ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
111 sonuç · toplam 178 · “İ‘câb” · 4/5
01Tefsîr
Örtülü, kapalı olan şeyi ortaya çıkarmak, açmak, beyân etmek, beşerî kudret dâhilinde, Kur'ân-ı kerîm âyetlerindeki murâd-ı ilâhîyi (Allahü teâlânın murâdını) anlamak. Bu işi yapabilen âlime müfessir denir. (Bkz. Müfessir) Kur'ân-ı kerîmi k…
Yûnus Aleyhisselâm
Musul yakınındaki Nineve (Ninova) ahâlisine gönderilen peygamber. Babasının ismi Metâ'dır. Yûnus aleyhisselâm Âsûr Devleti'nin başşehri ve önemli bir ticâret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu k…
Zâhir (ez-Zâhir)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Varlığında şek ve şübhe olmayan, her eserinde varlığına deliller, işâretler bulunan yüce Allah. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Her şeyin başlangıcı ve sonu, Zâhir…
Sahîh Bey '
Aslı ve sıfatı dîne uygun olan satış. Mûteber olması için bütün şartlarını taşıyan alış-veriş. (Bkz. Bey') Sahîh bey'in meydana gelmesi için alıcı ve satıcının aynı kimse olmaması yâni bir kimsenin hem satıcıya, hem alıcıya vekîl olarak ken…
Mün'akid
İki taraf arasında karara bağlanıp, kabul olunan, meydana gelen. (Bkz. Akd) Alış-verişin ve nikâhın mün'akid olması için uyulması gereken şartları vardır. (İbn-i Nüceym) Bey' yâni satış ve nikâh akdi, sözleşmesi îcâb ve kabûl ile mün'akid o…
Münker
Yapılması uygun olmayan, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle ve müctehidlerin (dinde söz sâhibi âlimlerin) söz birliği ile yasak edilen şey; günah. (Bkz. Haram) Şüphesiz insanlar münkeri görüp de men etmedikleri zaman, onların hepsine Allah…
Müvekkel
Birinin yerine vekil tâyin edilmiş kimse. Her kim sabah namazının farzını cemâat ile kılarsa, kıyâmet gününde yüzü ayın on dördü gibi parlar. Öğle ve ikindi namazlarının farzlarını cemâat ile kılsa, Hak teâlâ o kula bir saf melek müvekkel k…
Ödünç Vermek
Çarşıda misli yâni benzeri bulunan her şeyi, belirsiz bir zaman sonra, misli geri verilmek üzere verme. (Bkz. Karz-ı Hasen) Bir müslümana Allah rızâsı için ödünç veren kimseye, her gün için sadaka sevâbı verilir. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâ…
Al Deliden Uslu Haber
Bu ifadedeki “deli” bizim bildiğimiz psikriyatrik vak’alardaki deli değildir. Kendisini Allah sevgisine tam olarak vermiş, dünyayı ardına atmış, mübalatsız, hiçbir şeye aldırmayan kişidir ki, bunlara sufiyye ıstılahında “meczup” denir. Bu t…
Hulûl Etmek
Girmek, yer etmek; bir cismin başka bir cisme girmesi, iki şeyin birleşmesi. Allahü teâlânın kula girmesi sûretiyle onun ilâhlaştığını kabûl edenlerin bozuk ve yanlış görüşü. Allahü teâlâ üzerinden, gece-gündüz ve zaman geçmesi düşünülemez.…
San'at
Ustalıkla, hünerle yapılan iş. En iyi ticâret bezzâzlıktır, yâni kumaş satmaktır. En iyi san'at, terziliktir. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet) Allahü teâlâ, fende ilerleyen, san'at sâhibi olan kulunu elbette sever. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Adî v…
Sebeb
Vâsıta. Bir işte te'siri olmayan fakat o işin yapılmasını, vücûdunu, var olmasını îcâb ettiren şey. Allahü teâlâ, her şeyin yaratılması için belli şeyleri sebeb yapmıştır. Belli maddeleri, belli şeylere sebeb yaptığı gibi, insanın maddî ve…
Secde-İ Sehv
Yanılma secdesi; namazda bir farzın veya vâcibin, vaktinden önce veya sonra yapılması yâhut vâcibin terkinde yapılması lâzım gelen secde. Birkaç kere secde-i sehv îcâb etse, bir kere yapmak yetişir. (Halebî)
Selef-İ Sâlihîn
Hicrî ilk asrın müslümanları. Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i tâbiînin büyükleri. Zamânımız tarîkatçileri, câmilerde mevlid cemiyetleri, ilâhîler, mersiyeler okutuyorlar. Tekkelerde çalgı, tanbur dinliyorlar. Bunlar gibi nice bid'atleri, di…
Hasîs
Parasını ve malını harcamamak için her türlü sıkıntıya, eziyete katlanan, paraya, mala aşırı düşkün olan; dînen verilmesi îcâb edeni, zekâtı ve sadakayı vermeyen, pinti, eli sıkı olan, bahîl, malda ve ilimde cimrilik eden. (Bkz. Cimri) Hasî…
İctibâ Yolu
Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için peygamberlerin aleyhimüsselâm ve seçilmiş evliyâların yolu. Mürid değil, murâdlar ve mahbûblar yolu. Sevilenleri, çabuk ilerletme yolu. İctibâ yolunda riyâzetler çekmek (nefsin isteklerini yapmamak), k…
İsrâ Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on yedinci sûresi. İsrâ sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz on bir âyet-i kerîmedir. Peygamber efendimizin mîrâc (göklere çıkarılma) mûcizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kısmı bu sürenin birinci âyetinde anlatıldığı…
İstişâre
Danışma, mühim bir iş için güvenilir birisiyle fikir alış-verişinde bulunma. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Uhud harbinde sen, Allahü teâlâdan gelen bir merhâmetle onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli olsaydın elb…
Abdu’l-Mübdi
el-Mübdi, ilkin yaratan demektir. Allah’ın, ibdâına (ilk yaratıcılığına) muttali kıldığı (ibda sırrına erdirdiği) kuldur. Halk ve emrin başlangıcını görür, ilk yapılan hayırları, Allah’ın izniyle başlatır.ABDU’L-MUCîB: el-Mücîb, dualara kar…
Balım Evi
Bektaşî tabiri. Hacı Bektaş Veli Tekkesi’ndeki evlerden birinin ismidir. Burası ayrı bir tekke halindeydi. Balım Evi babasının yanında, ayrıca babalar da vardı. Bunlar ayrı ayrı nasip vermezlerdi. Ancak, dışarı çıkarlarsa nasip verirlerdi.…
Bir Hırka Bir Lokma
Çok azla yetinmeyi, fakra surî olarak da bağlanmayı ifade eder. Hindistan’da Sühreverdîliğin bazı kolları, zenginliğe, varlıklı olmaya, kalpte fakr duygusunu korumak şartıyla karşı çıkmamış, hatta savunmuşlardır. Aynı görüşte olan diğer tas…
Bu Da Geçer Yâ Hû
Eskiden bu ibare, dergâhlarda, işyerlerinde levha halinde duvarlarda bulunurdu. Burada bir “tezad” sanatı vardır. “Bu da geçer” ifadesi geçici dünyayı, “Yâ Hû” da Baki olan Allah’ı gösterir. İyi, kötü her şey gelir geçer, başa gelen kötü ol…
Çark-Çarh
Farsça. Yaka, gök, talih, okyayı, yer, devam eden, süren gibi manaları ihtiva eder. Mevlevîler sağ ayağa çarh, sol yağa da direk derler. Semâ sırasında, direk adı verilen sol ayağa dayanılarak, sağ ayak döndürüldüğü için bu adın verildiği k…
Dâvâ-Mânâ
Arapça, dâ’vâ kelimesinin, iddia, mesele, problem, ülkü vs. gibi mânâları vardır. Mânâ ise, iç, ruh, bâtın, kelime, söz, hareket veya işaretin ifade ettiği, anlattığı şey anlamlarını ihtiva eder. Dâva, bir kulun, kendinde olmayanı ileri sür…