Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

38 sonuç · toplam 51 · “delâlet” · 2/2

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İstikamet

1.5.9. İstikamet İstikamet ( ةماقتسإ لا), Kuşeyrî’nin sûfîlerin halleri ve makamları arasında, Herevî’nin ise muâmelât kısmındaki makamlar arasında yer vermiş olduğu bir kavramdır.840 Sözlükte, “doğruluk, dürüstlük, adalet, itidal, itaat, s…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mürüvvet Taşı

Bektaşî tabiridir. Meydan’da Hazret-i Pîr Postunun yanında bir makamdır. Buna “Niyaz Taşı”, “Kızıl Eşik” de denir. Buraya mahsus bir niyaz vardı. Yeni talib ikrar verdikten ve meydan kapısı eşiğinde niyaz ettikten sonra, rehberin delaletiyl…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ankebût Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin yirmi dokuzuncu sûresi. Ankebût sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Altmış dokuz âyet-i kerîmedir.Sûrede; putlara ve diğer güçsüz varlıklara tapanların hâlleri, onların dünyâlık elde etmek için kurdukları tuzak v…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Talâk-I Ric'î

Geri dönülebilen talâk. Zevceye yaklaştıktan sonra, sarîh (açık) veya işâretle, üç adedine veya bir ivaza (bedele, karşılığa) bağlı olmaksızın ve beynûnete yâni ayrılığa delâlet eden (gösteren) bir sıfatla sıfatlanmamış ve bir şeye teşbîh e…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Zâhir (ez-Zâhir)

1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Varlığında şek ve şübhe olmayan, her eserinde varlığına deliller, işâretler bulunan yüce Allah. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Her şeyin başlangıcı ve sonu, Zâhir…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İbâret-İnass

Mânâya delâleti bakımından lafzın dört kısmından biri. Nassın (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfin) yalnız ibâresinden anlaşılan mânâya delâlet etmesi. Nûr sûresi yüz yirmi dördüncü âyet-i kerîmesinde meâlen; "Namaz kılın, zekât verin" buyrulm…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hacım Sultan Makamı

Bektaşî deyimidir. Meydan’daki makamlardan biridir. Hacım Sultan Makamı’na aynı zamanda, “Meydan Taşı” da denir. Her makamda niyazda bulunulduğu gibi, burada da niyaz olunurdu. Nasib alan tâlib, kılavuzunun delaletiyle bu makamın ne olduğun…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hubs

Arapça, herhangi birşeyin kötü, çirkin ve bozuk olması anlamında kullanılan bir masdar. Mekruh (çirkin) olan şeylere, hubs denir. Âlem, vahdet-i vücûd telakkisine göre Hakk’ın suretidir. Bu yönüyle âlem, temelde iyidir. “Eşyada temel veya e…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Küre

Bektaşî tâbiridir. Meydandaki ocağa, küre adı verilirdi. Küre, diğer makamlar gibi bir makamdı. Burada da niyaz olunurdu. Yeni tâlib, rehberinin delaletiyle buraya geldiğinde, rehber bu makamı şöyle tarif ederdi: “Buna küre derler. Bunda çi…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Meclis-İ Meşayıh

Şeyhler konseyi anlamında Arapça bir izafet terkibi. Tekkelerin işleriyle meşgul olan ve meşihat dâiresi tarafından kurulan bir teşekkül. Görevi, tekkelerin tarikat usûllerine göre, idarelerini temin ve tekke şeyhliklerine faziletli ve aydı…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nefesu’r-Rahmanî

Rahmanı soluk anlamında Arapça bir tamlama. Ayan üzerinde, ayn olarak yayılan vücud-i âm ve suver-i mevcudatı taşıyan heyuladır. Vücûd-ı âm, heyula üzerine tertib olunmuştur. Binâenaleyh, insan binefsihî bir nevadan ibaret olduğu halde, suv…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Pir Postu

Bektaşî tâbiridir. Meydanda bulunan çeşitli makamlardan biri. Burada da, niyaz olunurdu. Nasip alan yeni tâlib, rehberinin delaletiyle buraya geldiği zaman, rehber şöyle derdi: “Buna pir postu derler. Hazret-i Pir Efendimiz, bunu Horasan’da…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Taht

Farsça, hükümdar koltuğu anlamında bir kelime. Bektaşî tâbiri olarak, Meydan’daki makamların en büyüğüdür.Diğer makamlarda olduğu gibi, burada da niyaz olunurdu. Tarikata yeni giren kişi, rehberinin delâleti ile buraya geldiğinde, ona buras…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mûsâ Aleyhisselâm

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Ülü'l-azm adı verilen altı büyük peygamberden biridir. Yâkûb aleyhisselâmın soyundan, İmrân adında bir zâtın oğlu, Hârûn aleyhisselâmın kardeşidir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki…

↗