ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 52/76
01Mümkin-Ül-Vücûd
Var da olabilen, yok da olabilen. Allahü teâlâdan başka her şey, bütün âlem. Mevcûd yâni var olan şey ikidir. Biri mümkin-ül-vücûd, ikincisi, kendi kendine hep var olan, başkası tarafından yaratılmayan demek olan Vâcib-ül-vücûddur. Eğer mev…
Mümteni'-Ul-Vücûd
Var olması mümkün olmayan, hep yok olması lâzım olan. Allahü teâlâya ortak (eş, benzer) bulunması Mümteni'-ül-vücûddur. Allahü teâlâ gibi ikinci bir ilâh var olamaz. Bu imkânsızdır. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Sahîh Ced
Ölenin babasının babası veya babasının babasının babası gibi derecesi yakın olsun uzak olsun aralarında kadın bulunmayan dede. Yâni araya kadın girmeyen büyük baba. (Bkz. Ferâiz) Sahîh ced, ya ölenin babası ile bulunur veya bulunmaz. Bulunm…
Münâkaşa
Çekişme, tartışma. Kimse ile münâkaşa etmeyen, haklı olsa bile, dili ile kimseyi incitmeyen müslümanın, Cennet'e gireceğini size söz veriyorum. Şaka yapmak, yanındakileri güldürmek için olsa bile, yalan söylemeyenin Cennet'e gireceğini size…
Münâzea
Çekişme, anlaşmazlık. Mü'min beş güçlük arasındadır. Karşısındaki mü'min olur, kendisine hased eder (çekemez) ; münâfık (inanmadığı hâlde müslüman görünen) olur, buğz eder; kâfir olursa kendisi ile savaşır; şeytan ise onu saptırmaya uğraşır…
Nihâyetü’s-Seferi’r-Râbi
Arapça, dördüncü seferin sonu demektir. Cem ve fark ehadiyyetinden ibaret olan istikâmet makamında, Hak’dan halka dönüş. Bu durumda sûfi, Hakk’ın halktaki derecelenmesini (menzil menzil inişini), halkın Hak’da yok olduğunu görür, hatta sonu…
Münciyyât
Felâketlerden kurtarıcı bilgiler; ibâdetler, iyi ameller. Fıkıh âlimleri yâni İslâmî hükümleri bilen âlimler, ibâdetlerin nasıl yapılacaklarını bildirdiler. İnceliklerini anlatmadılar. Çünkü, onların maksadı, ibâdetlerin doğru yapılmasının…
Münezzeh
Kusur, eksiklik ve muhtâçlıktan uzak. Allahü teâlânın noksan sıfatlardan uzak olduğunu bildirmek için kullanılan bir tâbir. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlânın ilâhlıkta şerîki, ortağı yoktur. Mülkü hiç yok olmayan bir meli…
Münker
Yapılması uygun olmayan, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle ve müctehidlerin (dinde söz sâhibi âlimlerin) söz birliği ile yasak edilen şey; günah. (Bkz. Haram) Şüphesiz insanlar münkeri görüp de men etmedikleri zaman, onların hepsine Allah…
Hücum
Arapça, ansızın hücum etmek üzerine saldırmak anlamına bir masdar. Nefs, nevadan uzaklaşıp, Hakk’a rağbet edip şehvetlere meyletmezse, yücelmeye muvaffak olur. Bu güçlü yöneliş, hâlis olan nefsi, Allah’a yaklaşma ve matlûbu isteme yolunda m…
Salâbet-İdîniyye
Din sağlamlığı, din gayreti, din kuvveti. Salâbet-i dîniyyesi olanların, malları ile, canları ve sözleri ile ve kalemleri ile, Allah rızâsı için cihâd etmeleri (İslâm dîni uğrunda düşmanla savaşmaları) lâzım olduğu, "Allah yolunda cihâd ede…
Mürâhıka
Dokuz yaşına girdiği hâlde henüz bâliğa olmamış yâni ergenlik çağına gelmemiş kız çocuğu. Mürâhıka, erkeklerle aynı safta namaza dursa, onun yanında bulunanın namazı bozulur. (İbn-i Âbidîn)
Mürtezâ
Beğenilmiş, râzı olunmuş mânâsına hazret-i Ali'nin lakabı. Âdem'in (aleyhisselâm) hilm sıfatını ve Yûsuf'un (aleyhisselâm) güzel ahlâkını görmek isteyen, Ali Mürtezâ'ya baksın. (Hadîs-i şerîf-Menâkıb-ı Çıhâr-ı Yâr-ı Güzîn) Eshâb-ı kirâmdan…
Müsâfir (misâfir)
Yolcu. Senenin kısa günlerinde, insan veya deve yürüyüşü ile üç günde gidilecek yere gitmeyi niyet ederek, bulunduğu yerin kenar evlerinin dışına çıkan kimse. (Bkz. Seferî, Seferîlik) Allah'a ve âhiret gününe îmân eden müsâfire ikrâm etsin.…
Müsebbib-İ Hakîkî
Bütün sebepleri yaratan Allahü teâlâ. Her varlığın hâlıkı (yaratıcısı), hâkimi (hükm edicisi), müsebbîb-i hakîkîsi Allahü teâlâdır. Alahü teâlânın her şeyi sebepsiz vâsıtasız yaratmağa gücü yeter. Fakat âdeti onları bir sebeple yaratmaktır.…
Müsevvif
Hayırlı işleri sonraya bırakan, sonra yaparım diyen, iyi işleri geciktiren, bugünün işini yarına bırakan kimse. Uygunsuz işlerin hepsinden Allahü teâlâya tövbe etmeli, O'na yalvarmalıdır. Belki tövbe etmek için başka zaman ele geçmez. Hadîs…
Hâcegân Yolu
Daha çok nübüvvet kemâlâtına (olgunluklarına, üstünlüklerine) kavuşturan Hazret-i Ebû Bekir'den gelen yolun, Yusuf-ı Hemedânî hazretlerinden îtibâren aldığı isim. Bu yol sonradan Nakşibendiyye adını almıştır. Hâcegân yolunun büyüklerinden A…
Müstekar
1. Karar kılınacak, yerleşilecek yer. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O (cehennem) ne kötü bir müstekar ve kalınacak yerdir. (Furkân sûresi: 66) 2. Sâbit, hiç değişmeyen, yerleşmiş, değişmez. İslâmiyet, insanların mukadderâtını (işleri…
Müşâvere
Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimseler ile bir konu üzerinde konuşma, görüşme, danışma, meşveret etme, görüşüne baş vurma. (Bkz. Meşveret) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: ... (Ey Resûlüm!) Eshâbın ile müşâvere et. Onla…
Müştebeh
Şübheli olan şey. Helâl meydandadır. Haram meydandadır. Müştebeh olanlar ikisi arasındadır.Kıyâmete kadar böyledir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî) Herkese önce lâzım olan şey, Ehl-i sünnet vel-cemâat âlimlerinin anladıklarına ve bildirdiklerine uyg…
Mütâbe'at
Tâbi olmak, uymak. İki cihân seâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhiretin efendisi olan Muhammed aleyhisselâma mütâbeat iledir. O'na mütâbeat için, îmân etmek ve ahkâm-ı İslâmiyyeyi (İslâmiyet'in emir ve yasaklarını) öğrenmek ve y…
Müteassıb
Taassub eden; yanlış bir şeyi müdâfaada körü körüne inât ve ısrâr eden, haksız yere düşmanlık eden. Müteassıb papazlar olmasaydı, hıristiyanların hepsi müslüman olurdu. (İmâm-ı Birgivî) Mektebde okurken, bize müslümanların vahşî, hele Türkl…
Mütekaddimîn
Önce gelenler; kelâm ilminde, İmâm-ı Gazâlî'ye, fıkıh ilminde Şems-ül-Eimme Hulvânî'ye kadar gelen İslâm âlimleri. Mütekaddimîn âlimlerine göre, Kur'ân-ı kerîm ve din dersi öğretmek ve ezân, imâmlık için para ile adam tutmak câiz değildir.…
Mütekellim (el-Mütekellim)
1. Söyleyici mânâsına Allahü teâlânın isimlerinden. Allahü teâlâ hayy (diri), âlim (bilici), kâdir (kudret sâhibi) ve mütekellim olarak ve sonsuz zamanlarda hep hâzır ve nâzırdır (görücüdür). Hayât, ilim, kudret ve kelâm sıfatları zamansız…