Köken ve kullanım
i. ar.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Mülhit, Tanrıtanımaz,
- tas. a İlk zamandan beri ünlü süfilerin birçoğu zındık olmakla suçlanmışlardı. Bu yüzden zındık olmakla suçlanmak yüksek bir mertebe sayılmıştır. “Bir kimsenin zındık olduğuna dair, bin sıddık şahitlik etmedikçe o kimse asla hakikat mertebesine ulaşamaz”. “Aba altında nice zındık, kabâ altında nice sıddık vardır” (İFM 1:260).
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
(&&$ [< F. zendîg] E renin en eski dönemlerde yar tıldığmı savunan, Allah’ı O’nun birliğini ve âhireti ink etmekle beraber inanmış g davranan iki yüzlü ve itika bozuk kimseler
Dinî Terimler Sözlüğü
Hiçbir dinde olmadığı ve Allahü teâlâya inanmadığı hâlde, müslüman görünüp müslümanlığı değiştirmeye, îmânı bozmaya, dinsizliği müslümanlık olarak yaymaya çalışan ve İslâmiyet'i içerden yıkmaya uğraşan sinsi İslâm düşmanı, azılı kâfir, münâfık. Kâdıyânîler ve Behâîler böyledir.
Zındık, Allahü teâlâya ve Muhammed aleyhisselâmın peygamber olduğuna inandığını, Kur'ân'a ve hadîslere uyduğunu söyler. Fakat, Kur'ân-ı kerîmi ve hadîs-i şerîfleri kendi câhil kafasına ve kısa görüşüne göre mânâlandırır. Bu bozuk anladıklarını, sapık düşüncelerini, müslümanlık olarak yazmaya uğraşır. Ehl-i sünnet âlimlerinin doğru sözlerini beğenmez. İslâm âlimlerine câhil der. Kendilerini müctehîd, aydın din adamı olarak tanıtırlar. (İbn-i Âbidîn, Abdülhakîm Arvâsî)
Fıkıh öğrenmeyip tasavvufla uğraşan dinden çıkar, zındık olur. Fıkıh öğrenip tasavvuftan haberi olmayan ise, bid'at sâhibi yâni sapık olur. Her ikisini edinen hakîkate varır. (İmâm-ı Mâlik)