Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-1480- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 114
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Birisi için ondan gördüğü haksızlığa ve aşağılamağa karşılık kötü dua etmek, ah etmek, ilenmek. Zulüm ve haksızhğa karşı geçerli sebeplere dayanması şartıyla din, beddua etmenin caiz olduğunu ayet ve hadislerle ifade etmiştir. Hz.</p><p>Peygamber’in, Müslümanlara işkence etmek, dine şiddet ve baskı yapmak isteyen bazı müşriklere beddua ettiği ve bunun etkisinin açık olduğunu gösteren hadisler vardır. Hz. Peygamber kendisine ve dinine baskı yapan Ebu Cehil, Übey b.</p><p>Halef, Utbe b. Rebîa, Şeybe b. Rebîa gibi bazı müşriklere beddua etmiş, bunların hepsi Bedir Savaşmda helâk olmuşlardır.</p><p>Çok sıkışmadıkça ve ruhen azap görmedikçe Hz. Peygamber’in beddua etmediği de ashabı tarafından açıkça söylenmiştir. Öte yandan İslâm bilginleri Müslümanların yerli yersiz beddua etmelerini de ahlâka uygun görmemişlerdir.</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-283- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 114
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Birisi için ondan gördüğü haksızlığa ve aşağılamağa karşılık kötü dua etmek, ah etmek, ilenmek. Zulüm ve haksızhğa karşı geçerli sebeplere dayanması şartıyla din, beddua etmenin caiz olduğunu ayet ve hadislerle ifade etmiştir. Hz.</p><p>Peygamber’in, Müslümanlara işkence etmek, dine şiddet ve baskı yapmak isteyen bazı müşriklere beddua ettiği ve bunun etkisinin açık olduğunu gösteren hadisler vardır. Hz. Peygamber kendisine ve dinine baskı yapan Ebu Cehil, Übey b.</p><p>Halef, Utbe b. Rebîa, Şeybe b. Rebîa gibi bazı müşriklere beddua etmiş, bunların hepsi Bedir Savaşmda helâk olmuşlardır.</p><p>Çok sıkışmadıkça ve ruhen azap görmedikçe Hz. Peygamber’in beddua etmediği de ashabı tarafından açıkça söylenmiştir. Öte yandan İslâm bilginleri Müslümanların yerli yersiz beddua etmelerini de ahlâka uygun görmemişlerdir.</p>
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Birisi için ondan gördüğü haksızlığa ve aşağılamağa karşılık kötü dua etmek, ah etmek, ilenmek. Zulüm ve haksızhğa karşı geçerli sebeplere dayanması şartıyla din, beddua etmenin caiz olduğunu ayet ve hadislerle ifade etmiştir. Hz.
Peygamber’in, Müslümanlara işkence etmek, dine şiddet ve baskı yapmak isteyen bazı müşriklere beddua ettiği ve bunun etkisinin açık olduğunu gösteren hadisler vardır. Hz. Peygamber kendisine ve dinine baskı yapan Ebu Cehil, Übey b.
Halef, Utbe b. Rebîa, Şeybe b. Rebîa gibi bazı müşriklere beddua etmiş, bunların hepsi Bedir Savaşmda helâk olmuşlardır.
Çok sıkışmadıkça ve ruhen azap görmedikçe Hz. Peygamber’in beddua etmediği de ashabı tarafından açıkça söylenmiştir. Öte yandan İslâm bilginleri Müslümanların yerli yersiz beddua etmelerini de ahlâka uygun görmemişlerdir.