Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-9503- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Esas adı ibrahim-i Sani olan bir Bektaşi liderinin lâkabıdır. Otman Baha’nın (öl. 883/1478) müridleri ve bektaşilerce kutub olarak kabul edilir. Romanya ve Balçık’taki tekkesi, hem Hıristiyanlar, hem de Bektaşîlerce ziyaret edilmektedir.Ancak Bektaşîler rakıya da ‘Akyazılı” demektedir. Onlara, göre, tarikata girmek isteyen kişiyi sınamak için, “dem” denen rakıyı muhabbet meclisine sokan bu zattır. Bektaşîler, “zahir” dedikleri Bektaşî olmayanlar arasında birbirleriyle konuşurken “dün akşam filan kişide misafirdik. Akyazılı (yani rakı) gördük” derler, bununla içki içtiklerini anlatmak isterler. Bektaşîler, ibahilik yoluna saptıktan sonra, Şia gibi, kendilerini gizlemek üzere, takiyye yollu özel terimler geliştirmişler ve kendi yollarından olmayanların eleştirisinden, bu şekilde kurtulmuşlardır.Muhabbet sofrasına oturulduğu zaman, baba, yahut eski bir Bektaşi tarafından çekilen gülbankta “nur ola, sır ola Akyazılı Sultan, gücümüz bekçimiz ola” denerek bu zatın adı anılır. Tarih-i Cevdet’te XIX. yüzyıl başlarında, Sultan II. Mahmud tarafından bazı yanlışlar içinde olduğu tesbit ettirilince, Bektaşiliğin resmi olarak varlığının sona erdirildiği detaylarıyla anlatılır.</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10676- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Esas adı ibrahim-i Sani olan bir Bektaşi liderinin lâkabıdır. Otman Baha’nın (öl. 883/1478) müridleri ve bektaşilerce kutub olarak kabul edilir. Romanya ve Balçık’taki tekkesi, hem Hıristiyanlar, hem de Bektaşîlerce ziyaret edilmektedir.Ancak Bektaşîler rakıya da ‘Akyazılı” demektedir. Onlara, göre, tarikata girmek isteyen kişiyi sınamak için, “dem” denen rakıyı muhabbet meclisine sokan bu zattır. Bektaşîler, “zahir” dedikleri Bektaşî olmayanlar arasında birbirleriyle konuşurken “dün akşam filan kişide misafirdik. Akyazılı (yani rakı) gördük” derler, bununla içki içtiklerini anlatmak isterler. Bektaşîler, ibahilik yoluna saptıktan sonra, Şia gibi, kendilerini gizlemek üzere, takiyye yollu özel terimler geliştirmişler ve kendi yollarından olmayanların eleştirisinden, bu şekilde kurtulmuşlardır.Muhabbet sofrasına oturulduğu zaman, baba, yahut eski bir Bektaşi tarafından çekilen gülbankta “nur ola, sır ola Akyazılı Sultan, gücümüz bekçimiz ola” denerek bu zatın adı anılır. Tarih-i Cevdet’te XIX. yüzyıl başlarında, Sultan II. Mahmud tarafından bazı yanlışlar içinde olduğu tesbit ettirilince, Bektaşiliğin resmi olarak varlığının sona erdirildiği detaylarıyla anlatılır.</p>
Tasavvuf Sözlüğü
Esas adı ibrahim-i Sani olan bir Bektaşi liderinin lâkabıdır. Otman Baha’nın (öl. 883/1478) müridleri ve bektaşilerce kutub olarak kabul edilir. Romanya ve Balçık’taki tekkesi, hem Hıristiyanlar, hem de Bektaşîlerce ziyaret edilmektedir.Ancak Bektaşîler rakıya da ‘Akyazılı” demektedir. Onlara, göre, tarikata girmek isteyen kişiyi sınamak için, “dem” denen rakıyı muhabbet meclisine sokan bu zattır. Bektaşîler, “zahir” dedikleri Bektaşî olmayanlar arasında birbirleriyle konuşurken “dün akşam filan kişide misafirdik. Akyazılı (yani rakı) gördük” derler, bununla içki içtiklerini anlatmak isterler. Bektaşîler, ibahilik yoluna saptıktan sonra, Şia gibi, kendilerini gizlemek üzere, takiyye yollu özel terimler geliştirmişler ve kendi yollarından olmayanların eleştirisinden, bu şekilde kurtulmuşlardır.Muhabbet sofrasına oturulduğu zaman, baba, yahut eski bir Bektaşi tarafından çekilen gülbankta “nur ola, sır ola Akyazılı Sultan, gücümüz bekçimiz ola” denerek bu zatın adı anılır. Tarih-i Cevdet’te XIX. yüzyıl başlarında, Sultan II. Mahmud tarafından bazı yanlışlar içinde olduğu tesbit ettirilince, Bektaşiliğin resmi olarak varlığının sona erdirildiği detaylarıyla anlatılır.