Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

54 temiz madde bu görünümde hazır.

Tasavvuf ve Tarikat

Zâhid-İ Bârid

Arapça, soğuk, kuru zâhid anlamında bir tamlama. Dini azimetle, katı bir sertlikle yaşayan kişiler hakkında kullanılan bir tâbir.Seçilmiş âşık ile şimdi zâhid-i bârid, Gözünde halk-ı cihanın ne eşk kaldı, ne hâb.Hallaç kendisini asmaya götürenlere…

Tasavvuf ve Tarikat

Zâhidiyye

Tâcüddin İbrahimü’z-Zâhidi’l-Geylânî (ö. 690/1291 )’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu. Ekberiyye’nin kolu.

Tasavvuf ve Tarikat

Zâhiriyye

İslâmî tarikatlerden 9. yüzyılda ortaya zâ çıkan ve Dâvûd b. Ali ez-Zâhirî (öl. 270 / 884) ye nispet edilen fıkıh mezhebinin adı ve bunun için kullanılan terim. İslâm hukuk tarihinde büyük mezheplerden sonra ortaya…

Tasavvuf ve Tarikat

Zahm

Farsça, yara, bere demektir. Kudüm çalınan iki karış uzunluğundaki çubuklara, zahme denir. Erenlerin aleyhinde konuşan kişi, eğer bir kaza belaya uğrarsa, “erenlerin zahmine uğradı” veya “zahm yedi” denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Zâkir

Anan, hatırlayan, dile getiren, zikreden anlamında terim. tas. Tasavvuf ehli arasmda yapüan zikir ayinini yöneten, İlâhîler okuyarak coşku ve heyecanın doruk noktaya ulaşmasma yol açan sufî.

Tasavvuf ve Tarikat

Zâtîhî

Arapça, kendi zatı sebebiyle vâcib (gerekli, lâzım olan) anlamında bir ibare. Cürcânî, bunu şöyle tanımlar: Yokluğu kesinlikle imkansız (mümteni) olan bir varlık olup, varlığı başkası sebebiyle değil, kendisindedir. Bu sebep-le yokluğunun imkansızlığı (imtinâı) zarurîdir.…

Tasavvuf ve Tarikat

Zaviye-Dâr

Arapça, Farca, zaviye sahibi anlamını ihtiva eden bir tâbir, iki kelimeden oluşmuştur: Zaviye ve dar. Dar: Sahip anlamındadır. Küçük tekke denilen zaviye şeyhlerine zâviye-dâr denirdi.ZÂVİYE–

Tasavvuf ve Tarikat

Zehâb

Arapça gitme anlamında bir kelime. Şarkavî, zehabı, Allah’a duyulan temiz, katışıksız, hâlis sevgi olarak tarif eder. Kul onunla meşgul olması sonucu, O’nda fâni olur. Zehâb, ilâhî aşkın meyvelerinden bir meyvedir. Fena halindeki kişi, görme,…

Tasavvuf ve Tarikat

Zehâiru’llah

Arapça, Allah’ın zahireleri, demektir. Allah’ın zahireleri, O’nun veli kullarıdır. Zahirenin yoksulluğu kaldırdığı gibi, bu zevatın hürmetine Allah kullarına gelecek be-laları kaldırır.

Tasavvuf ve Tarikat

Zehebiyye

İslâ tarikatlerden 15. yüzyılda orta çıkan ve Sühreverdiyye (bk. madde) kollarmdan Kübreviy (bk. bu madde) tarikatının A dullah-ı Berzişâbâdî (öl. 872 1468) ye nispet edilen bir ko için kullanılan terim

Tasavvuf ve Tarikat

Zelle

Az miktardaki yiyecek veya sofradan alınan lokma. Tekke geleneğinde bereket niyetiyle sofradan alınan küçük pay için kullanılır. Aynı kelimenin kelâm ve peygamberler tarihi metinlerinde “kasıtsız sürçme” anlamı da vardır; iki kullanım bağlama göre ayrılmalıdır.

Tasavvuf ve Tarikat

Zemzemlik

Ağızlarına kapak geçirilen, Çin sürahilerine zemzemlik denirdi. Bunların içine zemzem suyu konur, misafirlere küçük fincanlarla ikram edilirdi. Bu küçük sürahiler Hindistan’dan Mekke’ye, oradan da istanbul’a gelirdi.

Tasavvuf ve Tarikat

Zen Başı

Mevlevi ayini sırasında, sema’hane’de dolaşıp, sema’ edenlerin birbirine çarpmamalarını ve düzeni bozmamalarını sağlayan dede’ye, “sema-zen başı” denir. Sema’zen başı, sema’ı iyi yapanlardan olurdu. Sema’zen başı, sema’ sırasında, hırka giyerdi. Yeni başlayanlara (mübtedîlere) sema’ usûlünü,…

Tasavvuf ve Tarikat

Zenb

Arapça, günah demektir. Cürcânî, bunu, seni Allah’tan ayıran şey, diye tarif eder.

Tasavvuf ve Tarikat

Zenfeliyye

Ali Zenfalî Lebîdî el-Ahmedî’nin kurduğu bir tasavvuf okulu. Ahmediyye’nin kollarından biri.

Tasavvuf ve Tarikat

Zerafet

Zarif, zeki olmak, belağatli konuşmak, hazakat gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Maddeden sıyrılmak suretiyle görülen Hakk’ın nurları.

Tasavvuf ve Tarikat

Zerkûbiyye

İslâ tarikatlerden 13. yüzyılda ort çıkan ve Sühreverdiyye tarik nin İzzeddin Mevdûd b. M hammed ez-Zerkûb (öl. VII XIII. yy) a nispet edilen bir k için kullanılan ad

Tasavvuf ve Tarikat

Zerrîntâc

İslâ tarikatlerden 19. yüzyılda ort çıkan Bâbîliğin kurucusu Mi Muhammed-i Şîrâzî’nin ileri len taraftarlarından olan Üm Selmâ Fâtımâ (öl. 1268 / 18 için kullanılan lakap

Tasavvuf ve Tarikat

Zerrûkıyye

Gû^j) [AN İslâ tarikatlerden “Şâzeliyye” bu madde)nin 15. yüzyüda o ya çıkan ve Ahmed Zerrûk Fâsî (öl. 899 /1493) ye nispet len bir kolu için kullanılan ad

Tasavvuf ve Tarikat

Zevahir

Arapça, çiçek kelimesinin çoğuludur. Kaşanî bunu şöyle tarif eder: Bu, tarikat bilgileridir. Çünkü o Hakk’a ulaştıran ilimlerin en şereflisi ve nurlusudur.

Tasavvuf ve Tarikat

Zeydiyye

İslâmî zı tarikatlerden 8. yüzyılın başlarında Kûfe’de ortaya çıkan, Tâberistan, Irak ve özellikle de Yemen coğrafyasmda yaygın olan bir Şiî cemaati için kullanılan terim. Görüşleri itibariyle “Mu’tezile" (bk. bu madde) fırkasının düşünceleriyle paralellik gösteren…

Tasavvuf ve Tarikat

Zeyl Meşayihi

Vaizler hakkında kullanılan bir tâbirdi. Bâb-ı Meşihatta tutulmakta olan ilmiyye sicilinin sonuna yazıldıkları için, bu adı almışlardır. En yüksek derecesi Ayasofya kürsüsü olup, derecesi otuz idi.

Tasavvuf ve Tarikat

Zeyla'iyye

İslâmî tarikatlerden 14. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve Kâdiriyye (bk. bu madde)nin Ebû’l-Abbas Safiyüddin Ahmed b. Ömer ez- Zeyla'î el Ukaylî (öl. 704 / 1305) ye nispet edilen bir kolu için kullanılan ad.

Tasavvuf ve Tarikat

Zeyniyye

WrJ İslâmî tarikatlerden 15. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve Süreverdiyye (bk. bu madde)nin Zeynüddin el-Hâfî (öl. 838 / 1435) ye nispet edilen bir kolu için kullanılan ad.

Tasavvuf ve Tarikat

Zeyt

Arapça, zeytin yağı demektir. Nefsin aslî yetenek nuru.ZEYTUN veya

Tasavvuf ve Tarikat

Zeytune

Arapça, zeytin demektir. Tefekkür gücü ile, kutsal nuru tutuşturabilme kabiliyetine sahif nefs.

Tasavvuf ve Tarikat

Zıd

Türkçe’de de aynı anlamda kullanılan bir kelime. Allah’ın gazab-rıza, ceza-af, kahr-lutf gibi celâl ve cemal sıfatları. Harraz “Allah’ı, iki zıddı birleştirerek tanıdım, Allah, zıdları birleştirdiği için O’na camiu’l-azdad veya mecmau’l-azdâd denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Zıhâr

Bir erkeğin eşini kendisine ebediyen evlenmesi haram olan bir kadına benzeterek evlilik ilişkisini yasaklayan söz söylemesi. Kur’ân zıhârı geçerli bir boşama saymaz; bu sözü söyleyen kimsenin eşiyle birliktelikten önce kefaret yerine getirmesini emreder. Hükümler…

Tasavvuf ve Tarikat

Zılâlât

Arapça, gölgeler demektir. İlâhî isimler.

Tasavvuf ve Tarikat

Zıll-I Evvel

Arapça, ilk gölge demektir, ilk akıl. Bu, Allah’ın nurundan ilk olarak ortaya çıkıp vahdet-i zâtiyye şuûnundan olan çokluk suretini ilk kabul eden ayndır.

Tasavvuf ve Tarikat

Zıll-I İlâh

Arapça, İlâhın gölgesi demektir. Va-hidiyet hazretini gerçekleştiren kâmil insan.

Tasavvuf ve Tarikat

Zıll-I Sâni

Arapça, ikinci gölge demektir. Dünya. Hakk’ın mümkinlerin suretlerinde ortaya çıkışı.

Tasavvuf ve Tarikat

Zıllu’llah

Arapça, Allah’ın gölgesi demektir. Padişahlara, sahip oldukları güç ve kuvvetten dolayı “zıllu’llah fi’l-ard” Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, denirdi.

Tasavvuf ve Tarikat

Zikr-İ Erre

Arapça-Farsça, bıçkı zikri demektir. Buna “zikr-i minşârî” de denir. Minşâr, Arapça’da, “erre”, Farsça’da “testere”, bıçkı anlamlarına gelir. Zikir sırasında hançereden odun kesen bıçkıyı andırır gibi ses geldiği için, bu türe “bıçkı zikri” denmiştir.Sol cennetin…

Tasavvuf ve Tarikat

Zikr-i hafî

Ses çıkarmadan, kalp ve iç dikkatle yapılan gizli zikir. Özellikle Nakşibendiyye’de temel usullerden biridir; cehrî zikrin karşısında anılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Zikr-i kıyam

Ayakta icra edilen toplu zikir. Âyin-i ehlullah maddesine bakınız.

Tasavvuf ve Tarikat

Zil

Arapça, gölge demektir. Kendisine mensup harici vücûdu olan nur ismi aracılığı ile ortaya çıkan madumlardan ibaret mümkinlerin aynlarının ta’ayyünlari (belirmesi) ile zuhur eden izafî vücûd. Nur, onun suretleriyle yokluğu (ademiyeti) nün karanlığını örter. Ve…

Tasavvuf ve Tarikat

Zivâc

Arapça, evlilik demektir. Sûfiler evlilik konusunda Hz. Resûlallah (s)’ı izlenmiştir, ilk devrin bazı sûfilerinin marjinal tavrı bir kenara bırakılırsa, tasavvuf tarihinde bekar sûfi tipi fazla gözükmez. Hatta bir kısım velilerin, evlilikteki fazileti bilmelerinden kaynaklanan…

Tasavvuf ve Tarikat

Ziyaniyye

Şaziliyye’nin Mağrib kolu. Bu kol XIX. yüzyılda kurulmuştur.

Tasavvuf ve Tarikat

Zuhur-Zuhurat

Arapça, ortaya çıkmaya zuhur derler. Sâlikin kendi katkısı olmadan ortaya çıkan olaylara, zuhurat denir. Bu tür zuhuratlar, tevekkül erbabı için, mutlaka uyulması gereken uyarılar olarak değerlendirilir. Rüyalara da, zuhurat denmektedir. “Zuhuratla geçinmek” deyimi, sağdan…

Tasavvuf ve Tarikat

Zü’l-Akl

Arapça, akıl sahibi anlamında bir isim tamlaması. Halkı zahir (dış). Hakk’ı batın (iç) olarak görüp bu şekilde, halkın Hakk’ın aynası olduğunu anlar. Ayna, kendisinde zuhur eden suret ile gizlendiği gibi, mutlak da mukayyed ile…

Tasavvuf ve Tarikat

Zü’l-Ayn

Arapça, göz sahibi demektir. Hakk’ı zahir, halkı bâtın gören kişi. Ona göre halk, Hakk’ın aynasıdır. Hak zuhur edince, halk O’nda, suretin aynada gizlendiği gibi gizlenir.

Tasavvuf ve Tarikat

Zühd-I Huşk-Zühd-İ Bârid

Farsça’da, bârid Arapçada soğuk anlamına gelir. Bu durumda bu iki ifade “soğuk zühd” manasmdadır. Şekilci ve katı din anlayışına sahip kişilerin zühdüne “zühd-i huşk” denir.Zâhid, Hû demeyi inkar eyleme Ya niçin çağırır insan Hû…

Tasavvuf ve Tarikat

Zühdiyyat

Arapça, zühd’e ait olanlar anlamındadır. Zühd konusunu işleyen şiirlere, zühdiyyat denir. Zühd e-debiyatı, gerek sûfilerce, gerekse sûfi olmayanlarca işlenmiştir.

Tasavvuf ve Tarikat

Zühriyye

Şeyh Seyyid Ahmed Zührî el-Kayserî (ö. 1157/1744) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu olup, Musli-hiyye-i Halvetiyye’nin kollarındandır.

Tasavvuf ve Tarikat

Zühul

Arapça, dalgınlık anlamındadır. Kendinden geçmek, gaflet.

Tasavvuf ve Tarikat

Zükür Çelebi

Arapça-Farsça, erkek çelebi demektir. Esasen çalap kelimesi, Allah’ı ifade eden bir kelime olup, sonuna nisbet “yâ” sı eklenerek, “Çalâbî” şeklini almış, konuşmada hafifletilince “çelebi” ye dönüşmüştür: “Allah’a bağlı adam” demektir. Mevlevî tâbiridir. Hz. Mevlânâ’nın…

Tasavvuf ve Tarikat

Zülcenâhayn

"İki kanatlı" mânâsına hem ilim hem de mârifette (tasavvufta) yüksek dereceye ulaşmış olan âlimlere verilen lakab (isim). Mürşid-i kâmiller, ictihâd derecesinde yüksek âlim oldukları için, hem zâhirî ilimlerde ve hem de tasavvufta derin ilim…

Tasavvuf ve Tarikat

Zülf

Farsça, yanağın iki yanına sarkan saça denir. Hiç kimsenin ulaşamadığı gaybî hüviyyet. Hakk’ın zâtı ve künhü, Küfr-i zülf: Siyah saç,Dila her muyu bir ejder görünür ol zülfün, Nice bin ejderi bir yerde tahayyül ne…

Tasavvuf ve Tarikat

Zümrüd

Yeşil renkli kıymetli bir taş. Üzerine, bütün varlıkların suretlerinin nakşolunduğu küllî nefs.

Tasavvuf ve Tarikat

Zümrüd-İ Anka

Yeşil renkli Anka kuşu. Güneş ve ateşten yaratıldığına ve semanın 4. katında yaşadığına inanılır. Diğer bir adı da “simurg” (otuz kuş) dur.

Tasavvuf ve Tarikat

Zünnar

Olayı. Hıristiyanların, dini bir simge olarak kullandıkları bir kusak. 2. tasa Sevgiliye hizmet ve İtaat etmeye azm ve kasdetmek, hizmet kuşağını kuşanmak. b Dünyaya gönül vermek. ¢ Benlik, bencillik. Kaydı-ı İslam Fuzüli bize bir…

Tasavvuf ve Tarikat

Züvvar

Arapça ziyaretçiler demektir. Mevlevî mukabelesini izlemeye gelen ziyaretçiler için kullanılan bir tâbir.TASAVVUF TERIMLERI VE DEYIMLERI SOZLUGUShare BENZER KONULAR Akademik Sayfalar Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Akademik Sayfalar Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik LÜGAT Akademik Sayfalar MEVLÂNA BİBLİYOGRAFYASI Akademik Sayfalar…

Tasavvuf ve Tarikat

Zzâcir

Arapça, engel olan demektir. Mü’minin kalbindeki Allah’ın vaizi. Bu vaiz, mü’minin kalbine atılmış olup, onu Hakk’a çağırır.