Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

732 sonuç · toplam 732 · “şifâ” · 20/31

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Havz-I Sagîr

Alanı yirmi beş metrekareden küçük havuz. Havz-ı Sagîre, necâset (pislik) düşse ve suyun, üç sıfatı değişmese de, necs (pis) olur. İnsan içemez ve temizlikte kullanılmaz. Üç sıfatı değişirse, idrâr gibi olup, hiçbir şeyde kullanılamaz. Suyu…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hayy (el-Hayyü)

Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Dâimâ hayât sâhibi ve diri olan, hep var, varlığı ezelî ve ebedî (sonsuz) olan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy ve kayyû…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şerh-İ Sadr

1. Peygamber efendimizin çocukluğunda ve peygamberliği sırasında (mîrâc gecesinde) mübârek göğsünün açılarak kalbinin çıkarılması ve yıkanıp ilim, hikmet ve mârifet ile doldurulduktan sonra yerine konması hâdisesi. (Bkz. Şakk-ı Sadr) Yeşil…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şühûd-İ Ehadiyet

Tasavvuf yolunda çalışan kimselerin, mahlûklardaAllahü teâlânın sıfatlarını görmeleri hâli. Şühûd-i Vahdet.

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İctihâd

İnsan gücünün yettiği kadar zahmet çekerek, çalışma. Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan işlerin hükümlerini açıkça bildirilenlere benzeterek meydana çıkarma. (Bkz. Müctehid) Resûlullah sallallahü aleyhi ve sell…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İftikâr

Fakîr olmak, muhtâc olmak. Hâlık (yaratıcı) ve râzık (rızıklandırıcı) Allahü teâlâdır. İnsana hâlık ve râzık demek küfrdür. İnsanın sıfat-ı asliyesi (her zaman bulunan özelliği) acz (elinden birşey gelmeme) ve iftikârdır (İmâm-ı Birgivî)

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhâta

Kuşatma, çevirme. Allahü teâlâ her şeyi ihâta etmiştir. Her şeye yakındır ve her şeyle berâberdir. Fakat, bizim alıştığımız, bildiğimiz ve anladığımız ihâta, yakınlık ve berâberlik gibi değildir. Bunlar, O'na lâyık değildir. Mahlûkların (ya…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhtirâs

Şiddetli arzu, aşırı heves, istek, gözün ve gönlün doymaması. (Bkz. Hırs) Âdemoğlu yaşlanır. Fakat onda iki haslet gençleşir: Mala ve ömre ( yaşamaya ) ihtirâs. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce) Bu zamanda kendisinde şu beş sıfat bulunmaya…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İlâhiyyât

İnanılacak şeylerden bahseden kelâm ilminin; Allahü teâlânın varlığı, zâtı, sıfatları ve fiillerinden (işlerinden) bahseden bölümü. Kelâm kitaplarının ilâhiyyât bahislerinde Allahü teâlânın varlığını isbat için bildirilen delillerden birisi…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İlm (ilim)

Bir şeyi hakkıyla bilmek, anlamak. Cehlin zıddı. 1. Allahü teâlânın subûtî sıfatlarından. Her şeyi bilmesi. Allahü teâlânın sıfatları, işleri, kendi gibi akılla anlaşılmaz ve anlatılamaz. İnsanların sıfatlarına, işlerine hiç benzemez ve uym…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İmâm-I Şâfiî

Ehl-i sünnetin ameldeki dört mezhebinden biri olan Şâfiî mezhebinin reîsi. İsmi, Muhammed bin İdrîs bin Abbâs bin Osman bin Şâfiî bin Saîb'dir. Soyca Kureyş kabîlesine dayanıp, anne ve baba tarafından Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi v…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

îmân-I Gaybî

Allahü teâlânın zâtı, sıfatları, âhiret, melekler, Cennet, Cehennem, Mîzân, Sırat gibi gözle görülmeyen şeylere görmeden inanmak. Îmân-ı gaybî, îmân-ı şühûdîden (görerek inanmak) daha üstündür. Çünkü peygamberlerin îmânı, îmân-ı gaybîdir. (…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

îmân-I İstidlâlî

İslâm dîninin îmân ve ibâdet bilgilerini, emir ve yasakları bir âlimden veya kitaptan okuyup, öğrenerek, bilerek inanmak. Îmân-ı istidlâliye sâhib kişi, farzı, vâcibi, sünneti, müstehabı hem bilir ve hem amel eder, yâni yerine getirir. İnan…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

îmân-I Kâmil

Olgun îmân. Mü'minlerin ibâdet ederek Allahü teâlânın emirlerini yapıp, haramlardan kaçınmak sûretiyle, parlayan, kuvvetli ve olgun îmânı. En üstün derecedeki îmân. Bir kimse kendi istediğini din kardeşi için de istemedikçe, îmânı kâmil olm…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İnkisâr

Kırıklık, kırılma. Allahü teâlânın huzûrunda kalbin kırık olması. Ben, kalbleri benim için inkisârda olanların yanındayım. (Hadîs-i kudsî-Keşf-ül-Hafâ) Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyorlar ki, Allahü teâlâ ilim ve kudret gibi bütün sıfatların…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İrâde (irâdet)

1. Allahü teâlânın sübûtî sıfatlarından. Allahü teâlânın dilemesi. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerimde meâlen buyurdu ki: (Muhakkak ki senin Rabbin) her neyi irâde ederse irâde ettiği gibi yapar. (O'nun irâdesi hiç şaşmaz. Helâk etmek irâde ettik…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abası Kırk Yerinden Yamalı

Bu deyim, dilimize tasavvuftan geçmiştir ; dervişlerin abalarının yırtık pırtık olmasını ifade eder. Eskiden dervişler, hırkalarının helal maldan olmasına itina gösterirler, bu yüzden mallarının helâl olduğuna inandıkları sufilerden kumaş p…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Bâ’is

El-Bâ’is, ölümden sonra dirilten demekter. Nefsinin, sıfat, hevâ ve heveslerini iradî ölümle (nefis terbiyesi ile) nihayete erdirdikten sonra, Allah’ın, kalbini hakikî hayatla dirilttiği kişidir, işte Allah, bu kulu, el-Bâ’is isminin mazhar…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Hâlık

el-Hâlık, takdirine uygun bir şekilde yaratan demektir. Bu isim bir kulda tecellî edince, o, Allah’ın dilediği nisbette her şeye kadir olur. Zira, bu durumda Allah kuluna, halk ve takdir sıfatıyla tecellî etmiştir. Kul da, Allah’ın takdiri…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Hamîd

el-Hamîd, öğülmeye lâyık olan demektir. Hakk’ın üzerine öğülen sıfatlarla tecellî ettiği kuldur, insanlar (Abdü’l Hamîd olan) kulu öğdükleri hâlde, o, sadece Allah’ı öğer. Kur’an’da onyedi yerde geçer.ABDU’L-HALîM: el-Halîm, acele ve kızgın…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Kebîr

el-Kebîr, zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti, anlaşılamayacak kadar uludur anlamına gelir. Hakk’m kibriyâsı ile büyük olan kişi. O’nun büyüklüğü, fazlü keremiyle halktan üstün olmasıdır. Kur’an’da otuzaltı yerde geçer.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Mecîd

el-Mecîd, şanlı, şerefli anlamını ifâde eder. Ahlâk ve sıfatını olgunlaştırdığı, Allah’ın ahlâkını gerçekleştirdiği için, Hakk’ın kullar arasında yücelttiği kişidir. Böylece, insanlar, güzel ahlâkı ve fazlından dolayı onu yüceltmişlerdir. K…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Mumît

el-Mumît, öldüren demektir. Allah’ın nefsindeki neva, gazap ve şehveti öldürdüğükuldur. Böylece kalbi canlanır, aklı Hakk’ın hayatı ve nuru ile aydınlanır. Öyle ki, tecellî eden bu sıfat ve Allah’tan gelen etkili himmet sonucu, kendisinde;…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ve’l-Basîr

es-Semî’, işiten; el-Basîr, gören demektir. Kendisinde bu iki isim tecellî eden kul, Hakk’ın işitme ve görmesiyle sıfatlanır. Kudsî hadîs: “Onun işiten kulağı, gören gözü olurum…” (Buharî, l, 105). Bu kul, eşyayı, Hakk’ın gözü ile görür, ku…

↗