Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Bir zamanlar, halk arasında ilim mi efdaldir, mal mı efdaldir konusu bazı tartışma… — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 337

Işte, bu gibilerin âhiret âleminde halleri vahim ve perişandır.

Allah rizasıyçün ilim tahsil etmeyen ve ilmi yine Hak rizası için başkalarına öğretmeyen kişiler, kıyamet günü en şiddetli bir azapla cezalandırılırlar. Ilmini para ile satan, hak rizası gözetmeyen, ilminde cimrilik eden ve maddi karşılık olmadan halkı irşat etmeyen âlimlerin ağızlarına ateşten gem vurulur ve bütün âhiret, saadet ve ni'metlerinden mahrum kalırlar.)

buyurmuşlardır.

Diğer bir Hadis-i şerifte de:

(Sizin en hayırlınız, Kur'an-ı aziymi okuyan, okutan, öğrenen ve öğreteninizdir.) buyurulmuştur.

Bir kimse ölünce ameli kesilir ve amel defteri de kapanır. Fakat, şu üç sınıf kimsenin amel defterleri kapanmaz ve kendilerine sevap yazılınağa devam olunur:

A. Sadaka-i câriyye dediğimiz devamlı sadaka olan ağaç dikmek veya yetiştirmek, su getirip çeşme yaptırmak, mektep, medrese, hastahane, aşevi, cami-i şerif, mescid, namazgâh yaptırmak, su kuyusu açtırmak, su cetvel ve kanalları döşetmek, köprü ve yol yapmak Vs. gibi herkesin yararlandığı hayırlarda bulunanların, eserlerinden faydalanıldığı sürece amel defterleri kapanmaz ve sevap yazılır.

B. Insanlara faydalı ve hayırlı ilim tahsili ve san'at öğrenmektir. Öğrenilen ve başkalarına da öğretilen ilim ve san'at devam ettikçe, ilk öğretenin sevap defteri kapanmaz ve devamlı ecir yazılır.

C. Geriye salih evlât bırakmaktır. Hayırlı ve salih evlât, ana ve babasına daima hayır dua ettiği gibi, işlediği her iyi ve güzel amelden ötürü ana ve babasına da sevap yazılır. Meselâ, evlât Kur'an-ı aziymi okusa, başkalarına da okutsa, ilminden insanları faydalandırsa, san'atını kendisinden sonrakilere talim etse, onlar okudukça veya işledikçe onun ana ve babasına da sevap yazılır. Salih evlât, yemiş veren bir ağaç gibidir. O ağacın meyvesinden yenildikçe sevap hasıl olduğu gibi, yiyenler dua etse de etmese de ağacı dikenin amel defterine sevap yazıldığı gibi, evlâdın hayırlı ve faydalı işlerinden dolayı da ana ve babasına ecir verilir.

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:

(Kur'an-ı kerimin misali, akarsular gibidir. Arada küçük bir fark vardır. Suda, hayat-ı nefs vardır, Kur'an-ı aziymde hayat-ı kalp vardır. Nasıl ki, sular göklerden bir ânda boşalıverseydi yerler ve göklerde buna tahammül güç olurdu. Yağmurun aralıkla ve zaman zaman yağınası gibi, Kur'an-ı aziym de âyet âyet nâzil olmuştur. Can tende iken, su içilmeğe doyulmadığı gibi, ruh bedende iken de Kur'an-ı aziyme doyulmaz.

Oysa, meselâ bir şarkı bir zaman söylendikten sonra ondan bıkılır ve usanılır ve bir daha ağıza bile alınmaz. Buna mukabil, insanlar 50-60 ve hattâ bazan 100 yıl Kur'an:ı kerimi okudukları halde, ne bıkıp usanıyorlar, ne de doyuyorlar. Işte, bu Kur'an-ı aziymin mû'cizesidir.)

Ey âşık-ı sadık!..

Bilmiş ol ki, ni'met iki kısımdır:

BİRİNCİSİ: Nimet'i zâhiredir ki, mal, mülk, sağlık ve sıhhat ve benzeri sayılamayacak kadar çok ni'metlerdir.

IKINCISİ: Ni'met-i bâtınadır ki, iyman ve mâ'firet, hikmet, aşk ve muhabbet gibidir.

Kur'an-ı kerimi tilâvette bu iki ni'met cem'olur. Kişi, Kur'ana yüzünü ve mânasına da özünü tutar. Zâhirde, Kur'an-ı kerime bakmakla yüzün nurlanır. Zira, Kur'an okuyanlar şehvet ve günah perdelerini yırtarlar. Kur'an okuyanların gözleri

ve gönülleri nurlanır. Zâhirinde ibadet gülleri nuru açılır, bâtınında mâ'rifet meyveleri zuhura gelir ve hakikat ikliminde bu meyveler yenir Onun için, durma Kur'an-ı aziymi çok oku ki, bu ni'metlere erebilesin. Ayet-i kerimelerin mâ'nalarını anlayarak hükümlerini ihlâs ile yerine getir ki, dünya ve âhirette saadet ve selâmete erişebilesin...

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:

(Ümmetim için, ibadetlerin efdali Kur'an-ı kerim okumaktır.) buyurmuşlardır.

Allahu tealâ'nın peygamberlerine indirdiği yüz suhuf ve üç kitabın özü, özeti, hepsi Kur'an-ı aziymde cem'olunmuştur.

Kur'an-ı azim-ül-bürhanın bütün mâ'nası da Fatihâ sûre-i celilesinde cem'olunmuştur. Fatihâ sûre-i celilesinin bütün mâ'- nası da (Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym) de cem'olunmuştur.

Zira, (Bismillâh) Mevlâ'nın zâtından ve (Er-Rahman-ir-Rahiym) de sıfatından haber verir. Bir kerre ihlâs ile besmele-i şerife okuyan, dört kitabı okumuşcasına sevaba nail olur.

Allahu azim-üş-şân, (Bismillâh) kelimesiyle tâ'ate rağbet etmeğe çağırmakta ve (Er-Rahman-ir-Rahiym) kelimesiyle de kullarını rahmet ve rahimiyyeti ile müjdelemektedir.

Hz. Ibn-i Abbas radıyallahu anh:

(Dünyada, her mukaddes ve muhterem olan şeyin bir istinatgâhı, bir dayanağı, merkezi ve kalbi vardır. Netekim, dünyanın kalbi Kâ'be-i muazzamadır. Göklerin merkezi yedinci göktür. Yerlerin merkezi de yedinci yer tabakasıdır. Cennetin merkezi Cennet-ül-adn'dir. Nârın temeli cehennemdir. Halkın temeli Hz. Adem aleyhisselâm, ruhların ve bütün peygamberlerin temeli de Hz. Muhammed Mustafa sallallahu tealâ aleyhi ve sellem efendimizdir. Israil oğullarının temeli Yakub peygamber aleyhisselâmdır. Arap kavminin temeli Îsmail peygamber aleyhisselâmdır. Kitapların temeli se, Kur'an-1 azim-ül-bürhandır. Kur'an-ı aziymin temeli de Fatihâ sûre-i celilesidir. Fâtihâ sûre-i celilesinin temeli de (Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym) esmâsıdır. Allah Teâlânın ismiyle başlayan her işin sonu yoktur. Allahu talâ'nın ismiyle başlanılan her işin sonu ise saadet ve selâmettir. Allah ismi, saadet ve selâmetin başıdır, bütün izzet ve devletin evveli ve her rif'atın kemalidir.) buyurmuştur.

Evet sevgili kardeşlerim ve Hak yoldaşlarım:

Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri, Kelâm-ı kadiminde mâ'na cevherlerinin hazinesini ve sübhani sırlarının letâ'ifini (Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym) ile açmıştır. Alemlere rahmetini bu esmâ-i şerifesiyle saçmıştır. Din ve dünyamız için hayır ve bereketini, bu kelime ile cem'eylemiştir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.