Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-6866- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 193
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>Kavramak, algılamak.</li><li>tas. Basit ve mürekkep idrak olmak üzere iki türlü idrak söz konusudur. İlkinde Hakk'ın varlığını idrak etmekle bera-</li></ol><p>١</p><blockquote>İhtibar<br>e ik 0 e 0<br>ber bu idrakin ve idrak edilen Hakk'ın şuurunda olunmaz. İkincisinde ise Hakk'ın<br>varlığını idrak etmekle birlikte bu idrakin ve idrak edilen Hakk'ın şuurunda<br>olunur. /</blockquote>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6169- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 193
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>Kavramak, algılamak.</li><li>tas. Basit ve mürekkep idrak olmak üzere iki türlü idrak söz konusudur. İlkinde Hakk'ın varlığını idrak etmekle bera-</li></ol><p>١</p><blockquote>İhtibar<br>e ik 0 e 0<br>ber bu idrakin ve idrak edilen Hakk'ın şuurunda olunmaz. İkincisinde ise Hakk'ın<br>varlığını idrak etmekle birlikte bu idrakin ve idrak edilen Hakk'ın şuurunda<br>olunur. /</blockquote>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10267- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Dinî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Bir şeyin aslını, mâhiyetini, hakîkatini bilmek, anlamak.</p><p>Kur'ân-ı kerîmde, meâlen buyruldu ki:</p><p>O'nu ( Allahü teâlâyı ) gözler ( dünyâda ) idrâk edemez. O ise, gözleri bilir anlar. O, ihsân sâhibi bilicidir. (En'âm sûresi: 103)</p><p>İnsanı hayvandan ayıran, ilim ve idrâktir (Hâdimî)</p><p>İnsanların hâlet-i rûhiyeleri (rûhî durumları) farklı oduklarından, idrâk ve fehmleri (anlamaları) da farklı olmaktadır. (İmâm-ı Gazâlî)</p><p>Şükür, şükürden âciz kalındığını idrâk etmektir. (Ebû Osman Mağribî)</p><p>Allahü teâlânın zâtı idrâk edilemez. Dünyâ yurdunda gözle görülmez. Kalb, O'nun varlığını tastîk eder. Âhirette gözler O'nu görecektir. İnsanlar, Allahü teâlâyı âyet ve delîllerle bilmektedir. Kalbler O'nu tanır, fakat akıllar O'nu idrâk edemez. (Sehl bin Abdullah)</p>
Köken ve kullanım
i. ar.
١
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kavramak, algılamak.
- tas. Basit ve mürekkep idrak olmak üzere iki türlü idrak söz konusudur. İlkinde Hakk'ın varlığını idrak etmekle bera-
١
İhtibar
e ik 0 e 0
ber bu idrakin ve idrak edilen Hakk'ın şuurunda olunmaz. İkincisinde ise Hakk'ın
varlığını idrak etmekle birlikte bu idrakin ve idrak edilen Hakk'ın şuurunda
olunur. /
Dinî Terimler Sözlüğü
Bir şeyin aslını, mâhiyetini, hakîkatini bilmek, anlamak.
Kur'ân-ı kerîmde, meâlen buyruldu ki:
O'nu ( Allahü teâlâyı ) gözler ( dünyâda ) idrâk edemez. O ise, gözleri bilir anlar. O, ihsân sâhibi bilicidir. (En'âm sûresi: 103)
İnsanı hayvandan ayıran, ilim ve idrâktir (Hâdimî)
İnsanların hâlet-i rûhiyeleri (rûhî durumları) farklı oduklarından, idrâk ve fehmleri (anlamaları) da farklı olmaktadır. (İmâm-ı Gazâlî)
Şükür, şükürden âciz kalındığını idrâk etmektir. (Ebû Osman Mağribî)
Allahü teâlânın zâtı idrâk edilemez. Dünyâ yurdunda gözle görülmez. Kalb, O'nun varlığını tastîk eder. Âhirette gözler O'nu görecektir. İnsanlar, Allahü teâlâyı âyet ve delîllerle bilmektedir. Kalbler O'nu tanır, fakat akıllar O'nu idrâk edemez. (Sehl bin Abdullah)