ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
119 sonuç · toplam 237 · “Şeref” · 2/5
01mukarrabîn
Değeri, şerefi ve fazileti bakımından Allah’a en yakın olan melekler. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Nisâ suresi” nin 172. ayetinde geçmektedir. Bu melekler, Cebrail, Mikâil, İsrafil ve Azrâil olarak zikredilmektedir. bk. kerrûbiyyûn melâ'ike…
âcid
Sözlük anlamı “Şan ve şeref sahibi, hayrı ve ihsanı bol, lütfü ve keremi sonsuz.” olan bu söz, “esmâ’ü’lhüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekle beraber Allah’ın doksan dokuz ismini veren…
atık
Sözlük anlamı “Özgür, soylu, şerefli, güzel” olan bu te rim, Kâbe ve Hz. Ebû Bekir için kullanılan bir sıfat olarak bilinmektedir.
esmâ
GL-I) [Ar. ism’in ç. b.] “İsimler" anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. esmâ-i hüsnâ a. Ç^ı^ o Uçul) bk. esmâ'ü’l-hüsnâ esmâ-i İlâhiyye a. (^11 fLJ) bk. esmâ-i hüsnâ esmâ-i nebi a. (^. U…
esmâ-i şerîfe
Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır. ” ve “Ta ha suresi” nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isim…
celîlü’ş-şân
Şerefi büyük (Allah’ın sıfatlarından)
Müte'âlî
Sözlük a lamı, “Şan, şeref, güç ve kuvv sahibi olmak.” biçiminde tanım lanan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsn (Allah’ın güzel isimleri)dan olu “Pek yüce, ulu, kusursuz.” ifad siyle Kur’ân-ı Kerîm’de yirm yedi ayette Allah’a nispet ed mektedir. Bu isi…
â Azrâ'il
Dört büs yük melekten biri. İnsanoğlunun z” son nefesini almakla görevli ni melek, ölüm meleği, melekü’la mevt. Kur’ân-ı Kerîm’de ve haş- dislerde “Azrâ'il” adı doğrudan n doğruya geçmemekte, buna karşm sadece “Secde suresi” nin 11. ayetind…
fermân-ı pâdişâhî
Hükümdar fermanı, padişah buyruğu. fermân-ı şeref-ıktirân a. (jljSl Jji jL» (.ululuğa, şerefe, üstünlüğe erişenin fermanı) mec. Padişah fermanı, buyruğu. fermân-ı vâcibü’l-imtisâl a. (itaat edilmesi, boyun eğilmesi gerekli olanın fermanı) m…
îmân-I Şühûdî
Basîret (kalb gözü) ile müşâhede ederek, görerek olan îmân. Dünyâ durdukça ve dünyâ hayâtı ile yaşadıkça gayba inanmaktan başka çâre yoktur. Çünkü bu dünyâda hakîkî îmân-ı şühûdîye kavuşmak mümkün değildir. Âhiret hayâtı başlayıp, vehm ve h…
Mücâdele
Karşısındakinin câhilliğini veya haksızlığını ortaya koymak ve kendisinin akıl, fazîlet ve şeref bakımından üstün olduğunu isbât etmek için iki kişinin bir şey üzerinde tartışması. Haksız olduğu hâlde mücâdeleden vazgeçen kimseye Allahü teâ…
Mübeccel
Yüceltilmiş, muhterem, azîz, büyük saygı gösterilen. (Bkz. Tebcîl) Mevlid gecesi ve günü mübecceldir, mukaddestir, mükerremdir. Şerefi kıymeti çoktur. (Celâleddîn Abdurrahmân Kettânî)
Gazâ
İnsanların İslâmiyet'i işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri yâhut müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna tecâvüz eden düşmanı kovmaları için yapılan muhârebe. Kim evinde oturduğu hâlde Allah yolunda mal infak ederse, ( harcarsa )…
Ulemâ-İ Râsihîn
Kur'ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin derin ve ince mânâlarını, işâretlerini anlayan yüksek din âlimlerine verilen isim. Bunlar; Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn, Tebe-i tâbiîn ve her bakımdan onlara tâbi olan müctehidler, tefsîr ve hadîs âlimleri ve…
Nefs (nefis)
1. Can. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Her nefs, ölümü tadıcıdır. (Âl-i İmrân sûresi: 185) 2. İnsanın kendisi, kişi, beden. İnsan ben deyince, nefsini göstermektedir. (İmâm-ı Rabbânî) 3. Hakîkat, cevher, asıl, öz. İnsanda…
Müsâvât
Eşitlik, denklik; aynı halde ve derecede olma. İslâm dînindeki hürriyet ve müsâvât, gayr-i müslimlerin çoğunu dâimâ kendine çekmiştir.Pekçoğu bu sebepten dinlerini değiştirmiş, müslüman olmakla şereflenmişlerdir. (Herkese Lâzım Olan Îmân) H…
Şekâvet
Kâfir veya fâsık olma, cehennemlik olma. Seâdetin zıddı. Şekâvetin alâmeti dörttür: Geçmiş günâhları unutmak; hâlbuki onlar Allahü teâlânın yanında muhâfaza edilmektedir. Geçmiş iyilikleri zikretmek (söylemek) ; hâlbuki kabûl edilip edilmed…
Kemâlât-I Nübüvvet
Peygamberliğe âit üstünlükler olup, evliyâlığın çok yüksek makamlarından biri. Bir İslâm büyüğü, Allahü teâlânın ihsânı ile şerî'atin (İslâmiyet'in) hakîkatine kavuşur, İslâm-ı hakîkî ile şereflenirse, peygamberlere tam uymakla, o büyüklere…
Erhamürrâhimîn
Merhametlilerin en merhametlisi mânâsına, Allahü teâlânın mübârek isimlerinden. Seâdet sâhibi o kimsedir ki, Azrâil aleyhisselâm gelip; "Korkma, Erhamürrâhimîne gidiyorsun. Asıl vatanına kavuşuyorsun.Büyük devlete erişiyorsun." der. Böyle k…
Refîk-İ A'lâ
1. Allahü teâlâ. Ölüm hastalığında Resûl-i ekrem, dünyâda kalmakla, âhirete kavuşmak husûslarında serbest bırakıldığı vakit; "Allah'ım, senden Refîk-i a'lâ'yı isterim" buyurmuştur . ( Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim) 2. Peygamberlerin, evliy…
Elem
Keder, dert, üzüntü, sıkıntı, acı. Rabbini sevmekle şereflenenlere, sevgilinin (Allahü teâlânın) verdiği elemler, iyiliklerinden daha çok lezzet verir ve ferahlandırır. Bu makam rızâ makâmından da üstündür. Çünkü rızâ makâmında olan, sevgil…
Ehl-İ Sünnet îtikâdı
Peygamber efendimizin veEshâb-ı kirâmın (arkadaşlarının) ve onların yolunda bulunan İslâm âlimlerinin bildirdikleri doğru îtikâd, inanış. Ehl-i sünnet îtikâdında olmayan din adamlarının yazılarını okuyanın kalbi kararır. ( Süleymân bin Cezâ…
Azîz (el-Azîz)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her zaman izzet ve şeref sâhibi. Gâlib, benzeri olmayan, büyük ve küçük her şeyin O'na şiddetle ihtiyâcı olan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Bilin ki, Allahü teâ…
âdet-İ İlâhiyye
Sünnet-i ilâhî; Allahü teâlânın kânûnu. Allahü teâlânın bir şeyi yaratmak için arada bulundurduğu sebebler. Bu sebebler tecrübe ile anlaşılır. Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi şöyledir ki, her şeyi bir sebeble yaratmaktadır. Fakat sebebler…