Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

116 sonuç · toplam 853 · “halka” · 4/5

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Yezîdîler

Hazret-i Ali'ye düşman olan ve şeytana tapan kimselerin mensûb olduğu bozuk fırka. İbâdiyye fırkasının kurucusu Abdullah bin İbâd'ın adamlarından Yezîd bin Enîse'ye uydukları için bu adı almışlardır. Emevî halîfelerinden Yezîd'in bunlarla h…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kâdiyânîlik

On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan'da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir. İngilizlerin Hindistan'ı sömürge…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

âlem-İ Ecsâd

Yerler, dağlar, gökler gibi, ölçülebilen ve tartılabilen madde âlemi. Buna âlem-i halk, âlem-i şehâdet ve âlem-i mülk de denir.

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Eş'arî

1. Ehl-i sünnet vel-cemâat yolunun iki büyük imâmından biri. Ebü'l-Hasen Ali bin İsmâil Eş'arî. 879 (H. 266) yılında Basra'da doğdu. 941 (H. 330) yılında Bağdâd'da vefât etti. İmâm-ı Eş'arî ve İmâm-ı Mâtürîdî, selef-i sâlihînin (ilk devir m…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müftî (müftü)

Fetvâ veren. 1. Vilâyet ve kazâlarda din işlerine bakan, İslâm âlimlerinin dînî bir konuda vermiş oldukları hükümleri yâni fetvâyı, insanlara bildiren kimse; nakleden me'mur. Birçok işlerde âdet, nass (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerin h…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tekmîl Makâmı

Olgunlaştırmak, tamamlamak, kemâle erdirmek makâmı. Tasavvufta başkalarını yetiştirebilmek derecesine ulaşma. Tasavvuf yolunda nihâyete kavuştuktan sonra geriye dönenler, irşâd (öğretme, yetiştirme) ve tekmîl makâmına kavuşur. Allahü teâlân…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Uşşâkiyye

Evliyânın büyüklerinden Hasan Hüsâmeddîn Uşâkî'nin tasavvuftaki yolu. Uşşâkiyye tarîkatının kurucusu olan Hasan Hüsâmeddîn Efendi, Buhârâ'da Seyyid Ahmed-i Semerkandî'den feyz aldı. Daha sonra Anadolu'ya gelerek Uşak'ta yerleşti. Bunun için…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nihâyetü’s-Seferi’r-Râbi

Arapça, dördüncü seferin sonu demektir. Cem ve fark ehadiyyetinden ibaret olan istikâmet makamında, Hak’dan halka dönüş. Bu durumda sûfi, Hakk’ın halktaki derecelenmesini (menzil menzil inişini), halkın Hak’da yok olduğunu görür, hatta sonu…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hüzn (hüzün)

Üzüntü, keder. Sevincin zıddı. Bu, halk arasında kastedilen dünyevî hüzünden başkadır. Tasavvuf yolunda bulunanlara âit bir hâl. Hüzn, insanın kalbini gafletten (Allahü teâlâyı unutmaktan) korur. Hüznü olmayan sâlikin (tasavvuf yoluna girmi…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhtikâr

İnsan ve hayvan için lüzumlu gıdâ maddelerini şehre girmeden yâhut girince halka satılmadan toplayıp, stok edip, pahalandığı zaman satmak. Bir kimse gıdâ maddelerini kırk gün ihtikâr ederse, Allahü teâlâ ona darılır. O, Allahü teâlâyı sayma…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İkbâl

1. Yönelme. Tasavvuf bilgilerinden maksad, kendini zorlamadan, uğraşmadan, her an Allahü teâlâya ikbâldir. Her an O'nu hatırlamaktır. (Ubeydullah-ı Ahrâr) 2. Kıymet verme, iyi karşılama, hürmet gösterme. Evlâdım! Orhan'ım! Allahü teâlânın e…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Hâdî

el-Hâdî, yol gösteren, murada erdiren demektir. el-Hâdî isminin tecellî ettiği kişi. Allah, sıdk ile Hak’dan konuşarak emrettiklerini halka onun vasıtası ile tebliğ edip, onlara hidâyet edici kılar. Ona, Nebi’ye asaletle, tabi olanlarına ve…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Kayyûm

el-Kayyûm, her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden demektir. Eşyanın varlığını Hakk’a bağlı olarak gören kul. Kayyûmiyyet, tecellî edince, o kul, bununla, halk arasında, Allah’a bağlanıp emirlerini yerine getirerek, onlara…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Anka

Halk arasında, ismi olup, cismi bulunmayan mitolojik bir kuşa verilen isimdir. Misli az bulunan şeyler hakkında da kullanılır. Mutasavvıflar bunu, vücutta taayyünü olmayan, yalnız zihinde suret bulan heyula diye tarif ederler. Eski edebiyat…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bî-Reng

Farsça, renksiz, renksizlik demektir. Arif renksizlik makamında her rengi görüp, bilip, değerlendirip, ona göre hareket eder. Zira o, fenada, “Allah’ın rengi” (Sıbgatallah) olan renksizliğe kavuşmuş, yetmiş iki milletin veya (meşrebin) dili…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cülus

Arapça oturmak demektir. Allah ile başbaşa kalmak üzere oturup tefekkür, tezekkür, tilavet ve murakabe ile meşgul olmak. Seri Sakatî, “mescidlerde oturmak, kapısı halka açık olmayan ticaret yerleri gibidir” der. Hasan el-Kazzâz geceleri çok…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cümle Kapısı

Tekkeye girilen dış kapıya, cümle kapısı denir. Cümle kapılarının sağ ve solunda halkalar olur, bu halkalara zincirler bağlanarak, kapının orta yerinde bu iki zincir birbirine düğümlenirdi. Kapıdan giren, kafasını çarpmamak için biraz eğilm…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Edeb-Erkân

Erkân Arapça’da temeller, esaslar, direkler anlamlarına gelir. Manevî eğitim gören sâlikin, her yerde ve her an, daima kendisini gören, her hareketini bilen Allah’ı düşünerek ve buna bağlı olarak ağzından çıkan sözlere, yaptığı hareketlere…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Elifî Sumat

Mevlevî tekkelerinde, dervişlerin topluca yemek yemeleri için kullanılan, deriden yapılmış sofraya denir. Deri sofralar üç türlü olur: Bir kısmı daire şeklinde, etrafında halkalara sahiptir. Bu halkalara bir zincir geçirilip çekilince, sofr…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hissa

Arapça. Olgunluk ve noksanlık arasındaki farklılık, insanda, ilâhî sıfatların ve fiillerin husul bulmasına kemâl derler. Bu husulün azalması ve hatalara düşülmesi de, noksanlıktır. Şeref, yaratılan ile, onu icâd eden arasındaki vasıtaların…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hâdimü’l-Fukarâ

Arapça, fakirlerin veya dervişlerin hizmetkârı demektir. Şeyhler için kullanılan bir unvandır. Akşemseddin’in dediği gibi, Şeyh, Allah’ı kula, kulu Allah’a sevdirme konusunda dervişlere hizmet ettiği, onların dünya ve âhiret mutluluklarına…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hırka-İ Selman

Arapça, Selman’ın hırkası demektir. Silsilesi Selman-ı Farisî (r)’de biten tarikatlarda müridin, iradesine girdiği şeyhin elinden giydiği hırka veya hırkayla birlikte taca denir. Nakşîlikte Bekrî (Sıddikî) silsilenin ikinci halkası Selman-ı…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kâf Dağı

Kâf, Kur’ân-ı Kerim’de ellinci surenin adıdır. Kur’ân-ı Kerim’in mukattââtındandır. Allah’ın isimlerinden birinin “Kâf” olduğu söylenir. Kudret sahibi anlamına geldiğini söyleyenler olduğu gibi, dünyayı çepeçevre kuşatan dağın adıdır diyenl…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kanberiyye

Kanber, Hz. Ali (r)’nin kölesidir. Hz. Ali (r)’ye çok bağlıydı. O, evden çıkınca, Kanber muhafızlık görevi yapmak üzere kılıcını takınır, peşinden giderdi. Kanber, zencî idi. Haccâc’a karşı Hz. Ali’yi öğdüğü için 95/71 4’de şehit edilmiştir…

↗