Ara
Menü
5 dakikalık okuma

İşitmedin mi? Şeyh Hallâc-ı Mansur, hükm-ü takdir üzere zindanda hapsolunmuştu. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 509

Ey âşık-ı sadık!..

Yerlerin ve göklerin ve yerlerle gökler arasında görünen veya görünmeyen, bilinen veya bilinmeyen herşeyin sahibi ve mâliki olan Allahu zülcelâl vel-kemâl hazretleri, Kur'an-ı azimül-bürhanda kaleme ve onun yazdığı yazılara yemin etmektedir:

Nûn vel-kalemi ve mâ yestürun...

El-Kalem: 1 (Nûn, kalem ve kalem ehlinin yazdıkları satırlar hakkıyçün...)

Envâr-ül-Kulüb, Cilt 3 — F: 33

Islâm dininin kaleme, ilmc, kitaba ve bilgiye verdiği kıyınet ve ehemmiyet, o kadar büyük ve üstündür ki; yeryüzünde hiçbir anlayış; ilmi bu derece tervic, teşvik ve tergibetmemiştir. Aslını ve esasını araştırmadan, mesnedini ve müstenidini soruşturmadan (ISLAM DINI, TERAKKIYE MANIDIR...)

hükmüne varan dinsiz veya densiz cahiller utanmalıdırlar.

Alimlerin terlerini ve yazı yazmakta kullandıkları mürekkeplerini, şehitlerin i'lâyı kelimetullah uğruna döktükleri kandan üstün tutan bir din, nasıl terakkiye engel olur? Bir âlimin ölümünü, bir âlemin çöküşü ile eşit tutan, âlimin uykusunu cahilin ibadetinden üstün bulan, erkek veya kadın her müslümana ilim tahsilini farz kılan din-i mübiyn-i islâm, terakkiye ve medeniyete engel olabilir mi? Alimlere (VÂRÎS-Î ENBİYÂ) ve (SERTÂC-I EVLIYA) unvanını vermiş ve (ALLEM-EL-ESMÂ)

ile yücelen Hz. Âdem aleyhisselâmn gibi (HALIFE'TULLAH) eylemiş başka bir din gösterebilir misiniz? Kur'an-ı azim, âlimleri medh-ü senâ ederek: (Sırrullah'a vakıf olanlar, ilimde rüsuh bulanlardır.) buyurnuyor mu?

Islâm dininin ilme, medeniyete ve terakkiye mâni olduğuğunu zan ve iddia eden cahillerle, gafillere, densizlerle, dinsizlere Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin bazı Hadis-i şeriflerini hatırlatalım. Olur ki, daldıkları gaflet ve cehalet uykusundan uyanır ve akıllarını başlarına alırlar:

— Beşikten mezara kadar ilme tâlip olunuz.

— Çin'de bila olsa, ilme tâlip olunuz.

— Sadakanın en değerlisi, bir müslümanın ilim öğrenerek, diğer müslüman kardeşlerine öğretmesidir.

— Allah için ilim öğrenen, Allah yolundaki mücahitten üstündür.

— ilim istemek, rahmet istemektir.

— Herşeyin bir yolu vardır, cennetin yolu da ilimdir.

— Allahu tealâ, bildiği ile amel edene, bilmediğini de öğretir.

- Ihtiyarlar, ilim öğrenmek için gençlerin meclislerinde bulunmaktan sıkılmasınlar.

— Ilme ve âlime hürmet eden, bana hürmet etmiş olur.

Bu misalleri daha da çoğaltmak mümkündür. Fakat, anlayana bu kadarı da yeter sanıyoruz.

Ilim, Allahu sübhanehu ve talâ'nın sıfatlarından bir yüce sıfattır ki, dilediği kuluna bahş ve ihsan buyurarak aziz ettiğini Kur'an-ı kerim açıkça beyan buyurmakta ve bütün mahlûkata duyurmaktadır.

Keşfoldu bana bu gece mâ'nayı hakikat, Yazıldı gönül levhine imlâyı hakikat...

Çün Âdem'e bildirdi Hüdâ ALLEM-EL-ESMÂ, Elbet o âdemdedir esmâyı hakikat...

Her kuluna kaderince füyuzât ey efendim, Taksim eder ol NAHNÜ KASEMNÂ'yı hakikat...

Kur'an-ı azim-üş-şânda, Resûl-ü zişâna böyle dua etmesi için emir buyurulmadı mı?

Ve kul Rabbi zidniy ilmen...

Tâ-Hâ: 114 (Ey Habib-i edibim!.. İlmimi artır, de...)

Evet, hayatta en büyük mürşid, ilimdir ve ilmullah'tır. Bunun içindir ki, Allahu tealâ ve Resûl-ii müctebâ bizleri ilme, irfan ve edebe teşvik buyurmuş, iyman ve itaatin yanı sıra insanlığa hizmeti de şart koşmuştur. O inkârcılar, o inatçilar, o fesatçılar diledikleri kadar: (Islâm, ilme ve terakkiye mânidir...) hezeyanı ile zehirlerini kusmağa devam etsinler. Bu iftira ve yalan zehirleri, önünde sonunda bir akrep gibi kendilerini zehirleyecek, onları dünya ve âhirette rezil ve zelil edecektir. Cehennemin, inatçı ve inkârcı kâfirler için hazırlanmış olduğuna Kur'anı- kerim açıkça beyan ve ilân buyurmaktadır.

(ALLEMEL INSANE MÂ LEM YA'LEM): Alim-ül gaybi veş-şehade olan âlemlerin mâliki ve âlimlerin hâlikı Allahu zülcelâl vel-kemâl hazretleri, nâ'ib-i Hak olan insana bilmediklerini bildirdi ve ögretti. Kudret ve azametiyle halk ve icat buyurduğu Adem aleyhisselâma zaruri ilimleri öğrenebilmesi için kahiliyyet ve istidat bahşetti. Bu kabiliyyet ve istidat ile akıl, havas, esmâ ve sıfatı sayesinde usuliyle her meçhule âlim ve vakıf kıldı. Bütün san'atları ve bu san'atlarla ilgili âletlerin nasıl kulanılacağını Adem aleyhisselâmın kalbine ilka, ilham ve vahyederek lisanı ile söyletti. Bütün âdemoğullarına da, kıyamete kadar konuşup anlaşabilecekleri lisan ve lûgatleri, mevcudat içindeki eşyanın ve mahlükatın isimlerini de talim ederek, hepsini birer birer öğretti. Ademoğullarının emir ve hizmetlerine tahsis ve teshir kıldığı bütün hayvanatın adlarını ve yararlarını ayrı ayrı talim buyurduğu gibi, insanların bilmeleri gereken ilmullah'a ait bilgileri de öğretti. Böylece ilim ve amelle talim ve techiz olunan Adem aleyhisselâmın mübarek başına nübüvvet tâcını koyarak onu peygamberlerin birincisi kıldı ve ilminden dolayı tâ'zimen meleklerini ona secde ettirdi.

Adem aleyhisselâmın mü'cizesi, bütün insanlara âşina olmasıdır. Kendisine bin türlü san'at öğretilmiş ve helâlinden yiyip içmesi için çiftçilik etmesi emrolunmuştur. Adem aleyhisselâm, kendi ekip biçtikleri ile geçimini sağlamıştır. Esasen bütün peygamberler, helâl yemekle memurdurlar. Milletlerin babası Nuh aleyhisselâmın san'atı marangozluk, Idris aleyhisselâmın terzilik, Salih aleyhisselâmın tüccarlık, Dâvud aleyhisselâmın zırh imal etmek ve oğlu Süleyman aleyhisselâmın zenbil örmektir, ki herbiri el emekleri ve alın terleriyle elde ettikleri kazançla geçinmişlerdir. Hiçbirisi, beytülmale, yani millet mal ve parasına el uzatmamıştır. Peygamberlerin bu sünnetlerine tâbi olabilmek için eski Osmanlı padişahları ve sultanların hepsi birer san' ata vakıf idiler.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.