ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
717 sonuç · toplam 2188 · “dâ'î” · 1/30
01dâ'î
Sözlük anlamı “Çağırmak, seslenmek davet etmek. ” olan bu söz, “İnsanları mensup olduğu veya bağlandığı din ya da mezhebine davet eden kimse. ” anlamında bir terim. Ayrıca dâ'üer, İslâm dünyasında ortaya çıkan mezhepleri duyurma, yayma veya…
edâ (II)
edâ (II) a. [Ar.] Kur’ân-ı Kerîm’in tecvit kurallarına göre okunması (bk. kırâ'at, tilâvet).
müfevvida (I)
müfevvida (I) a. [Ar.] fık. Koruma altına almak amacıyla mehir tayin edilmeksizin evlenilen kız veya kadm.
müfevvida (II)
müfevvida (II) a. [Ar.] Şi'a inancında, kâinatın yaratıhşı ve düzenin kurulması işinin Hz. Peygamber’e, Hz. Ali’ye ve on iki imama verildiğini ileri süren aşırı fırka.
edâ (I)
edâ (I) a. [Ar.] Sözlük anlamı “Ödeme, görevi yerine getirme, ifa etme.” olan bu söz, dinî ve hukukî bir görevin usulünce ve zamanında yerine getirilmesi olarak terim hâlini almıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de bir yerde esas anlamında (Bakara sures…
edâ (III)
edâ (III) a. [Ar.] Hz. Peygamber’in hadislerini usulüne ve aslına göre rivayet etme. Hadis biliminde bir hadisi aslına ve usulüne göre öğrenmeye “tahammül”, onu ezberden veya bir kitap usulüne göre rivayet etmeye de “edâ” terimi kullanılmış…
Zikr-i dâimî
Belirli sayıdaki günlük zikrin ötesinde, kişinin gece gündüz ilâhî huzur farkındalığını korumaya çalışması.
Dâî
Davet eden, çağıran ve duacı. Tasavvuf dilinde halkı mânevî yola sevk ve idare etme bilgisi verilen kişi için kullanılır. Bâtınî-İsmâilî teşkilâtında ise daveti yayan görevliyi, yani propagandacıyı ifade eder.
Daire
x, Çember. Daire-i kevn u fesat, oluş ve bozuluş âlemi. tas. Dünya, madde âlemi (sr), Daire-i vücüp ve imkân Zaruret ve imkân daireleri. Insan iradesinin geçerli ve etkili olmadığı âleme daire-i vücüp, geçerli ve etkili olduğu âleme de dair…
Dâiye
¢. Devai. Saik, arzu, içten gelen istek, tas. Nefsin arzu ve eğilimlerine dâiye-i nefsani adı verilir (sr). Allah'ın nzasina uygun isteklere de dâiye-i Hak denir. Insan bir arzunun doğuşu ve eyleme dönüşmesi Şu aşamalardan geçer: nakru'l-hâ…
efendi dairesi
efendi dairesi a. Yeniçeri ocağmda resmî yazışmalarm yapıldığı ve maaş defterlerinin tutulduğu daire (bk. yeniçeri).
Rub'-I Dâire
Namaz vakitlerinin hesaplanmasında, yükseklik ölçülmesinde ve bâzı trigonometrik hesapların yapılmasında kullanılan el âleti. Bâzı geometrik şekillerden ibâret olup, dörtte bir dâire şeklinde tahta üzerine şekiller işlendiği için buna Rub'-…
Ulûm-İ İbtidâiyye
Âlet ilimleri; ana ilimleri öğrenmek için yardımcı olan sarf, nahiv, belâgat, mantık vs. gibi ilimler.
Ddâî
Arapça, davet eden, çağıran demektir. Halkı sevk ve yönetme bilgisi verilen kişi. Batınî propagandacılarına dâî denir.
Derdâiyye
Ashab-ı Kiram’dan Ebu’d-Derdâ Uveymir b. Mâlik el-Hazrecî (ö. 32/652-3)’ye nisbet edilen bir tarikat.
Vakt-İ Dâim
Devamlı olan vakit anlamında Arapça bir ifade. Kaşanî bunu, sürekli olan ân diye tanımlar.
Halvet (Şâbâniyye)
Belirli süre tenhada ibadet ve zikirle meşgul olmanın yanında, Şâbânî yorumda toplum içinde de kalbi Hak ile tutma ve çokluk içinde birlik bilinciyle yaşama ilkesi.
Zât postu
Bir silsilede mürşidin irşad emanetini temsil eden ana makam. Kaynak, çok sayıda icazetli halife bulunabilse de ana aktarım postunun tek olduğu görüşünü savunur.
Devrân zikri
Toplu zikir sırasında meydanda dairevî hareketle icra edilen Halvetî zikir biçimi; uygulama ve musikisi dönem ve dergâha göre değişmiştir.
Ecvibe-i Mutasavvıfâne
Banyalukalı Musâfî'nin Celvetî usul ve âdâbına dair soruları ile Aziz Mahmud Hüdâyî'nin cevaplarını aktaran kısa risâle.
İsm-i Hû
Allah’a işaret eden Hû zamiriyle yapılan zikir. Celvetî kaynaklarda ileri sülûk mertebeleri ve müntehî zikriyle ilişkilendirilir.
Musâfî Efendi
Banyaluka'dan gelip Aziz Mahmud Hüdâyî'ye intisap ettiği ve Celvetî âdâbına dair sorularının Ecvibe-i Mutasavvıfâne'yi oluşturduğu aktarılan derviş.
Aba
Dervişlerin ve müritlerin giydikleri kalın ve kaba kumaştan yapılan uzun ve bol elbise. Yoksul ve züğürtlerin giydiği basit bir elbise olduğu için süfiler ve dervişler bu elbiseyi fakr alameti ve züht nişanesi olarak giymeyi tercih etmişler…
Âbid-Ubbâd
İbadete devam eden kimse; çoğulu ubbâddır. Tasavvuf kaynaklarında ibadetin yalnız şekline değil, ihlâs ve kulluk bilincine de dikkat çekilir.