adındaki kâfirin safsata ve hezeyanları ile şeri'atı aynı teraziye koyup ölçmeğe kalkanlar, kendi leşlerinin dahi şeri'at-i garrayı Ahmediyye ile kaldırıldığını farkedemeyecek kadar ibretsiz ve basiretsiz iseler, kendilerine acımaktan gayrı elimizden bir şey gelmez.
Hazin ve hazin olduğu kadar feci tablo ve bilânço meydandadır:
Öğrenci, öğretmenine kurşun sıkıyor. Memleket idaresini sokaklarda ve yangın yerlerinde idare edebileceklerini zannedenler, devletin polisine, jandarmasına, hattâ subayına yaylım ateşi açabiliyor. Kimse hayatından, malından, ırzından emin ve emniyette değil!.. Korku ve dehşet, bir kâbus gibi üzerimize çökmüş, anarşi ortaokul çocuklarına kadar yaygınlaşmış, ana kucağından kopmuş ve ilkokula başlamış mâ'sum yavrularımız da yarın öbürgün gösteri yürüyüşlerine katılırlarsa hiç şaşmamalıyız. Dostlarımız (Bilmem var mı?) ağlıyor ve düşmanlarımız kıs kıs gülüyor. Siyasi ve iktisadi öyle bir abluka içine alınmışız ki, milyarları aşan dış borçlarımız ertelendikçe, yahut 40-50 milyon dolarcık yeni bir kredi kaynağı bulunca toplar atıp, fener alayları düzenleyecek kadar seviniyor ve öğünüyoruz. Islâmın son kalesi olan cennet Anadolu'muzu bölüp parçalamak için elaltından gizli gizli plânlar ve projeler hazırlanıyor. Satılmış bazı şaşkınlar da bu tezleri, siyaset gibi savunabiliyorlar. Bilemiyor ve düşünemiyorlar ki, Allah korusun bu meş'um projeleri gerçekleşecek olsa, din ve millet düşmanları (Kendi ırkdaşına ve ülkesine yararı olmayanın, bize mi hayrı olur?) diye önce kendilerini temizleyeceklerdir.
Ey ehl-i iyman!..
Uyanalım artık... Başlarımız teneşire vurmadan, imam efendi kabrimizin başına dikilip (Üzkür mâ küntü aleyhi min şehadeti en lâ ilâhe illâllah ve enne Muhammeden Resûlullah ve inneke radeytü billâhi Rabben ve bil-islâmi dinen ve bi-Muhammedin sallallahu tealâ aleyhi ve selleme Nebiyyen ve bil- Kur'an-ı imâmen...) telkini ile durmadan, Münker-Nekir sorular sormadan uyanalım ve kendimize gelelim. Bu dünyaya,
yalnız yiyip- içmek ve cinsi münasebette bulunmak için gönderilmediğimizi bilelim. Kulluk ve insanlık görevlerimizi hakkıyle ve lâyıkıyle yerine getirebilmek için kâfi miktarda meşrû ve helâl olmak şartiyle yemenin ve içmenin mecburi, yine meşrû ve helâl olmak şartiyle cinsi münasebette bulunmanın da zürriyeti çoğaltmak bakımından zaruri olduğunu düşünelim.
Aksi halde, gafillerden oluruz ve bu gafletimizin cezasını da yarın pek ağır bir şekilde çekeriz.
Bir korku düştü bana, Acap nola halim benim?
Derman olur mu bana, Acap nola halim benim?
Allah'tan emir geliycek, Can gövdeden ayrılıycak, Ahirete gel diyiycek, Acap nola halim benim?
YUNUS eder düştüm derde, Tutuşup yanarım od'a, Hak kadı olduğu günde, Acap nola halim benim?
Evet, acap nolacak halimiz bizim- Yukarıda, Rahmeten-lilâlemiyn efendimiz hazretlerinin cehennem ahvali hakkındaki irâdlarını sizlere iletmeğe çalıştım. İki cihan serverinin bu veciz öğütlerinden ibret alamayan ve belki de ibretten nasipleri bulunmayanlar, bu anlatılanları yine de inkâr edeceklerdir ama, hiç şüpheniz olmasın ki bu gibiler mutlâk ve muhakkak cehennem azabını tadacaklardır. O korkunç azap ve iztırap içinde bunalırken:
— Ah nolaydı, Allahu tealâ'ya ve Resûl-ü müctebâ'ya iyman ve itaat etseydim, onların dedikleri yoldan gitseydim, diyerek hayıflanacaklar ve pişman olacaklardır ama, bu gecikmiş pişmanlıkları kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır.
— Din neymiş, şeri'at neymiş, cennet ve cehennem neymiş? diye dudak bükerek inkârlarında israr edenlere tehlikeyi bir kerre daha hatırlatınayı islâmi ve insani bir vazife sayıyoruz.
Olüm, omuz başımızda bizleri izlemektedir. O korkulu yollardan herkes gibi bizler de geçeceğiz, ecel şerbetini içeceğiz, varımızı, yoğumuzu ve bize ait olduğunu sandığımız herşeyi yüzüstü bırakıp önünde sonunda ebediyet âlemine göçeceğiz. Bundan kurtuluş yoktur ve şimdiye kadar kurtulan da olmamış ve görülmemiştir.
O halde, tövbe kapıları kapanmadan suçlarımıza ve günahlarımıza tövbe istiğfar edelim, iymanımızı yenileyelim, Rabbimizin bahş ve ihsan buyurduğu ni'metlerle bedenlerimizde hasıl olan kudreti, Rabbimize ibadet ve tâ'at yolunda tüketelim, helâlinden yiyelim, helâlinden giyelim, helâlinden içelim, haramı ve helâli seçelim. Helâlinden yenilenler nur olduğu gibi, haramdan yenilen ve içilenler de şekavet olur. Haram ile avunmayalım, haramı savunmayalım, haramdan hayır beklemeyelim, haram ile gönül eğlemeyelim, gerçekleri bilelim ve belleyelim.