Ara
Menü
ذ

musibet

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

“İnsanın beklemediği bir anda başına gelen ve kendi iradesi dışında gelişen olay ve durum. ” için kullanılan terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok yerde geçmektedir.

Özellikle “Tevbe suresi” nin 50. ayetinde “belâ, felâket” anlamında kullanılmakta, “Tegabun suresi” nin 11. ayetinde de mealen “Allah'ın izni olmayınca hiçbir musibet başa gelmez.

” denilmekte, “Âl-i İmrân suresi” nin 165. ayetinde ise mealen “Her musibetin insanın kendinden geldiği” şeklinde vurgulanmakta, benzer bir ifade “Şurâ suresi” nde mealen “Başı nıza gelen her musibet, kendi e lerinizle işleyip kazandığınız (gü nahlar) yüzündendir. ” (30.

ayet biçiminde yer almaktadır. Ben zer anlamlar ve yorumlar çer çevesinde bu terim, pek çok ha dislerde de geçmektedi. muska a.

[< Ar. “nüsha” sözünün Türkçeleşmiş biçimi. ] İçinde din ve büyüleyici bir gücün var o duğuna inanılan ve taşıyanı ko ruduğu sanılan özel olarak ya pılmış, ciltlenmiş veya tenek kutuya konulmuş yazılı kâğı için kullanılan terim, hamaylı.

mut'a a. [Ar. ] bk.

müt'a Mutaffîfîn suresi a. [< Ar. “Sûretü’l-Mutaffifi (jikjl sjj-)] Kur’ân-ı Kerîm’in seksen üçüncü, iniş s rasma göre seksen altıncı sures olup “Ankebût suresi” nde sonra ve “Bakara suresi nden önce Mekke dönemind nazil olmuştur ve otuz altı ayet ten meydana gelmektedir.

Adm ilk ayette geçen ve “ölçüde tart da hile yapanlar. ” anlamma ge len “mutaffifîn” sözünden alır Özünde alış verişte, ölçüde tar tıda hile yapanlarm kmandığı v bunların elbette cezasız kalma yacağı, dürst, itaatkâr kimsele rin ahirette mutluluğa kavuşa cağı anlatılan bu surede Allah’a 491 Mu'tezile ı peygambere ve ahret inancma el inanmanın önemi üzerinde duü rulmaktadır. t)

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Âfet, belâ, sıkıntı.

Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:

Ey insan! Sana gelen her iyilik, Allahü teâlânın ihsânı olarak, nîmeti olarak gelmektedir. Her dert ve musîbet de kötülüklerine karşılık gelmektedir. Hepsini yaratan, gönderen Allahü teâlâdır. (Nisâ sûresi: 79)

Size gelen belâlar, musîbetler, kabahatlerinizin, günâhlarınızın cezâsıdır. Bununla berâber, Allahü teâlâ bir çoğunu da affederek musîbete mârûz (karşı) bırakmaz. (Şûrâ sûresi: 30)

Kullarımdan herhangi birine; bedeninde, malında veya evlâdında bir musîbet verdiğim zaman bu musîbeti sabr-ı cemîl (güzelce sabrederek) karşılarsa, kıyâmet günü onun için mîzân kurmak ve defter açmaktan (hesaptan) hayâ ederim. (Hadîs-i kudsî-İhyâ)

Bir kimseye musîbet erişince; "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn" desin. Allahü teâlâ o kulun duâsını kabûl eder. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)

Mü'minin ahlâkı; zenginlikte iktisad, genişlikte şükür, belâ ve musîbet zamânında sabırdır. Musîbete sabreden, ecir (mükâfât) ve sevâba kavuşur. (Sehl bin Abdullah)

Musîbet birdir. Musîbetin geldiği kişi feryâd eder, ağlayıp sızlarsa, musîbet iki olur.Biri musîbet, diğeri sevâbın gitmesi. Bu musîbet öncekinden daha büyüktür. (Abdullah bin Mübârek)

Musîbete feryâd eden, Allahü teâlâya karşı gelmiş olur. Feryâd etmek, ağlayıp sızlamak belâ ve musîbeti geri çevirmez. (Şakîk-i Belhî)

Gördüğünüz her musîbet ve felâket, kızgınlığın, zulüm ve haksızlık etmenin cezâsıdır. (Abdülhakîm Arvâsî)

Sözlüğe dön