, birleşme, bitişme anlamında bir kelime. Mevlevi tabiridir. Mevlevîlikte, giyilen özel elbiselerden birinin adına vasle denir. Bu elbise ve çeşitleri, Konya’daki Mevlânâ Müzesi’nde teşhir edilmektedir.
Vefk
Arapça, muvafakat, uygunluk, başarı vs. gibi anlamları olan bir kelime. Bir kişinin isteğine uygun olarak hazırlanan dua, harf, muska ve hamail için vefk tabiri kullanılır.Eylemez Hikmet tenezzül yoksa kim erbâb-ı aşk Celb-i teshir-i visali…
Vücudiyye
Allah’ın kainatın toplamından ibaret olduğunu savunan “heme ost” (herşey O’dur) diyen pante-istler. Pa-nenteistler ise, herşeyin O’nda olduğunu savunurlar. Ancak genelde panteizm üç şekilde mütalaa edilir.idealist panteizm : Bunu Hegel savu…
Yyabancı
Türkçe, tanımadık kimse anlamına gelen, aynı zamanda Japonca’da aynı manada olmak üzere bulunan bir kelime. Başka tarikattan olanlara veya tasavvufla alâkası olmayan avam kesimine, yabancı denir. Aynı tasavvuf okulu mensuplarına “ihvan” (ka…
Daşt
Farsça, hatırda tutmak, zihinde tutmak manalarına gelen bir tâbir. Bu, Nakşibendî ıstılahıdır. Allah’ın sürekli görmekte ve bilmekte olduğunu bilmek ve bunun bilincinde olmaktır. Buna, ihsan da denir, huzur ber-gayret olarak tanımlayanlar d…
Yedu’llâh
Arapça Allah’ın eli anlamında bir isim tamlaması. Kur’an-ı Kerimde 4 yerde (Al-i İmran/73, Maide/64, Feth/ 10, Hadid/29) geçen bu tâbir, Allah’ın kudreti manasmdadır.
Yuf Borusu
Yuf olsun veya yuh olsun tabirleri, yazıklar olsun anlamındadır. Yuf borusuna, nefir adı da verilir. Boynuzdan yapılma boru şeklindeki enstrüman. Bunu daha ziyade gezgin dervişler taşırlardı. “Yuf borusu çalmak” ifadesi, birinin, artık hiçb…
Zâhid-İ Bârid
Arapça, soğuk, kuru zâhid anlamında bir tamlama. Dini azimetle, katı bir sertlikle yaşayan kişiler hakkında kullanılan bir tâbir.Seçilmiş âşık ile şimdi zâhid-i bârid, Gözünde halk-ı cihanın ne eşk kaldı, ne hâb.Hallaç kendisini asmaya götü…
Zaviye-Dâr
Arapça, Farca, zaviye sahibi anlamını ihtiva eden bir tâbir, iki kelimeden oluşmuştur: Zaviye ve dar. Dar: Sahip anlamındadır. Küçük tekke denilen zaviye şeyhlerine zâviye-dâr denirdi.ZÂVİYE–
Nişîn
İki kelimeden meydana gelen bu tâbirdeki nişîn kelimesi Farsça, oturmak manasına ism-i faildir. Arapça- Farsça iki kelimeden mürekkeb bu tabir “zaviyede o-turan” anlamına gelir. Zaviyede oturan derviş veya şeyh için, zâviye-nişîn denirdi.
Zeyl Meşayihi
Vaizler hakkında kullanılan bir tâbirdi. Bâb-ı Meşihatta tutulmakta olan ilmiyye sicilinin sonuna yazıldıkları için, bu adı almışlardır. En yüksek derecesi Ayasofya kürsüsü olup, derecesi otuz idi.
Zükür Çelebi
Arapça-Farsça, erkek çelebi demektir. Esasen çalap kelimesi, Allah’ı ifade eden bir kelime olup, sonuna nisbet “yâ” sı eklenerek, “Çalâbî” şeklini almış, konuşmada hafifletilince “çelebi” ye dönüşmüştür: “Allah’a bağlı adam” demektir. Mevle…
Züvvar
Arapça ziyaretçiler demektir. Mevlevî mukabelesini izlemeye gelen ziyaretçiler için kullanılan bir tâbir.TASAVVUF TERIMLERI VE DEYIMLERI SOZLUGUShare BENZER KONULAR Akademik Sayfalar Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Akademik Sayfalar Osmanlıca-Türk…
Luka İncîli
Meşhûr dört İncîl'den biri. Antakyalı papas Luka tarafından yazıldığı için bu ad verilmiştir. Şimdi elde bulunan İncîllerin en yanlış olanıdır. Hıristiyanların, İncîl dedikleri dört çeşit kitab, Allahü telânın Cebrâil aleyhisselâm ile Îsâ a…