Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

640 sonuç · toplam 903 · “Tâbi” · 25/27

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tası Okumak

Tas, Türkçe su içmeye yarayan kaba denir. Cinleri toplamak amacıyla, tasa doldurulan suya, efsun okumak manasında bir tâbir. Cinciler, hastaların el ve yüzlerini bu suyla yıkadıkları takdirde iyileşeceklerini söylerler.Olup bir zaman ol dah…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tasliye

Arapça, birinin ardından gelmek, dua etmek gibi anlamları olan bir kelime. Bu, zikreden hakkında kullanılan bir tâbir olup, ehl-i zahir, ehl-i bâtın, evliya, enbiyâ ve ehl-i huzur kişiler için rahmetin var oluşunu ifade eder.

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Taşra Meydancısı

Mevlevî tâbiri. Konya’daki ana dergahta, büyük Mevlevî tekkelerinde iki meydancı dede bulunurdu. Birine “içeri meydancısı”, diğerine de “dışarı meydancısı”, yani “taşra maydancısı” denirdi. Küçük dergâhlarda taşra meydancılığını, kazancı de…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tecelü-İ Şuhûdî

Arapça, şuhûdî (gözle görülür şekilde) ortaya çıkışı ifade eden bir sözcük. Nur adını almış olan varlığın, ortaya çıkışı, için kullanılan bir tâbirdir.Yani tecellî-i şuhûdî, Hakk’ın yaratmış olduğu kâinatta, isimlerin ortaya çıkışıdır ki bu…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tekkeli

Nakşibendî tasavvuf okulu mensuplar, için kullanılan bir tabirdir.

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Teslim Taşı

Bektaşî tâbiridir. Bektaşî babalarının göğüslerinde taşıdıkları, el ayası büyüklüğünde, oniki köşeli taşa teslim taşı denirdi. Teslim Taşı, Kırşehir’de çıkan “Hacıbektaş Taşfndan yapılırdı.Hacı Bektaş Veli’nin zehirlendiğini farkedince kust…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tığ

Farsça, ucu iğne gibi sivri küçük demir iğneye denir. Rufaî tabiridir.Şeyh Efendi, zikr merasiminde, burhan makamında ,bu şişi müridlerinin çeşitli yerlerine batırır, kan akmazdı, kanın akmaması veya bir takım sebeplerle ortaya çıkan kan ak…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bend

Farsça, kılıç bağı demektir, ki canların Bektaşiliğe girerken kestikleri kurbanların tüyünden örülür. Rehber, yeni ders alacak kişiyi şeyhin huzuruna götürürken, onun boynuna tığ-bend bağlardı. Can bunu takarken, “destur” der.Ardından “Pür…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tığlamak

Bektaşî tabiridir. Kurban kesilmesini ifade eder. Kurban kesildi yerine “kurban lığlandı” ifadesi kullanılır.

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tor

Mevlevî tabiri. Pazarcı dervişin pazara çıktığında taşıdığı peşytemala, tor denir.

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vâdî-İ Eymen

Arapça, sağdaki vadi demektir. Kalbin ilâhî tecellîyi kabul edecek şekilde arındırılması. Mutlak vahdet ki bundan “innî enallah (Ben Allah’ım)” hitabı gelir. Vâdî; peygamber, âlim ve velîlerin kalpleridir. Tur dağından, yani feyz kaynağında…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Türbedar Dede

Mevlevî tabirî Konya’da Mevlana’nın türbesiyle, semahanenin bakıcısına, türbedar dede adı verilirdi.

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ümmü’l-Kitap

Arapça, kitabın annesi anlamında bir isim tamlaması, ilk akıl, zatın künhünün mâhiyeti, haki-katlarm mâhiyetleri. Bu tabir Al-i İmran suresinin başında geçen, (Âl-i imrân/7) Arşın üstündeki kaza ve kader levhası yani Levh-i mahfûz’dur.Yok k…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vakfiye

Vakfedenin, vakfa dair ifâdelerini ve hâkimin (kâdî) kaydını (tescilini) içermek üzere, düzenlenen “hüccet” hakkında kullanılan bir tâbirdir. Vakfiyeler, eskiden, noter defteri mâhiyetinde olan, Kadılık yanî Şer’î Mahkeme siciline geçmek su…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vasle

Arapça, birleşme, bitişme anlamında bir kelime. Mevlevi tabiridir. Mevlevîlikte, giyilen özel elbiselerden birinin adına vasle denir. Bu elbise ve çeşitleri, Konya’daki Mevlânâ Müzesi’nde teşhir edilmektedir.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vefk

Arapça, muvafakat, uygunluk, başarı vs. gibi anlamları olan bir kelime. Bir kişinin isteğine uygun olarak hazırlanan dua, harf, muska ve hamail için vefk tabiri kullanılır.Eylemez Hikmet tenezzül yoksa kim erbâb-ı aşk Celb-i teshir-i visali…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vücudiyye

Allah’ın kainatın toplamından ibaret olduğunu savunan “heme ost” (herşey O’dur) diyen pante-istler. Pa-nenteistler ise, herşeyin O’nda olduğunu savunurlar. Ancak genelde panteizm üç şekilde mütalaa edilir.idealist panteizm : Bunu Hegel savu…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Yyabancı

Türkçe, tanımadık kimse anlamına gelen, aynı zamanda Japonca’da aynı manada olmak üzere bulunan bir kelime. Başka tarikattan olanlara veya tasavvufla alâkası olmayan avam kesimine, yabancı denir. Aynı tasavvuf okulu mensuplarına “ihvan” (ka…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Daşt

Farsça, hatırda tutmak, zihinde tutmak manalarına gelen bir tâbir. Bu, Nakşibendî ıstılahıdır. Allah’ın sürekli görmekte ve bilmekte olduğunu bilmek ve bunun bilincinde olmaktır. Buna, ihsan da denir, huzur ber-gayret olarak tanımlayanlar d…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Yedu’llâh

Arapça Allah’ın eli anlamında bir isim tamlaması. Kur’an-ı Kerimde 4 yerde (Al-i İmran/73, Maide/64, Feth/ 10, Hadid/29) geçen bu tâbir, Allah’ın kudreti manasmdadır.

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Yuf Borusu

Yuf olsun veya yuh olsun tabirleri, yazıklar olsun anlamındadır. Yuf borusuna, nefir adı da verilir. Boynuzdan yapılma boru şeklindeki enstrüman. Bunu daha ziyade gezgin dervişler taşırlardı. “Yuf borusu çalmak” ifadesi, birinin, artık hiçb…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Zâhid-İ Bârid

Arapça, soğuk, kuru zâhid anlamında bir tamlama. Dini azimetle, katı bir sertlikle yaşayan kişiler hakkında kullanılan bir tâbir.Seçilmiş âşık ile şimdi zâhid-i bârid, Gözünde halk-ı cihanın ne eşk kaldı, ne hâb.Hallaç kendisini asmaya götü…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Zaviye-Dâr

Arapça, Farca, zaviye sahibi anlamını ihtiva eden bir tâbir, iki kelimeden oluşmuştur: Zaviye ve dar. Dar: Sahip anlamındadır. Küçük tekke denilen zaviye şeyhlerine zâviye-dâr denirdi.ZÂVİYE–

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nişîn

İki kelimeden meydana gelen bu tâbirdeki nişîn kelimesi Farsça, oturmak manasına ism-i faildir. Arapça- Farsça iki kelimeden mürekkeb bu tabir “zaviyede o-turan” anlamına gelir. Zaviyede oturan derviş veya şeyh için, zâviye-nişîn denirdi.

↗