ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
772 sonuç · toplam 1781 · “Şişe” · 13/33
01Farîdât-I âdile
Dînimizin dört temel kaynağından icmâ' ve kıyâs. (Bkz. İcmâ', Kıyâs) İlim üçtür: Âyet-i muhkeme (hükmü açık âyet-i kerîmeler) , sünnet-i kâime (Peygamber efendimizin hadîs-i şerîfleri, mübârek söz ve davranışları) ve farîdât-ı âdile. (Hadîs…
Bâb-I Cibrîl
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Medîne-i münevverede yaptırdığı mescidinin doğu tarafındaki kıbleye yakın olan kapısı. Bu kapıya, hazret-i Osman'ın evinin karşısında bulunması sebebiyle Bâb-ı Osmân; Resûlullah efendimiz ha…
Bahîl
Cimri. (Bkz. Cimrilik) Bahîl, Allahü teâlâdan, Cennet'ten ve insanlardan uzaktır. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî) Cömert olan câhil, Allahü teâlâya, bahîl olan âbidden (çok ibâdet edenden) daha sevimlidir. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî) Allahü teâlâ kıyâm…
Bâtıl
1. Fânî, geçici, devamlı olmayan, yok olan. En güzel söz, (şâir) Lebîd'in "Allahü teâlâdan başka her şey bâtıldır" sözüdür. (Hadîs-i şerîf-Tefsîr-i Mazharî) 2. Abes, boş, boşuna, sebebsiz yere, yok yere. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen…
Bedr Gazvesi
Peygamber efendimizin Mekkeli müşriklerle yaptığı ilk savaş. Bu muhârebede müslümanlar üç yüz on üç, müşrikler bin kişiydi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Bedr muhârebesinde düşmana nisbetle daha az ve zayıf olduğunuz hâlde…
Bekara (bakara) Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin ikinci ve en uzun sûresi. Bekara sûresi, Medîne-i münevverede nâzil olmuştur (inmiştir). İki yüz seksen altı âyettir.İçerisinde Allahü teâlânın varlığını, kudretini, büyüklüğünü, peygamberlere itâatin lâzım olduğunu göstere…
Belâ
Allahü teâlânın insanları imtihan etmek, denemek için verdiği maddî ve mânevî üzüntü, sıkıntı, musîbet, âfet. Kulumu bir belâ ile ibtilâ (imtihân) ettiğim vakit sabreder ve ziyâretçilerine beni şikâyette bulunmazsa, ona etinden iyi et, kanı…
Benî âdem (âdemoğlu)
İnsanoğlu. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ey Benî Âdem! Yiyin, için, isrâf etmeyin. Çünkü Allahü teâlâ, isrâf edenleri sevmez. (A'râf sûresi: 31) (Ey Benî Âdem!) Şeytana itâat etmeyin, o size ap-açık bir düşmandır diye siz…
Benî Hâşim (hâşimoğulları)
Peygamber efendimizin dedesi Hâşim bin Abdi Menâf'ın soyundan gelenler. Allahü teâlâ, İsmâil (aleyhisselâm) evlâdından Kinâne ismindeki kimseyi ve onun sülâlesinden, Kureyş adlı zâtı beğenip, seçti. Kureyş evlâdından da, Benî Hâşim'i seçti.…
Benî İsrâil (isrâiloğulları)
Ya'kûb aleyhisselâmın, on iki oğlundan gelen evladı ve torunları. Ya'kûb aleyhisselâmın diğer adı İsrâîl olduğu için, soyundan gelenler bu isimle anılmışlardır. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Îsâ bin Meryem de bir zamanla…
Berâet (berât)
1. Temize çıkarmak. Bir şahsın, hakkında iddia edilen suçtan uzak olduğunun veyâ işlediği söylenilen suçun gerçekte suç olmadığının anlaşılması. Allahü teâlâ dört kimseyi dört şeyle töhmetten (iftiradan) berât ettirmiştir. Yusuf aleyhisselâ…
Beyt-İ Ma'mûr
Meleklerin kıblesi. Göklerde meleklerin devâmlı tavâf ettikleri yer, makam. Beyt-ül-ma'mûrda her gün yetmiş bin melek namaz kılar. Bir kere namaz kılana bir daha sıra gelmez. Meleklerin büyüklerinden Kerûbîyân melekleri gece ve gündüz tesbi…
Beyyine Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan sekizinci sûresi. Beyyine sûresi Medîne'de nâzil olmuştur (inmiştir). Sekiz âyettir. Birinci âyet-i kerîmede açık delîl mânâsına olan el-Beyyine kelimesi sûreye ad olmuştur. Bahsedilen beyyine, Peygamber efendimizdir…
Lâim
Levm eden, kınayan, iyi ve güzel bulmayan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Ey îmân edenler! Dinden çıkarsanız Allahü teâlâ sizin yerinize başkalarını getirir. Onları sever. Onlar da Allahü teâlâyı severler. Mü'minlere karşı…
Cömerdlik
Dînin, vicdânın ve mürüvvetin (insanlığın) vermeyi emrettiği yerde vermek kendisine zor gelmemek. Cömerdlik, Cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyâya uzanmıştır. Kim ondan bir dal t utarsa, o dal onu Cennet'e çeker. (Hadîs-i şerîf-E…
La'net (lânet)
Bedduâ; bir kimsenin kötülüğünü, Allahü teâlânın af ve merhametinden mahrum olmasını, ihânet edenlerin veya kötülüklerin gerektiği cezâya çarptırılmasını istemek. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruluyor ki: Allahü teâlâ ve Resûlüne eziyyet edenl…
Lehv
Eğlence. Âhirette faydası olacak şeylerden alıkoyan her şey. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Biliniz ki, dünyâ hayâtı elbette la'b (oyun) ve lehv ve zînet yâni süslenmek ve tefâhur yâni öğünme ve malı parayı ve evlâdı çoğaltmaktır. (Ha…
Mülk Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış yedinci sûresi. Mülk sûresi Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Otuz âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen el-Mülk kelimesinden dolayı, sûreye, Sûret-ül-Mülk denilmiştir. Ayrıca Tebâreke, Münciye, Mâni'a, Vâ…
Müctehid-İ Fiş-Şer'
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkarırken, kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna müctehid-i mutlak da denir. (Bkz. Müctehid-i Mutlak) Dört mezhebdeki fukahâ (dînî hükümleri bildiren fıkıh âli…
Müctehid-İ Mukayyed
Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, delîllerden yeni hükümler çıkaran İslâm âlimi. Mukayyed müctehid. (Bkz. Müctehid fil-Mezheb) Müslümanlar, ya müctehid (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkaran İslâm âlimi)…
Müctehid-İ Mutlak
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden ve diğer dînî delillerden (kaynaklardan) istinbât ederken, çıkarırken kendine mahsûs kâide ve usûl koyan müctehid. Buna, müctehid fiş-şer' ve müctehid-i müstekıl de denir. Dört mezheb…
Müctehid-İ Müstekıl
Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden doğrudan hüküm çıkarabilen ve kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna, mutlak müctehid de denir.
Müd
Sekiz yüz yetmiş beş gram ağırlığında bir ağırlık birimi. Ümmetimden herhangi biri Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshâbımın bir müd arpa sadakasına verilen sevâba kavuşamaz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika) Peygamber efendimiz Muhamme…
Müddessir Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş dördüncü sûresi. Müddessir sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen Müddessir kelimesinden dolayı sûreye, Sûret-ül-Müddessir denilmiştir.Müddessir; örtüsüne bürünen, dem…