Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Kederli ve üzüntülü gibi görünen âriflerden bir zat-ı şerife: — Biraz şarap içseniz,… — 7. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 681

Vakit geçirmeden tevhide gelelim, tevhid ile birleşelim, âhiretimizi düşünelim. Dünyadan el ve ayak çekerek amel sandiğı olarak tavsif edilen tabuta girince, mezar denilen çukurda sırtin topraga verilince, Münker-Nekir adı verilen iki melek karşında belirince sana ve bana kimler yardım edebilir? Sen, anana ve babana mezarlarında yardım elini uzatabildin mi ki başkalarından yardım bekleyebilesin? Mirasçılarımız, bizim için ne hayır işleyebilirler? İşleseler bile ne hayrı olur ve neye yarar? Hayatta ve sıhhatte iken canını dişine takarak kazanıp biriktirdiğin ve ölür ölmez mirasçılarına terkettiğin malın veya paranın sana dünyada hayrı olmadığına göre, âhirette ne yararı olabilir? Olsa olsa, sen hesabını verirken terler dökersin,.

mirasçıların âfiyetle yerler ve belki de arkandan (Az bıraktı!)

diye küfrederler. Senin için namaz kılan, oruç tutan, hacca giden olur mu, olsa bile bu ibadetlerin sana hayrı ve faydası do-.

kunur mu?

Şu halde, bugüne kadar işlediğin günahlara tövbe ve istiğfar et, iyınanını tazele, ibadet ve tâ'ate sarıl, Hakka hakkıyle kul ol, geri kalan ömrünü bu yolda harca, tam bir adalet ve hakkaniyet ile hak sahiplerine haklarını iade et, kırdıklarının incittiklerinin gönüllerini ve hoşnutluklarını al, seni affetmesi için gece gündüz Rabbine yalvar... Yoksa, artakalan üç beş yıllık ömrün de heder olur, bu sonuç senin için büyük keder olur, dünyaya gelen herkes önünde sonunda âhirete gider olur.

son konağın kabir, son döşeğin kara toprak olacaktır. Doymayan gözlerin orada toprakla doyacak ve dolacaktır. Daha sonra mahşer var, hesap var, mizan var, sirat var, cennet var, cehennem var. Haklarına tecavüz ettiklerimiz, bilerek veya bil-.

meyerek kendilerine kötülük ettiklerimiz orada bizi beklemektedir. Haklarını almadan yerlerinden ayrılmaları düşünülemez. Bizden önce gelip göçenler, hasret ve nedamet içinde ağlayıp sızlanmaktadırlar:

— Ah, nolaydı Rabbimiz bizi dünyaya geri gönderseydi,.

orada ona ibadet ve tâ'atte bulunsaydık, emrettiği gibi yaşa-.

saydık, sırat-ı müstakiym'den hiç ayrılmasaydık, temennisinde bulunmaktadırlar.

Şunu iyi bilmiş ol ki, bu dünya hayatında gafletle geçirdiğin bir tek günü onlara satmak mümkün olsaydı, onu satın alabilmek için dünya ve dünya içinde bulunan herşeyi feda etmeğe razı ve hazır olanlar vardır. Sen ise, gaflet ve dalâlet içinde değil günlerini aylarını ve yıllarını, âdeta bir mirasyedi hovardalığı ile ömrünü boşuna harcıyor, ne kazandığını ve ne kaybettiğini dahi bilemiyorsun.

Yazık bize, yazıklar olsun bize!.. Halk içinde dış görünüşümüzü tezyin ederken, gizli gizli isyanlar, günahlar ve kötülüklerle kalplerimizi ve bâtınlarımızı kirletiyoruz. Çoğumuzun kalıplarımız, pahalı kumaşlardan en usta terzilerin diktikleri elbiselerle, saç ve sakallarımız en mâhir ve becerikli berberlerin traşları ile süsleniyor, riyâ ile kıldığımız namazlar, cami kapısında sırf gösteriş olsun diye kestirilen bağışlar, hakimane sözler, sahte bir merhametle çevresini süzen gözlerle güzel gibi görünüyor ama, kalplerimiz kin, hased, gazap, riyâ, yalan, dolanla kapkara ve kirlidir. Açıkçası, kalıplarımız müslüman gibi görünse de, kalplerimiz küfür ve nifak ile doludur.

Allah celle, bizlere hayrı emrediyor, biz şerre uzanıyoruz. Allah celle, bizi zikrediyor, biz onu unutup anmıyoruz. Allah celle, bizi cennetine çağırıyor, biz koşar adım cehenneme yaklaşıyoruz. Allah celle, bizi kulluğuna çağırıyor, biz nefsimize ve şeytana kul oluyoruz. Çoğumuz, nefsinin ve şeytanın bineği haline gelmiştir. Şeytan, sırtımıza binmiş, yularımızı eline almış, bizi dilediği yere ve yöne sürüyor. Hoş, bir çok hususlarda şeytan bile bizim işlediğimiz günahları işlemek için Allah Teâlâdan korkar.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.

Kederli ve üzüntülü gibi görünen âriflerden bir zat-ı şerife: — Biraz şarap içseniz,… — 7. bölüm — Menâkıbnâme — tarikat.org