1Bu kemâl-i aşk içinde nutkumuz âb-ı hayât Lezzeti âşıklara hakka’l-yakîn kand ü nebât
2Gönlüme ilhâm eder söyle diye nûr-ı İlâh Ma‘lum oldu nediğin âşıklara savm ü salât
3Yâ Muhammed nûr-ı Hak’sın cân ile buldum seni Vechini kim gördü ise dediler “ve‘l-mürselât”
4Senin ağzın yarıdır ihyâ eden bu tevhidi Hamdülillâh çok şükür rûhumda kalmadı memât
5Yedi tavr üzre dedik bu tevhidin ahvâlini Ol sebebden şübhesiz bu ma‘nadan bulduk necât
6Kenz-i hikmet varıdır sırrıyla hem-râz olduğum Maksud olan bu-y-imiş lâzım değil gayrı mir’ât
7Nûr-ı Hakk’ın mazharıdır söyleyen âşık bunu Gönlüme ilhâm olur Hak’dan gelir bu vâridât
8Yer yüzünden zikr ile fikr et Hak’ı ey muttakî Sende zâhir olur ol tevhîd-i ef‘âl ü sıfât
9Ten gözüyle göremezsin bunların sen gördüğün İhtiyâr ile değildir söyleden tevhîd-i zât
10Bu kelâmın ma‘nasından cânıma Hû’dur safâ Âkil olan “lâ” deyip bu tevhide etmez inat
11Şakîdir saîd değildir ikrar yok hâl ehline Lezzet almaz zerrece bu ma‘nadan ehl-i fesâd
12Nefsini fehm etmeden bildim sanır âriflenir Câhil ü nâdânı gör sözünde yokdur hiç sebât
13Akl-ı evvel nûruna mazhar olan söyler bunu Perde olmaz âşıka dîzâr içün bu şeş cihât
14Ârif ol uzletden ayrı düşmesin derviş Vehâb Bu kelâmın sırrını fehm eyleyen akl-ı maâd