Hz. Âişe’ye yöneltilen iftira üzerine inen âyetler onun temizliğini bildirdiğinde, Hz. Ebû Bekir, olaya karışan ve daha önce geçimini desteklediği Mıstah b. Üsâse’ye artık yardım etmeyeceğine yemin etmişti. Mıstah hem yakın akrabası hem de hicret ehli arasında anılan yoksul bir kimseydi; buna rağmen ifk sözünü nakletmiş olması Ebû Bekir’i derinden incitmişti.
Bunun üzerine Nûr sûresinin 22. âyetinde fazilet ve imkân sahibi kimselerin yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere yardım etmeyeceklerine dair yemin etmemeleri; onları affedip bağışlamaları emredildi. Âyet, “Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?” hitabıyla sona eriyordu. Hz. Ebû Bekir bu hitabı işitince, “Evet, vallahi Allah’ın beni bağışlamasını isterim” dedi ve Mıstah’a verdiği nafakayı yeniden başlattı; bir daha kesmeyeceğini de bildirdi.
Gelenek bu hadiseyi, şahsî incinmişlik karşısında Kur’an’ın bağışlama çağrısını öne alma; öfkeye rağmen yakınlık ve yardım hukukunu sürdürme örneği olarak aktarır.