Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-8964- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Dinî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Kur'ân-ı kerîmde Zülkarneyn adıyla bildirilen peygamber veya evliyâ olan mübârek bir zâtın, Ye'cûc ve Me'cûc için yaptırdığı sed.</p><p>Allahü teâlâ âyet-i kerîmede Sedd-i Zülkarneyn ile ilgili meâlen şöyle buyurdu:</p><p>( Zülkarneyn ) Sonra yine bir yol buldu ( doğudan kuzeye gitti ). Nihâyet iki dağ arasına ulaştığı zaman onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Onlar ( tercümanları vâsıtasıyla ); "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cûc tâifesi ( topluluğu ) bu yerde fesat ( kâtil, tahrip, zirâatı telef ) edicilerdir. Acabâ biz sana masrafını tâyin etsek de bizimle onların arasında sed yapsan" dediler. ( Zülkarneyn ); "Rabbimin bu işte bana verdiği kudret, sizin vereceğiniz harâç ve masraftan hayırlıdır. Haydi siz bana ( bedenî ) kuvvetle ( ve lâzım olan âletlerle ) yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım. Bana demir kütleleri getirin" dedi. Tâ ki, iki yanı ( iki dağın arası ) eşit oldu. Sonra ( çalışanlara ) üfleyin ( körüklerle ateşi tutuşturun ) dedi. Nihâyet o ( demir ) ateş gibi olunca; "Getirin bana üstüne erimiş bakır dökeyim" dedi. Artık ( Ye'cûc ve Me'cûc kavmi ) onu aşmaya güç yetiremedikleri gibi, onu ( duvarı ) delip geçmeye de kâdir olamadılar. ( Zülkarneyn ) "İşte bu ( Sedd-i Zülkarneyn ) Rabbimin va'di geldiği vakit ( kıyâmet yaklaştığı zaman ) ise, o bunu dümdüz yapar. Rabbimin va'di bir haktır. (Kehf sûresi: 92-98)</p><p>Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir</p><p>Aceb hayretteyim ben Sedd-i İskender husûsunda</p><p>(Koca Râgıb Paşa)</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-9827- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Dinî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Kur'ân-ı kerîmde Zülkarneyn adıyla bildirilen peygamber veya evliyâ olan mübârek bir zâtın, Ye'cûc ve Me'cûc için yaptırdığı sed.</p><p>Allahü teâlâ âyet-i kerîmede Sedd-i Zülkarneyn ile ilgili meâlen şöyle buyurdu:</p><p>( Zülkarneyn ) Sonra yine bir yol buldu ( doğudan kuzeye gitti ). Nihâyet iki dağ arasına ulaştığı zaman onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Onlar ( tercümanları vâsıtasıyla ); "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cûc tâifesi ( topluluğu ) bu yerde fesat ( kâtil, tahrip, zirâatı telef ) edicilerdir. Acabâ biz sana masrafını tâyin etsek de bizimle onların arasında sed yapsan" dediler. ( Zülkarneyn ); "Rabbimin bu işte bana verdiği kudret, sizin vereceğiniz harâç ve masraftan hayırlıdır. Haydi siz bana ( bedenî ) kuvvetle ( ve lâzım olan âletlerle ) yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım. Bana demir kütleleri getirin" dedi. Tâ ki, iki yanı ( iki dağın arası ) eşit oldu. Sonra ( çalışanlara ) üfleyin ( körüklerle ateşi tutuşturun ) dedi. Nihâyet o ( demir ) ateş gibi olunca; "Getirin bana üstüne erimiş bakır dökeyim" dedi. Artık ( Ye'cûc ve Me'cûc kavmi ) onu aşmaya güç yetiremedikleri gibi, onu ( duvarı ) delip geçmeye de kâdir olamadılar. ( Zülkarneyn ) "İşte bu ( Sedd-i Zülkarneyn ) Rabbimin va'di geldiği vakit ( kıyâmet yaklaştığı zaman ) ise, o bunu dümdüz yapar. Rabbimin va'di bir haktır. (Kehf sûresi: 92-98)</p><p>Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir</p><p>Aceb hayretteyim ben Sedd-i İskender husûsunda</p><p>(Koca Râgıb Paşa)</p>
Dinî Terimler Sözlüğü
Kur'ân-ı kerîmde Zülkarneyn adıyla bildirilen peygamber veya evliyâ olan mübârek bir zâtın, Ye'cûc ve Me'cûc için yaptırdığı sed.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede Sedd-i Zülkarneyn ile ilgili meâlen şöyle buyurdu:
( Zülkarneyn ) Sonra yine bir yol buldu ( doğudan kuzeye gitti ). Nihâyet iki dağ arasına ulaştığı zaman onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Onlar ( tercümanları vâsıtasıyla ); "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cûc tâifesi ( topluluğu ) bu yerde fesat ( kâtil, tahrip, zirâatı telef ) edicilerdir. Acabâ biz sana masrafını tâyin etsek de bizimle onların arasında sed yapsan" dediler. ( Zülkarneyn ); "Rabbimin bu işte bana verdiği kudret, sizin vereceğiniz harâç ve masraftan hayırlıdır. Haydi siz bana ( bedenî ) kuvvetle ( ve lâzım olan âletlerle ) yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım. Bana demir kütleleri getirin" dedi. Tâ ki, iki yanı ( iki dağın arası ) eşit oldu. Sonra ( çalışanlara ) üfleyin ( körüklerle ateşi tutuşturun ) dedi. Nihâyet o ( demir ) ateş gibi olunca; "Getirin bana üstüne erimiş bakır dökeyim" dedi. Artık ( Ye'cûc ve Me'cûc kavmi ) onu aşmaya güç yetiremedikleri gibi, onu ( duvarı ) delip geçmeye de kâdir olamadılar. ( Zülkarneyn ) "İşte bu ( Sedd-i Zülkarneyn ) Rabbimin va'di geldiği vakit ( kıyâmet yaklaştığı zaman ) ise, o bunu dümdüz yapar. Rabbimin va'di bir haktır. (Kehf sûresi: 92-98)
Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir
Aceb hayretteyim ben Sedd-i İskender husûsunda
(Koca Râgıb Paşa)