Köken ve kullanım
i. ar.
شكل
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Bedeni arzular. Nefsin hoşuna giden şey, nefsin bir şeye meyletmesi (cr). Bedeni ve süfli arzular; yeme, içme ve cinsi hayatla ilgili olup ölçüyü aşan istekler (Gi 111). Canın isteği.
Dinî Terimler Sözlüğü
Nefsin arzu ve istekleri.
Cehennem şehvet perdesiyle kuşatılmıştır. Oraya şehvetler yapılmakla girilir. Cennet de nefsin hoşlanmadığı ibâdetlerle kuşatılmıştır; buraya da ibâdet meşakkatleriyle girilir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)
Şehvet üç çeşittir: Yeme arzusu, konuşma arzusu, bakma ve görme arzusu. Yemek yeme hâlini, yüce Allah'a îtimâd ve tevekkül ile, dilini doğru söz söylemekle ve gözünü ibretle bakmak sûretiyle muhâfaza et. (Hâtem-i Esam)
Şehvet, şeytanın yularıdır. Bu yuları şeytana kaptıran ona kul olur. (Ebû Bekr Kettânî) İslâmiyet, şehvetin ve gadabın, kızmanın yok edilmesini değil, her ikisine hâkim olup, dîne uygun kullanılmalarını emretmektedir. (Şerefüddîn Ahmed Münîrî)
Gençlik çağı, nefsin kaynadığı, şehvetlerin oynadığı, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır. Böyle bir çağda yapılan az bir amele pekçok sevap verilir. (Ahmed Fârûkî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, şiddetli arzu demektir. Nefsin bir şeyi şiddetle arzulaması. İki türlü şehvet sözkonusudur: 1) Varlığı gerekli olan, yok olduğu zaman insanın bedenine zarar getiren şehvet, 2) Olmadığı zaman, bedenin zarara uğramadığı şehvet. Kur’ân’da övülmeyen tarzda zikr olunmuştur: “insanlar için şehvetleri sevmek süslü gösterildi” (Âl-i imrân/14) “Sizler, kadınlar dururken, şehvetle erkeklere geliyorsunuz” (A’râf/81). Seyyid Şerif Cürcânî şehveti; nefsin hoşlandığı şey, nefsin bir şeye meyletmesi, şeklinde tanımlamıştır. İslâm’da şehvetleri yok etmek değil, terbiye etmek, meşru sınırlar içinde tutmaya çalışmak esâstır.