Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

640 sonuç · toplam 903 · “Tâbi” · 21/27

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hırka-İ Sufiyye

Arapça, sûfiyye hırkası demektir. Müridin, iradesine girdiği şeyhin elinden giydiği şey (şeyler) için kullanılan bir tabirdir. Bu, hırka veya taç gibi bir alâmet olurdu. Hırka giymek, tarikata girişi, mürşidle irtibatı sağlamayı ifade eder.…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hırka-İ Tarikat

Arapça, tarikat hırkası demektir. Tarikatta olgunluk makamlarını elde eden kişilere, şeyhleri tarafından “icazetname”, “hilâfetnâme” (diploma) verilirdi, icazet verme işlemi sırasında, müride, törenle hırka ve taç giydirildiği için, buna “i…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hurde-İ Tarikat

Farsça, hurda, ezilmiş, parçalanmış demektir. Mevlevi tabiridir. Tarikat ile ilgili ufak tefek malûmatlara “hurde-i tarikat” denir.

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hû Sala

Mevlevîlik tabiridir. Mukabeleye davet için yapılan çağırış “Hû Sala” şeklindedir. Yemeğe davet de aynı çağrıyla yapılırdı.

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Huzura Gitmek

Mevlevî tâbiridir. Mevlevîliğe mensub müridin Konya’ya gidip, Hz. Mevlanâ’nın türbesini ziyaret etmesine, “huzura gitmek” denir.HUZUZ; Arapça, nasip, pay, saadet, şans, şanslı anlamına gelen “hazz” kelimesinin çoğuludur. Bundan, nefsin payı…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hücre Gülbangi

Mevlevî tâbiri. Hücreye girerken okunan gülbang. Şöyledir: İnayet-i Yezdan, himmet-i merdân, mekin ü mekân ve safa-yı zemin ü zaman çerağ-ı rûşen, fahr-ı dervişân, zuhûr-ı iman, kanûn-ı merdân, dem-i Hazret-i Mevlânâ, Hû diyelim Hû.

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hücre Küşadı

Farsça, küşad açmak demektir. Mevlevî tâbiridir. Hücreyi açmak demektir. Çilesini bitirip hücresine çıkan derviş (can), üç gün hücrede halvette kalırdı. Üç gün sonra meydancı gelir, kapı ve perdesini açardı. Bu halvet müddetinin bittiğini v…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hücre-Nişîn

Farsça, hücrede oturan demektir. Mevlevî tabiridir. Mevlevîlikte hücreye yerleşebilmek için, çile denilen 1001 günlük bir hizmet süresi gerekliydi. 1001 günlük hizmet bitince, mürid törenle hücreye çıkar (yerleşir) di. Hücre-nişîn (hücrede…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhsâ

Arapça, saymak, ama teker teker saymak demektir, ilâhî isimlerin sayılması, yaratılışa ait şekillerden fani olunca, hazret-i vahidiyyette onları gerçekleştirmekle olur. Beka, Hazret-i ehadiyyette beka iledir. Esma-i İlâhînin sayılması, o is…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhvan-I Bâ Safa

Arapça, safalı kardeşler demektir. Bâ; aslen Farsça beraberlik, li, lı gibi sahiplik ifade eden bir takıdır. Bu tâbir Mevlevîlere aittir. Saf yani kalbinde şüphe ve karışıklık bulunmayan kardeşler demektir.

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İkindi Meydanı

Mevlevi tâbiridir. Sabah namazı kılındıktan güneş doğana kadar, ikindiden de güneş batana kadar, tefekkür ile meşgul olan bir müslümanın, Allah katında sevap kazanacağına ait bir hadis-i şerife dayanarak konulmuş bir usûl.

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İkrar Almak

Tasavvufa girdiğine dair verilen söze denir. Tasavvufa giriş sırasında, Şeyhe, gerekli şartlara uyacağına dair söz vermek sebebiyle, bu tabir kullanılır olmuştur. Bu tâbiri daha çok Bektâşîler kullanır.

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İlim Postu

Bektaşî tâbiridir. Meydan’da bulunan bir makamdır. Burada da, diğer makamlarda olduğu gibi niyaz olunur. Nasib alan yeni talib (derviş), rehberinin kılavuzluğu ile buraya gelir, rehberi ona şunları söyler: “Buna ilim postu derler. Cümle müş…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İnabe Almak

Bir şeyhe intisab ile, onun müridi olmak anlamında kullanılan bir tâbir. Buna “el almak”, “filan şeyhten inâbe almak” “filan tarikata inabe etmek” denir. İnâbe kelimesi Osmanlıca’da “inâbet” şeklinde kullanılmıştır.

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kaba Sofu

Taassup ve zühd-i bârid (soğuk zühd) vasıflı kimseler hakkında kullanılan bir tâbirdir.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kâlde Kalmak

Arapça, kal, söz, laf demektir. Tasavvufî hallere ait bilgiyi, uygulama haline getiremeyen kimseler için kullanılan bir tâbirdir. Böyle kişilerde laf var, iş yoktur.

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kan

Türkçe. Hallâc-ı Mansur’dan itibaren, tasavvufta bir kan imgeciliği başlamıştır. Tasavvufun zorluklarla dolu bulunduğu, icabında hayatını bu uğurda feda etme durumunun bile söz konusu olduğu, kan imgesiyle anlatılmaya çalışılır. Molla Camî’…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Meydan Taşı

Bektaşî tâbiridir. Meydandaki makamlardan biridir. Yeni talib (derviş) buraya gelince, rehber, ona şu tanımı yapardı: “Buna meydan taşı derler. Hazret-i Pîr Efendimizin meydan celladı diye nasb buyurdukları, elinde kudret kılıcıyla duran Ha…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Karabaşiyye

Halveti tasavvuf okulunun kollarından birinin adı. Şeyh Ali Alâeddin Karabaş-ı Velî (ö. 1097/1686) tarafından kurulmuştur. Karabaş-ı Velî, Arapgir’lidir. Genç yaşında, İstanbul’a Fâtih Medresesi’ne gelerek derslere başladı. Bir süre sonra c…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kâri Dede

Kârî, Arapça’da okuyucu manasına gelir. Mevlevî tâbiridir. Kârî Dede, Mesnevî okurken, Mesnevî-hanların yanına oturup, beytleri okumak suretiyle onlara yardım ederdi. Bunun yerine Kâri-i Mesnevî unvanı kullanılırdı.

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kırk Budak

Bektaşî tâbiridir. Hacı Bektaş tekkesinde bulunan kırk kollu bronzdan mamul şamdana, kırk budak adı verilir. Nevruz ve On Muharrem akşamlarında olmak üzere, senede iki defa yakılır. Erenler meydanında bulunur.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kızıl Eşik

Bektaşî tâbiri. Meydan’da, Hazreti Pîr Postu’nun yanında yer alan bir makamdı. Buna “Mürüvvet Taşı” veya “Niyaz Taşı” da denirdi.

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kiler Evi

Bektaşî tâbiridir. Merkezi tekkedeki odalardan biri. Yiyecek maddeleri burada korunurdu. Kiler Evi’nin görevli bir babası bulunurdu.

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kuzuluk

Mevlevî tabiridir. Yemekhane duvarlarındaki hücrelere kuzuluk denir. Burada, su tası, peşkir gibi, sofra takımları muhafaza edilirdi.

↗