ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
424 sonuç · toplam 424 · “âsâr” · 14/18
01Şed Bağlamak
Uğraştığı sanat dalında başarılı olan ve maharet kazanan çıraklara, fütüvvet geleneğince, ustaları tarafından bir törenle kuşak kuşandırılır. Usta çırağına kendisine ilk şed’in kim tarafından bağlandığını (kuşak kuşandığını) anlatırdı. Her…
Şükrâviz
Farsça’dır. Sûfîlerin başlarındaki taçlara sardıkları parçaya “şükraviz” veya “risale” denir.
Tedellî
Arapça, sarkmak demektir. Mukarrabîn’in son mertebeye yükseldikten sonra, ayıklık veren bir alana inişini ifade eder. Hakk’ın kutsal olan zâttan inişi. Burada kastedilen kudsî zat, öyle kudsî bir zâttır ki, Allah’tan gayri hiç bir istidad,…
Tefekkür-İ Mevt
Arapça, ölümü düşünme demektir. Nakşî ıstılahıdır. Gizli zikre başlamadan, önce, beş veya on dakika kadar, kul, zihinsel planda ölümü yaşar, tadar, ve onu kaçınılmaz biçimde şuurun derinliklerine yerleştirir. Azrail’in gelişi, canını teslim…
Tesüm
Arapça, teslim olmak, boyun eğmek anlamındadır. Cürcani’nin tanımıyla teslim; Allah’ın emrine boyun eğmek, hoşuna gitmeyen hususlarda itirazı terketmek veya kazayı rıza ile karşılamaktır. Dışta ve içte herhangi bir değişme olmaksızın inen b…
Tur
Dağ demektir. Hz. Musa (a)’nın Allah’la konuştuğu dağ. Hak, Hz. Musa ile nefs yönünden konuşmuştur. Dağ konuşmada sarsılıp un ufak olduğu gibi, onun Allah ile konuşmasında da ilâhî tecelli sebebiyle nefsi toz olmuş, yani helak olmuştu. “Tur…
Vefk
Arapça, muvafakat, uygunluk, başarı vs. gibi anlamları olan bir kelime. Bir kişinin isteğine uygun olarak hazırlanan dua, harf, muska ve hamail için vefk tabiri kullanılır.Eylemez Hikmet tenezzül yoksa kim erbâb-ı aşk Celb-i teshir-i visali…
Zülf
Farsça, yanağın iki yanına sarkan saça denir. Hiç kimsenin ulaşamadığı gaybî hüviyyet. Hakk’ın zâtı ve künhü, Küfr-i zülf: Siyah saç,Dila her muyu bir ejder görünür ol zülfün, Nice bin ejderi bir yerde tahayyül ne belâNef’îPiç-i zülf : Kıvr…
Lukata
Yolda veya başka bir yerde bulunup da, sâhibi bilinmeyen mal. Lukata, bulanın elinde emânet hükmündedir, yâni o mal, mülk edinmek için değil, başkası nâmına muhâfaza etmek (korumak) için alınır. Ancak sâhibi bulunmazsa ve fakir ise kendi ku…
Mahcûr
Çocukluk, sefîhlik, delilik, kölelik, bunaklık vs. gibi çeşitli sebebler yüzünden malını tasarruf hakkından, kullanmaktan men edilen kimse. (Bkz. Hicr) Mahcûr iki kısımdır: 1- Çocuk, deli ve maraz-ı mevt (ölüm hâlinde) bulunanlar. 2- Hâkimi…
Para
Alış-veriş aracı olarak kullanılan, biriktirme ve tasarruf etmeye yarayan, çeşitli mâdenlerden veya kağıttan îmâl edilmiş değer ölçüsü. Belli ağırlıkta basılmış olan altın ve gümüş paralara sikke veya meskûkât, altın paralara dînâr, gümüş p…
Seyfî Külah
Arapça-Farsça, kılıçlı külah demektir. Yukarı yassılaşarak yükselen ve bu şekliyle kılıcı andıran Mevlevi külahı. Bu şekildeki külahı, XVI. Yüzyılda Mevlana soyundan (İnâs Çelebi) Divâne Mehmed Çelebi bazen giyerdi. Bu şekildeki sikke, Bekt…
Mecelle
Tanzîmât'ın îlânından sonra, Ahmed Cevded Paşa'nın başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanan; İslâm hukûkunun muâmelâta (alışveriş, şirketler, hibe v.b.) âit hükümlerinin Hanefî mezhebine göre maddeler hâlinde tertibinden meydana gel…
Meleke
Yerleşmiş huy, alışkanlık, tabiat. Din bilgisini öğreniniz. Geliş-gidişlerinizde, oturup kalkmalarınızda, kısaca her vakit kalbinizi Allahü teâlâyı anmak ve hatırlamakla meşgul ediniz. Böylece dâimâ Allahü teâlâyı hatırlama melekesi hâsıl o…
Menkıbe (menkabe)
Bir zâtın güzel iş, söz ve hallerini, hayâtını konu edinen hikâye ve hâtıralar. Çoğulu menâkıbdır. (Bkz. Menâkıb) Ebû Bekr'in radıyallahü anh bir menkıbesinde şöyle anlatılır: Hazret-i Ebû Bekr bir defâsında şüpheli bir şey yemişti. Bunu an…
Meşâyıh-I Kirâm
Büyük velîler, büyük zâtlar. Meşâyıh-ı kirâmın büyüklerinden biri diyor ki: Diri iken tasarruf (himmet, yardım) yaptıkları gibi, öldükten sonra da tasarruf, yardım yapan dört büyük velî gördüm. Bunlardan ikisi, Ma'rûf-i Kerhî ile Abdülkâdir…
Mu'cize (mûcize)
Peygamberlerden aleyhimüsselâm peygamberliklerine delil olarak Allahü teâlânın izniyle meydana gelen hârikulâde (olağanüstü) haller. Bir şeyin mûcize olabilmesi için şu şartlar lâzımdır: Allahü teâlâ o şeyi mûtâd (alışılmış) sebepler dışınd…
Muharrem Gecesi
Muharrem ayının birinci gecesi, müslümanların hicrî-kamerî yılbaşı gecesi. Muharrem ayı, hicrî kamerî senenin birinci ayıdır. Muharrem ayının birinci günü müslümanların kamerî senesinin, birinci günüdür. Müslümanlar, kendi sene başı geceler…
Reşîd (er-Reşîd)
1 . Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Mahlûkâta (yarattıklarına) doğru yolu gösterip, dilediğini bu yolda bulunduran. Er-Reşîd ism-i şerîfini söyleyenin yaptığı ameller kabûl olur. (Yûsuf Nebhânî) 2.Rüşd sâhibi yâni,…
Rûmân
Ölü, kabre konduğu zaman, kendisine gelen melek. İbn-i Mes'ûd'dan (radıyallahu.anh) rivâyet olundu ki: Yâ Resûlallah! Ölü kabre konduğu vakit ilk karşılaşacağı şey nedir diye soruldu. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: "E…
Rûz-İ Mahşer
Mahşer günü, kıyâmet koptuktan sonra insanların diriltilip hesâb için toplandıkları gün, kıyâmet günü . (Bkz. Mahşer) Rûz-ı mahşerde insanlar mahşer yerinde toplanınca, hesaplarının bir an önce görülmesi için, bütün peygamberlerden kendiler…
Tokat
Tokat · Türkiye · İlk tahsilini Tokat'ta yaptı; icâzet aldıktan sonra Tokat'a dönüp talebe yetiştirmeye başladı. Kaynak: “Dergahı hak âşıkları, ilim tâlipleri ile dolup taşardı.” İlmi, ahlâkı ve tevazuunun Tokat, Çorum, Sivas, A…
Sünbül Efendi Hankâhı (Koca Mustafa Paşa Dergâhı)
İstanbul · Türkiye · Sefîne, Karasarıklı İbrâhim Efendi'nin bu hankâhın semâhânesinde zikre katıldığını ve bir cem‘iyyette cezbeye tutulduğunu kendi ağzından naklettiğini kaydeder. Metinde "Sünbül Hankāhı" ve "Hankāh-ı Hazret-i Sünbül" olar…
Himmet Efendi Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Bayramiyye'nin Himmetiyye kolunun âsitânesi olan XVII. yüzyıla ait tekkedir; Himmetzâde Tekkesi olarak da anılır. Fatih ilçesinde Şehremini'den Yenibahçe'ye inen yamaçta, Ördek Kasap mahallesi Himmetzâde Dergâhı sokağın…