ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
613 sonuç · toplam 1859 · “Şive” · 22/26
01Hâzır Ve Nâzır
Bulunucu, mevcut olucu ve gören. Allahü teâlâ, her zamanda ve her yerde hâzır ve nâzırdır derler. Halbuki Allahü teâlâ zamanlı ve mekanlı değildir. O halde bu söz görünüşü üzere kalmaz, mecaz olur. Yâni zamansız ve mekansız, hiçbir yerde ol…
Hesâb (hisâb)
Öldükten sonra, dünyâda yaptıkları işlerden dolayı insanların sorguya çekilmesi. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Ona şöyle diyeceğiz): Oku kitâbını, bugün üzerine hesâb görücü olarak nefsin sana yeter. (İsrâ sûresi: 14) Âh…
Şerh-İ Sadr
1. Peygamber efendimizin çocukluğunda ve peygamberliği sırasında (mîrâc gecesinde) mübârek göğsünün açılarak kalbinin çıkarılması ve yıkanıp ilim, hikmet ve mârifet ile doldurulduktan sonra yerine konması hâdisesi. (Bkz. Şakk-ı Sadr) Yeşil…
Şeyh
1. İhtiyâr. Şeyhlere hürmet ediniz. (Hadîs-i şerîf-Lemeât) 2. Bir ilim dalında ihtisas etmiş olan. 3. Mürşîd-i kâmil; insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlatan, dîni, İslâm'ı yayan ve onların mânen olgunlaşmalarını sağlayan rehb…
Şirket
Ortaklık, ortak olmak, iki veya daha çok kimsenin bir mala berâber sâhib olmaları. Bir şeyin birden çok kimseye âit olması, başkasına âit olmaması veya ortakların yazı ile yaptıkları akd, sözleşme. İslâmiyet'te şirketler iki kısımdır. 1) Mü…
Şit (şîs) Aleyhisselâm
Âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası vefât edince peygamber oldu. Kendisine elli suhuf kitâb verildi. Şit ismi İbrânice olup Arapça'da Allah'ın hibesi (hediyesi) mânâsındadır. Şit yerine Şîs d…
Şuarâ Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi altıncı sûresi. Şuarâ sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). İki yüz yirmi yedi âyet-i kerîmedir. İçinde şâirlerden bahsedildiği için, Sûret-üş-Şuarâ denilmiştir. Sûrede; hazret-i Mûsâ ile Fir'avn arasında geçen olaylar,…
Şuayb Aleyhisselâm
Medyen ve Eyke ahâlisine gönderilen peygamber. İbrâhim aleyhisselâmın, dînini insanlara tebliğ etti. İbrâhim aleyhisselâmın veya Sâlih aleyhisselâmın neslinden olduğu rivâyet edilir. İsminin Arabça Şuayb, Süryânicede Yesrûb olduğu bildirilm…
Şühûd
Görme. Tasavvuf yolunda ilerleyenin kalb ve rûh ile çeşitli mertebeleri görmesi. Keşf (gizli bilgilerin açılması) ve şühûd sâhibi milyonlarca âşık, Fahr-i âlemi (sallallahü aleyhi ve sellem) ziyâret ederek, Allahü teâlânın sonsuz nîmetlerin…
İbrâhim Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde ismi bildirilen peygamberlerden. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: ( Ey Resûlüm! ) Kitabda ( Kur'ân-ı kerîmde ) İbrâhim'in kıssasını anlat. Çünkü o sıddîk ( doğruluğu tam ) bir peygamber idi... (Meryem sûresi…
İbrânî
Eski yahûdî sülâlesi veya o soydan olan. Yahûdî topluluklarından birine mensûb kimse.
îcâd
Yoktan var etme, vücûda getirme, yaratma. İnsanlar, mahlûk olduğu gibi, bütün işleri, hareketleri de Allahü teâlânın mahlûkudur. Çünkü O'ndan başka, kimse bir şey yaratamaz. Kendi mahlûk, yaratılmış olan, başkasını nasıl yaratabilir? Yaratı…
İhtiyât
Dîne uygun olmayan bir işi yapma şüphesinden kurtulmak için, tedbirli hareket etme. Hanefî mezhebi âlimlerinin çoğuna göre (sabahleyin) ufkun bir yerinde beyazlık başlayınca, (imsak vakti) olup, oruca başlanır. Bundan (6-10 dakika) sonra be…
İktizâ-İ Nass
Âyet ve hadîslerin gerektirdiği şey; nassın (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfin) hükmünün anlaşılabilmesi ve istenilen mânânın ortaya çıkması için sözün tamâmına bakılarak gerekli hükmün taktir edilmesi. " Ümmetimden hatâ ( yanılma ), nisyân…
îmân-I Hakîkî
Kalbe yerleşen, şüphe ve tereddüd karşısında hiç sarsılmayan îmân. Îmân-ı hakîkînin alâmeti, gevşeklik ve tembellik olmadan İslâmiyet'in emirlerini kolayca yapma ve yasaklarından kaçınma hâlinin hâsıl olmasıdır. Îmân-ı hakîkiye sâhib olan k…
İrâde (irâdet)
1. Allahü teâlânın sübûtî sıfatlarından. Allahü teâlânın dilemesi. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerimde meâlen buyurdu ki: (Muhakkak ki senin Rabbin) her neyi irâde ederse irâde ettiği gibi yapar. (O'nun irâdesi hiç şaşmaz. Helâk etmek irâde ettik…
İrtidâd
Dinden çıkma. Müslüman iken, İslâm dînini terk etme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: İçinizden kim irtidâd eder de kâfir olarak ölürse, yaptığı ( iyi ) işler dünyâda da âhirette de boşa gitmiştir. Onlar o ateşin ( Cehennem'…
İshâk Aleyhisselâm
Şam ve Filistin ahâlisine (halkına) gönderilen peygamberlerden. İbrâhim aleyhisselâmın ikinci oğlu olup, annesi hazret-i Sâre'dir. İbrâhim aleyhisselâmın dînini insanlara tebliğ etti. İsmi, Kur'ân-ı kerîmde on yedi yerde bildirilmiştir. All…
İstihfâf
Küçük ve aşağı görme, ehemmiyet vermeme, küçümseme. Küfre düşmenin illeti (sebebi) ikidir: Birincisi dînin inanılması zarûrî (mecbûrî) olarak bildirdiği şeylerden birini inkâretmek, ikincisi ise, dînî emirlerden birini istihfâftır. (İbn-i Â…
İstincâ
Önden ve arkadan necâset çıkınca bu yerleri yıkamak, temizlemek. Başkasının yanında avret yerini açmadan su ile istincâ yapamayan kimse, pislik fazla olsa bile su ile istincâdan vazgeçer. Avret yerini açmaz. Namazı öyle kılar. Açarsa fâsık…
Abdu’l-Kerîm
el-Kerîm, fazilet türlerinin hepsine sahip anlamını ihtiva eder. Allah’ın, el-Kerîm isminin vechini gösterdiği (yani, el-Kerîm ibmine mazhar kıldığı) kişi. O, keremi tecellî ettirir. Zira, kerem O (Allah)nun kadrini bilmeyi ve O’nun sınırın…
Abdu’l-Vâhid
el-Vâhid bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek olan demektir. Allah’ın vâhidiyyet hazretine ulaştırıp, tüm isimlerindeki ehadiyyeti kendisine açtığı kuldur. O, bu şekilde, O’nun isimleri vasıtası ile, idrak e…
Abdu’l-Vehhâb
el- Vehhâb, karşılık beklemeden, bol bol veren demektir. Hakk’ın cömertlik ismiyle tecellî ettiği kişi. Herhangi bir karşılık gerektirmeyecek şekilde, istediği kişiye lâyık olanı verir. Allah’ın inayetine ehil olanlara, imdâdıyla yetişir. Z…
Abdu’l-Vâlî
el-Vâlî, kâinata hakim olup onu yöneten, demektir. el-Vâlî isminin tecellî ettiği zuhuru ile, kendisini insanlara vâlî kıldığı kula, Abdu’l-Vâlî denir, ilâhî siyâsetle o, kendisine ve başkasına valilik yapar. Kullar arasında, Allah’ın adale…