Ara
Menü
ذ

Celâl

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Qbl=J [Ar.] Sözlük anlamı “Yücelik, hâkimiyet” olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup “Allah'ın en yüksek mertebede ululuğu” anlamında AUah’m ismi ve sıfatıdır. Allah’ın isim ve sıfatlan “celâl” ve “cemâl” olmak üzere iki önemli kola ayrılmıştır. Bu ayırıma göre “Allah’ın kahır ve gazabına delâlet edenler” celâl sözü ile ifade edilmiştir. Sûfîler, genellikle insanların karakterlerini celâl ve cemâl tecellisinden aldığım; bundan dolayı celâl sıfatının tecellisine sahip olanlar görkemli ve heybetli olduğu için onlara “abdülcelîl” vasfı uygun görülmüştür. Buna en güzel örnek olarak da Hz. Ömer gösterilmiştir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Allahü teâlânın kahr ve gazab sıfatlarından. Azamet, büyüklük, ululuk, hiçbir şeye muhtâç olmamak.

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:

Yeryüzünde bulunan her canlı fânîdir (yok olucudur). Ancak celâl ve ikrâm sâhibi olan Rabbinin zâtı bâkîdir. Böyle iken Rabbinizin hangi nîmetlerini yalan sayabilirsiniz? (Rahmân sûresi: 26, 27, 28)

Hiç şüphe yok ki, kıyâmet gününde Allahü teâlâ, nerede benim celâlim için birbirini sevenler! Bugün ben onları arşımın gölgesinde gölgelendireceğim... buyuracaktır. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

Yâ zel-celâli vel-ikrâm'ı çok söyleyin, ona çok devâm edin. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî) Melekler, Allahü teâlânın azameti, celâli ve büyüklüğünden korkudadırlar. Kendilerine verilen emirleri yapmaktan başka işleri yoktur. (İmâm-ı Rabbânî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça. Ululuk, büyüklük, azamet. Bir şeyin celîl olması, onun büyümesidir. “Merhamet gözünde büyüdü”, ifadesi, bu kabildendir. Allah’ın Celâli ise, O’nun ululuğudur. Kuşeyrî’ye göre, Celîl, yücelik ve ululukla ilgili sıfatlara hak kazanan demektir. Celâl, kahr sıfatıdır. Selbî sıfatlara da ıtlak olunur. Meselâ, Allah’ın cism, cismânî, cevher ve araz olmaması gibi. İşte Allah’ın, bunlar ve benzerleri noksan sıfatlardan yüce olması, Celâl’in manaları içinde yer alır. Abdülkerim Cîlî, Allah’ın sıfat ve isimlerinde ortaya çıkması suretiyle olan zâtından ibarettir, der. Bu icmal (özet) olanıdır. Tafsil üzere olan celâl ise, şeref, azamet, övme ve kibriya sıfatından ibarettir. Cenab-ı Allah’ın lütuf ile tecellîsine “Cemal” dendiği gibi, bunun mukabili olarak kahr ile tecellîsine de “Celâl” denir. Celâl kelimesi bir insan için kullanıldığında, bir tür öfke manası taşır: “Mehmet celâllî bir zat idi, Allah ona rahmet etsin!”. Bu cümledeki celalli kelimesi gazab ve öfkeliliği bildirir. Mutasavvıflara göre, “mutlak ve vahdet” olmadıkça, celâline nüfuzunun imkanı yoktur. Vahdet-i Mutlaka’da bütün esma ve sıfat, nisbetler ve itibârlar, “tevhîd, izafetlerin düşürülmesidir” gereğince mahvolacağı cihetle, “Hakk’ı Hak’tan başkası göremez” denmiştir. Celâl, Allah’ın mânevi kahrına da denir ki, bu şekilde “gayriyyet”i ortadan kaldıracağı için celâl, cemâlin aynıdır. Mehmed Akif Ersoy bu hususta şunları söyler:Her an ediyorsun bizi makhûr-i Celâlin Kurban olayım yok mu tecellî-i Cemâlin.Celâlin ortaya çıkışı, mahv ve gaybeti gerektirir. Cemalin ortaya çıkışı da, sahv ve kurbü icâbettirir. Şeyh-i Ekber Muhyiddin Arabî, Celâl sahibinin ceberut sıfatlarından biriyle muttasıf olduğu ve Allah’ın da bu sıfat ile sıfatlandığı kanaatindedir. Celâl sahibi, yine ona göre, kahr ve galebe sahibidir.

Sözlüğe dön