Ara
Menü
ذ

Tatavvu

تطوع

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-1058
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
374
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>تطوع) ) Nafile ibadetler, farz ve vaciplere ilaveten ifa edilen ibadetler | (cr). Tasavvufta bu tür ibadetlere büyük önem verilir. Tavârık i ar. (55 | se)</p><ol><li>Vurmak; yürümek; gece gelmek, uğramak.</li><li>tas, a Hakikat ehlinin geceleyin gönül kapılarını çalan yeni hakikatler. Gece gelen ilham, müjde. b Sahipli olduğuna inanılan yerlerden gece geçenleri | çarpan süfli ruhlar, | Tayy-ı mekân (4S.,L) Yerin dürülmesi, mesafenin kısalması suretiyle gerçekleşen keramet, uçmak. Bkz. Bast-ı zaman.</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6821
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
374
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>تطوع) ) Nafile ibadetler, farz ve vaciplere ilaveten ifa edilen ibadetler | (cr). Tasavvufta bu tür ibadetlere büyük önem verilir. Tavârık i ar. (55 | se)</p><ol><li>Vurmak; yürümek; gece gelmek, uğramak.</li><li>tas, a Hakikat ehlinin geceleyin gönül kapılarını çalan yeni hakikatler. Gece gelen ilham, müjde. b Sahipli olduğuna inanılan yerlerden gece geçenleri | çarpan süfli ruhlar, | Tayy-ı mekân (4S.,L) Yerin dürülmesi, mesafenin kısalması suretiyle gerçekleşen keramet, uçmak. Bkz. Bast-ı zaman.</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-13132
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, yumuşamak, kendini itaate getirmek, nafile ibâdet yapmak anlamlarını ihtiva eden bir kelime. Cürcanî, farz ve vacipten ayrı yapılan ibâdetleri, nafile olarak tanımlar. Bu, şer’î mükellefiyetin dışındadır; tasavvufta önemi büyüktür. Farzlar ve vacipler, sûfîlerce fevkalade titizliği gerektiren tekliflerdir. Nafile denilen ve farzın, vacibin dışındaki ibadetler de , takva ve vera gereği olarak büyük önem arzederler. Bu husus şöyle zincirleme bir sıra arzeder: Edeblere önem vermek gerek. Edebi kaybeden sünnete bağlılıkta za’fa uğrar; sünneti yaşamakta za’fa uğrayan vaciplerde gevşek davranır. Vacibde ihmal gösteren, farzı uygulamakta za’fa uğrar. Farzlarda titiz olmayanın da imanı zayıflar. Bu formül çerçevesinde, edeb ve sünnetlere önem vermek, farzlara verilen önemi güçlendirici olarak görülür. Farzları tam yapan, kulluğu tam yapmış demektir. Bir kimse tam anlamıyla kul olursa, artık o tevhid ehlidir. İşte bu yüzden Hallâc-ı Mansûr, ruhsatları terkettiğini, dört mezhebin zor (azimet) yanlarından kendine yeni bir mezhep oluşturduğunu ve onunla amel ettiğini söyler. Mesela Hallaç, vera gereği olarak, her vakit namazını gusül abdesti ile kılardı. (K. Ahbâri’l-Hallâc) Azimetle amel, tasavvufta vazgeçilmez bir unsurdur.TAVUSİYYE veya</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

تطوع

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

تطوع) ) Nafile ibadetler, farz ve vaciplere ilaveten ifa edilen ibadetler | (cr). Tasavvufta bu tür ibadetlere büyük önem verilir. Tavârık i ar. (55 | se)

  1. Vurmak; yürümek; gece gelmek, uğramak.
  2. tas, a Hakikat ehlinin geceleyin gönül kapılarını çalan yeni hakikatler. Gece gelen ilham, müjde. b Sahipli olduğuna inanılan yerlerden gece geçenleri | çarpan süfli ruhlar, | Tayy-ı mekân (4S.,L) Yerin dürülmesi, mesafenin kısalması suretiyle gerçekleşen keramet, uçmak. Bkz. Bast-ı zaman.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, yumuşamak, kendini itaate getirmek, nafile ibâdet yapmak anlamlarını ihtiva eden bir kelime. Cürcanî, farz ve vacipten ayrı yapılan ibâdetleri, nafile olarak tanımlar. Bu, şer’î mükellefiyetin dışındadır; tasavvufta önemi büyüktür. Farzlar ve vacipler, sûfîlerce fevkalade titizliği gerektiren tekliflerdir. Nafile denilen ve farzın, vacibin dışındaki ibadetler de , takva ve vera gereği olarak büyük önem arzederler. Bu husus şöyle zincirleme bir sıra arzeder: Edeblere önem vermek gerek. Edebi kaybeden sünnete bağlılıkta za’fa uğrar; sünneti yaşamakta za’fa uğrayan vaciplerde gevşek davranır. Vacibde ihmal gösteren, farzı uygulamakta za’fa uğrar. Farzlarda titiz olmayanın da imanı zayıflar. Bu formül çerçevesinde, edeb ve sünnetlere önem vermek, farzlara verilen önemi güçlendirici olarak görülür. Farzları tam yapan, kulluğu tam yapmış demektir. Bir kimse tam anlamıyla kul olursa, artık o tevhid ehlidir. İşte bu yüzden Hallâc-ı Mansûr, ruhsatları terkettiğini, dört mezhebin zor (azimet) yanlarından kendine yeni bir mezhep oluşturduğunu ve onunla amel ettiğini söyler. Mesela Hallaç, vera gereği olarak, her vakit namazını gusül abdesti ile kılardı. (K. Ahbâri’l-Hallâc) Azimetle amel, tasavvufta vazgeçilmez bir unsurdur.TAVUSİYYE veya

İlgili maddeler

Sözlüğe dön ←