Ara
Menü
ذ

hal'

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-2075
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
286
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>[Ar.} Sözlük anlamı, “çıkarmak, çözüp almak, soymak.” olan bu söz, “İş başında bulunan bir devlet başkanının görevden uzaklaştırılması, tahtından indirilmesi.” anlamında kullanılan bir fıkıh terimi. İslâm hukukçuları bir halifenin veya devlet başkanının hal’ edilmesini üç sebebe bağlamışlardır. Birincisi, halifenin irtidat etmesi, yani İslâm dinini bırakarak başka bir dine geçmesi; İkincisi savaşta düşman veya isyancılarm eline esir düşmesi; üçüncüsü, seçilmek için gerekli nitelikleri kaybetmesi, yani aklî dengesini yitirmiş bulunması veya adaletten ayrılarak usulsüz işler yapması.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-929
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
286
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>[Ar.} Sözlük anlamı, “çıkarmak, çözüp almak, soymak.” olan bu söz, “İş başında bulunan bir devlet başkanının görevden uzaklaştırılması, tahtından indirilmesi.” anlamında kullanılan bir fıkıh terimi. İslâm hukukçuları bir halifenin veya devlet başkanının hal’ edilmesini üç sebebe bağlamışlardır. Birincisi, halifenin irtidat etmesi, yani İslâm dinini bırakarak başka bir dine geçmesi; İkincisi savaşta düşman veya isyancılarm eline esir düşmesi; üçüncüsü, seçilmek için gerekli nitelikleri kaybetmesi, yani aklî dengesini yitirmiş bulunması veya adaletten ayrılarak usulsüz işler yapması.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-9876
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Durum, vaziyet, tavır. Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kalbine gelen sevinç, hüzün, darlık, genişlik, arzu ve korku gibi mânâlar. Bunlar kulun gayreti ve çalışması olmadan kalbe gelir. Bu yönden makam ile arasında fark vardır. Makam, tasavvuf yolunda bulunan kimsenin çalışmakla kazandığı mânevî derecedir.</p><p>Hâller ve vecdler (kendinden geçmeler), matlûbun yâni ele geçirilmek istenilenin başlangıçlarıdır. Maksat değildir. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>En güzel hâl; şerîate (dînimizin emir ve yasaklarına) uymaktır. (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>Tasavvuf yolunda ilerleyenlerin bilgileri hâl ile kavuşulan bilgilerdir. Hâller de amellerden hâsıl olur. Amelleri dürüst, doğru olan ve ibâdetleri hakkı ile yapan kimselerde hâller hâsıl olur. Bu hâller birçok şeyleri öğrenmelerine sebeb olur. (İmâm-ı Rabbânî)</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11580
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, hal, durum demektir. Zikir, hüzün sevinç gibi durumlarda kalbe gelen şeye denir. Bu bast, kabz türünden birşey olur; geçicidir. Kâşânî’ye göre, bu durumun kalıcı olmasına, makam denir, sûfinin bulunduğu durum ve zamana göre değişkenlik arzeder. Tasavvufta hal ehli, kal ehli diye iki gruptan bahsedilir. Kal ehli; manevî hâllere sahip olmayan, işin sadece lafını eden kişiler iken, hâl ehli; gerçeği bulanlar, marifete erenler, bu şekilde birliği (tevhid) yaşayanlardır. Bazı tâbirler, hâli güzel tasvîr ederler.Hale gelmek: Sûfinin, sohbet, zikir sırasında veya yüksek manevî bir şahsın huzurunda, kendinden geçip cezbeye gelmesine “hallenmek” veya “hâle gelmek” denir.Hâl giydirmek: Bir erenin, hâl bağışlamasıdır. Bu çok defa meczupların, hallerini, kendileriyle düşüp kalkanlara yansıtmaları, veya meczubun yanındakilerine dokunmayın, ama onlarla da düşüp kalkmayın, yoksa hallerini size giydirirler” tarzında öğüt veren mürşidler bulunurdu.“Erenler, kâlimizi, hâle tebdil eyle” atasözü, tasavvufun kabuğunda kalmayıp, hakikatine ermeyi hedef almanın önemine işaret eder.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11581
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, çıkarmak manasına bir kelime. Kâşânî bu terimi, salikin bir daha nefsinin isteğine, tabiat ve âdetin gereğine uymayacak şekilde, Hakk’ın emrine uygun olarak kulluğu tahakkuk mevkiine koymasıdır, diye tanımlar.HÂL,</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6985
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
TDV İslâm Ansiklopedisi
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Hâl, sûfînin iradesiyle üretmediği, kalbine gelen geçici mânevî duygu ve tecrübedir. Makamdan farkı kalıcı bir kazanım sayılmaması; devamının kişinin çalışmasına bağlanmamasıdır.</p><p>Klasik metinlerde korku, ümit, kabz, bast, heybet ve üns gibi hâller anlatılır. Hâlin sözle aktarılması sınırlı görüldüğü için “hâl dili” tecrübeyle anlaşılabilen mânevî ifade biçimini belirtir.</p><p class="source-link"><a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/hal--tasavvuf" rel="noopener noreferrer">Ansiklopedi maddesi</a></p>

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

[Ar.} Sözlük anlamı, “çıkarmak, çözüp almak, soymak.” olan bu söz, “İş başında bulunan bir devlet başkanının görevden uzaklaştırılması, tahtından indirilmesi.” anlamında kullanılan bir fıkıh terimi. İslâm hukukçuları bir halifenin veya devlet başkanının hal’ edilmesini üç sebebe bağlamışlardır. Birincisi, halifenin irtidat etmesi, yani İslâm dinini bırakarak başka bir dine geçmesi; İkincisi savaşta düşman veya isyancılarm eline esir düşmesi; üçüncüsü, seçilmek için gerekli nitelikleri kaybetmesi, yani aklî dengesini yitirmiş bulunması veya adaletten ayrılarak usulsüz işler yapması.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Durum, vaziyet, tavır. Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kalbine gelen sevinç, hüzün, darlık, genişlik, arzu ve korku gibi mânâlar. Bunlar kulun gayreti ve çalışması olmadan kalbe gelir. Bu yönden makam ile arasında fark vardır. Makam, tasavvuf yolunda bulunan kimsenin çalışmakla kazandığı mânevî derecedir.

Hâller ve vecdler (kendinden geçmeler), matlûbun yâni ele geçirilmek istenilenin başlangıçlarıdır. Maksat değildir. (İmâm-ı Rabbânî)

En güzel hâl; şerîate (dînimizin emir ve yasaklarına) uymaktır. (İmâm-ı Rabbânî)

Tasavvuf yolunda ilerleyenlerin bilgileri hâl ile kavuşulan bilgilerdir. Hâller de amellerden hâsıl olur. Amelleri dürüst, doğru olan ve ibâdetleri hakkı ile yapan kimselerde hâller hâsıl olur. Bu hâller birçok şeyleri öğrenmelerine sebeb olur. (İmâm-ı Rabbânî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, hal, durum demektir. Zikir, hüzün sevinç gibi durumlarda kalbe gelen şeye denir. Bu bast, kabz türünden birşey olur; geçicidir. Kâşânî’ye göre, bu durumun kalıcı olmasına, makam denir, sûfinin bulunduğu durum ve zamana göre değişkenlik arzeder. Tasavvufta hal ehli, kal ehli diye iki gruptan bahsedilir. Kal ehli; manevî hâllere sahip olmayan, işin sadece lafını eden kişiler iken, hâl ehli; gerçeği bulanlar, marifete erenler, bu şekilde birliği (tevhid) yaşayanlardır. Bazı tâbirler, hâli güzel tasvîr ederler.Hale gelmek: Sûfinin, sohbet, zikir sırasında veya yüksek manevî bir şahsın huzurunda, kendinden geçip cezbeye gelmesine “hallenmek” veya “hâle gelmek” denir.Hâl giydirmek: Bir erenin, hâl bağışlamasıdır. Bu çok defa meczupların, hallerini, kendileriyle düşüp kalkanlara yansıtmaları, veya meczubun yanındakilerine dokunmayın, ama onlarla da düşüp kalkmayın, yoksa hallerini size giydirirler” tarzında öğüt veren mürşidler bulunurdu.“Erenler, kâlimizi, hâle tebdil eyle” atasözü, tasavvufun kabuğunda kalmayıp, hakikatine ermeyi hedef almanın önemine işaret eder.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, çıkarmak manasına bir kelime. Kâşânî bu terimi, salikin bir daha nefsinin isteğine, tabiat ve âdetin gereğine uymayacak şekilde, Hakk’ın emrine uygun olarak kulluğu tahakkuk mevkiine koymasıdır, diye tanımlar.HÂL,

TDV İslâm Ansiklopedisi

TDV İslâm Ansiklopedisi · Çeşitli müellifler

Hâl, sûfînin iradesiyle üretmediği, kalbine gelen geçici mânevî duygu ve tecrübedir. Makamdan farkı kalıcı bir kazanım sayılmaması; devamının kişinin çalışmasına bağlanmamasıdır.

Klasik metinlerde korku, ümit, kabz, bast, heybet ve üns gibi hâller anlatılır. Hâlin sözle aktarılması sınırlı görüldüğü için “hâl dili” tecrübeyle anlaşılabilen mânevî ifade biçimini belirtir.

Ansiklopedi maddesi

Sözlüğe dön ←