ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
65 sonuç · toplam 67 · “Mecaz” · 3/3
01Karâbet
Akrabalık, hısımlık ve yakınlık. Nesep, evlilik veya mecazî/mânevî bağ yoluyla oluşan yakınlığı ifade edebilir; hukukî sonuç bağın türüne göre değişir.
Dâr-ı şeş-per
“Altı yönlü yurt” anlamında dünya. Ön, arka, sağ, sol, üst ve alt yönlerle kuşatılmış maddî âlemi anlatan tasavvufî mecazdır.
Câme-i fenâ
Yokluk elbisesi; kefen. Tasavvuf şiirinde dünya benliğinden soyunma ve ölümü hatırlama mecazıdır.
Râh-ı kehkeşân
Samanyolu; gökte uzanan yıldız yolu. Farsça tamlama klasik şiirde semavî yol ve ihtişam mecazı olarak da kullanılır.
Âlem-i hâb
Uyku ve rüya âlemi. Tasavvufî metinlerde rüyada görülen sûretlerin alanını veya dünyanın geçiciliğini anlatan bir mecaz olarak kullanılır.
Rabbü’d-dâr
Evin sahibi ve yöneticisi. Kullanımına göre aile reisi, mülk sahibi veya mecazen bir makamın hâkimi anlamına gelebilir.
Beyân İlmi
Düzgün ve yerinde söz söyleme yolunu öğreten belâgat ilminin teşbîh (benzetme), mecâz, kinâye gibi konularını anlatan ilim. (Bkz. İlm-i Beyân)
Nâkıl
Nakleden, birinden duyduğunu veya okuduğu şeyi bildiren. İctihâd derecesine varamayıp, sâdece müctehid (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkarabilecek dereceye ulaşmış olan) âlimlerin verdikleri fetvâları (dînî suâllere verdik…
Hâzır Ve Nâzır
Bulunucu, mevcut olucu ve gören. Allahü teâlâ, her zamanda ve her yerde hâzır ve nâzırdır derler. Halbuki Allahü teâlâ zamanlı ve mekanlı değildir. O halde bu söz görünüşü üzere kalmaz, mecaz olur. Yâni zamansız ve mekansız, hiçbir yerde ol…
Dergâh-I âlî
Farsça-Arapça. Yüce dergâh, büyük kapı demektir. Hükümdar sarayları ile merkezî tekkelerin giriş kapılarına denir. Bu gibi binaların ana giriş kapısı, büyük ve gösterişli olduğu için, bu tabirin aslî manası da, mecazî manası da doğrudur.
Dergâh-I Şerif
Farsça-Arapça, Şerefli, yüce dergâh. Mecazî olarak büyük tekkelere denir. Dergâh-ı Alî ile aynı mânâya kullanılır.
Dîh
Farsça köy demektir. Allah’dan gayri herşey (masiva): mecazi ve iğreti varlık.
Nâ-Tıraş
Farsça. Tıraşsız demektir. Mecaz yolu ile edebten yoksun, yontulmamış, kaba adam demektir.
Ocak-Ocakzâde
Türkçe-Farsça. Ocak oğlu demektir. Ocak; içinde odun, kömür yakılan, dumanı üstteki bacadan çıkan özel ateş yakma yerine denir. Mecazi olarak, kuruluş boy-soy, kök, dirlik, düzenlik manalarına gelir. Bu, aynı zamanda bir Bektaşî tabiridir.…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Şeyh-İ Necdi
Mecazi bir tabir olup şeytan anlamındadır. Bir Hadis-i Şerifte, şeytanın boynuzlarının Necid’den zuhur edeceği kaydedilir. Tabirin dayanağı muhtemelen, bu hadisi şeriftir.
Mebî'
Satılan veya satın alınan mal. Mebî', akd yâni sözleşme yapılınca, müşterinin mülkü olur ise de, teslim alınmadan önce kullanılması câiz değildir. Bunun için teslim almadan önce tam mülkü değildir. Teslim almadan zekât hesâbına katılmaz. (İ…