ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 51/76
01Zemzem
Kâbe-i muazzamanın Hacer-ül-esved köşesi karşısındaki kuyudan çıkan mübârek su. İbrâhim aleyhisselâmın zevcesi ( hanımı ), İsmâil aleyhisselâmın annesi olan Hâcer, su aramak üzere Safâ ve Merve tepeleri arasında gidip gelirken, Zemzem kuyus…
Zemzem Kuyusu
Kâbe-i muazzamanın Hacer-i esved köşesi karşısında bulunan, mübârek suyun çıktığı kuyu. Yeryüzünde bulunan kuyuların en hayırlısı, Zemzem suyunun mübârek kuyusudur. (Hadîs-i şerîf-Ahbâru Mekke) Allahü teâlânın İsmâil aleyhisselâma bir ihsân…
Zeydiyye Fırkası
Hazret-i Ali'yi sevdiğini söyleyip, diğer Eshâb-ı kirâma düşmanlık besleyen, onlar hakkında kötü sözler söyleyen şîanın kollarından. On iki imâmın dördüncüsü olan Zeynelâbidîn'in oğlu Zeyd'e tâbi olan ve hazret-i Ali, Eshâbın en efdalidir (…
Zî Rahm-İ Mahrem
Bir erkeğin ve kadının nikâhlanıp hiç evlenmeyeceği, kan ile olan nesebten (soydan) akrabâsı. Zî rahm-i mahrem şunlardır: Erkekler: 1) Baba, 2) Baba ve annesinin babası, 3) Oğlu, oğlunun oğlu, 4) Erkek kardeşi, 5) Erkek kardeşinin oğlu, 6)…
Zikr
Anmak; gafleti gidermek için her işte Allahü teâlâyı hatırlamak. Yâd etmek. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: İyi biliniz ki, kalbler, Allahü teâlânın zikri ile itmînâna, râhata kavuşur. (Ra'd sûresi: 30) ( Kullarım! ) Siz…
Zülkarneyn Aleyhisselâm
Peygamber veya velî. Kur'ân-ı kerîmde kıssası, doğuya ve batıya düzenlediği seferleri zikr edilmiştir. Asıl ismi, İskender olup, doğuya ve batıya gittiği için İskender-i Zülkarneyn nâmıyla anılmıştır. Yemen'de yaşayan Münzir İskender ile, A…
Zülkifl Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Asıl ismi Bişr'dir. Elyesâ aleyhisselâmdan sonra; kızmadan, sabır göstererek Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmeyi üzerine aldığı, kefil olduğu için kefâlet sâhibi mânâsına Zülkifl denil…
Zümer Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin otuz dokuzuncu sûresi. Zümer sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yetmiş beş âyettir. İsmini yetmiş bir ve yetmiş üçüncü âyetlerde geçen Zümre kelimesinin çoğulu olan zümer kelimesinden almıştır. Sûrede Kur'ân-ı kerîmin Allah…
Zürriyyet
Soy, nesil. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey Rabbimiz! Bizi sana teslîmde, boyun eğmekte ve ihlâsta sâbit kıl. Zürriyyetimizden bir topluluğu da sana itâatkâr ve boyun eğici kıl. (Bekara sûresi: 128) Hudâ Rabbim, Nebîm hakka, Muhamme…
Fesâd
Bozukluk, karışıklık, fitne, anarşi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allah'a ve Peygamberine karşı harp edenlerin ve yeryüzünde fesâd çıkarmaya çalışanların cezâsı ancak öldürülmeleri veyâ asılmaları yâhut elleriyle ayakla…
Fesâhat
Açık ve düzgün konuşma. Arablarda şiir, edebiyât ve belâgat ve fesâhat her şeyden ileri gidip, en güvendikleri başarıları olduğu hâlde Kur'ân-ı kerîm karşısında bir şey söyleyemediler.Kur'ân-ı kerîme böyle galebe çalamayınca, çokları insafa…
Feylesof
Beğendiği düşüncelerini hakîkat olarak anlatıp, yaldızlı, heyecanlı sözlerle inandırmaya çalışan kimse. Felsefeci. Feylesoflar nakle değil akla inanırlar. Din bilgilerini fen bilgileri ile isbat eden mü'minlere Hukemâ denir. (M. Sıddîk bin…
Fıkh (fıkıh)
Bilmek, anlamak. İslâmiyet'i bilmek. Dinde yapılması ve sakınılması lâzım gelen işleri bildiren ilim. İbâdetlerin en kıymetlisi, fıkıh ilmini öğrenmek ve öğretmektir. (Hadîs-i şerîf-Mecmûa-i Zühdiyye) Allahü teâlâya fıkıhtan daha üstün bir…
Fırka-İ Dâlle
Âyet-i kerîmelere ve hadîs-i şerîflere kendi görüş ve akıllarına göre mânâ vererek, doğru yoldan ayrılıp dalâlete (yanlış ve bozuk yollara) sapmış fırkalardan her biri. Fırka-i dâlleden hiç kimseye evliyâlık kemâlleri (üstünlükleri), mânevî…
Fırka-İ Nâciye
Kurtuluş fırkası. Cehennem'den kurtulacağı bildirilen fırka. İslâm dîninde doğru îtikâd üzere olanlar. Peygamber efendimiz ve Eshâbının ve bu büyüklere tâbi olan Ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda bulunanlar (Bkz. Ehl-i Sünnet ve Cemâat). Ey…
Fukahâ-İ Seb'a
Medîne'de yetişen yedi büyük fakîh (âlim). Medîne-i münevverede yetişen fukahâ-i seb'a şunlardır: Sa'îd bin Müseyyib, Kâsım bin Muhammed bin Ebî Bekr-i Sıddîk, Urve bin Zübeyr, Hârice bin Zeyd, Ebû Seleme bin Abdurrahmân bin Avf, Ubeydullah…
Furkân Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi beşinci sûresi. Furkân sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yetmiş yedi âyet-i kerîmedir. Hakkı bâtıldan ayıran mânâsına Kur'ân-ı kerîmin isimlerinden olan ve birinci âyet-i kerîmede geçen Furkân kelimesi, sûreye isim o…
Gadab (gazab)
1. Hiddet, öfke, kızgınlık. Gadab, şeytanın vesvesesinden hâsıl olur. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Gadaba gelince, abdest alınız. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Bir kimse, Allahü teâlânın rızâsı için gadabını giderirse, A…
Gadîr-İ Hum Hadîsi
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye giden yol üzerindeki Gadîr-i Hum denilen vâdide buyurduğu hadîs-i şerîf. Peygamber efendimiz Hudeybiye andlaşması veya Vedâ haccı dönüşünde Eshâb-ı…
Ganî (el-Ganî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hiçbir zamanda, hiçbir mekânda, hiçbir hâlde, hiçbir şeye muhtâc olmayan. Allahü teâlâya, hiçbir şekilde başkasına muhtaç olmayan mânâsına Ganiy-yi mutlak da denir. Allahü teâlâ Kur'â…
Gîbet (gıybet)
Bir kimsenin, yüzüne karşı söylendiği zaman hoşlanmayacağı, kalbinin kırılacağı bir sözünü, hâlini veya hareketini, arkasından, bulunmadığı yerde söylemek, hareketiyle göstermek veya îmâ etmek. Dedi-kodu. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki…
Gusl
Boy abdesti. Cünüb olan her kadın ve erkeğin, hayz (âdet) ve nifası (lohusalık hâli) sona eren kadınların ağzı ve burnu ile birlikte, iğne ucu kadar kuru bir yer kalmayacak şekilde, bütün bedenini yıkaması. Kirlenince çabuk gusül abdesti al…
Mü'min (el-Mü'min)
1. Allahü teâlânın Esmâ-ül-hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Her türlü emân ve emniyet (güven) veren. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, mâlik ve sâhiptir, münezzehtir, se…
Mümît (el-Mümît)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Ölümü yaratan, ruh bulunan cisimden rûhu alan, öldüren. Allahü teâlânın Kur'ân-ı kerîmde bildirdiği doksan dokuz isminden birçoğu, yaratıcı olduğunu gösterir.Meselâ Mukît, Hâlık, Bârî…