Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Günlerden birgün, Behlûl-u Dânâ, mezarlığın kenarında oturuyordu. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 3 · s. 62

desinler ve senin için burada olduğu gibi huzur-u izzette de hüsn-ü şehadet etsinler... Cenaze imamının sorusuna, yarım ağızla ve istemeye istemeye (Iyi biliriz!) dedirtmek kâfi değildir. Böyle bir şahitlik, senin hiçbir işine yaramayacağı gibi, istemeyerek yalan şahitlik edenleri de töhmet altında bırakabilir. Buna, kimsenin hakkı yoktur. Böyle bir soru ile karşılaşacağını bilen akıllı ve iymanlı kişi, cemaatine yalan şahitlik ettirmez. Ettirmemek için de hayatında iyi olmanın, iyi adam denilmenin gerekleri ne ise onları yapar, kötülüklerden ve haksızlıklardan kaçınır ve iyi şehadete hak kazanır. Gerçi, başkalarının sana iyi demeleri sana hiçbir fayda sağlamaz ama, hiç kimseyi de yalan şahitliğe zorlamak doğru değildir. Dünya rezaletleri de dünya gibi fânidir, âhiret rezaletleri ise hem daha korkunç ve bâkidir, bunu da sakın hatırından çıkarma!..

Ey âşık-1 sadık!

Meşreb-i Muhammedi üzere Rabbine ibadet ve tâ'at ile bütün mahlükata karşı merhametli ol ki, iki cihanda da aziz olabilesin...

Bilmiş ol ki, Muhbir-i Sadık efendimizin haber verdiği bugünler gelecektir. Benim, anlatabildiklerim ancak özetin özetidir. Evet, o günler hepimize çok yaklaşmıştır. Mallarımızın böüşüleceği, makamlarımızın başkalarına kalacağı, var saydıklarımızın hepsinin yok olacağı, yok olduğunu sandıklarımızın birer birer gerçekleşeceği o günler, belki yarın belki yarından da yakındır. Sevdiklerimizin ağlayıp çırpınacakları, çocuklarımızın yetim kalacakları ve bizleri de amellerimizle başbaşa bıraka-.cakları günler ve saatler hergün biraz daha bizlere yaklaşmaktadır.

Fırsat elden kaçmadan, can kuşu ten kafesinden uçmadan, ecel şarabını Azrail aleyhisselâmın elinden içmeden, bu fâni âlemden bâki ve ebedi âleme göçmeden, eynimize sekiz arşın bezden kefen biçmeden, omuzlar üstünde etrafa dehşet saçarak geçmeden, gelin hazırlık görelim, hazır bulunalım, o günlere hazırlanalım. O korkunç ve tehlikeli geçitlere varılmadan, çenelerimize mühür vurulmadan, mizan kurulmadan, kan ter içinde kalıp yorulmadan, pişmanlıkla içimiz burkulmadan güahlarımıza tövbe edelim, hak yoluna gidelim, hak kelâmı işitelim, Rabbimizin emirlerini canla başla yerine getirmeğe, ne:

hiylerinden şiddetle kaçınmağa çalışalım, insan olmağa, insan-ı kâmil haline gelmeğe alışalım, âşıklarla, sadıklarla buluşalım, salihlerle koklaşalım, hayra ve hasenâta koşalım, maksud ve matlûbumuza ulaşalım. Aziz ömrümüzü hevaya vermeyelim, hayat sermayesini boşuna tüketmeyelim. Yaz veya kış, sabah veya akşam demeden Rabbimizi her nefeste zikredelim ve Allahu tealâ'yı unutmayalım. Tevhid dilimizde, aşk ve muhabbet kalbimizde, Allah korkusu ve sevgisi gönlümüzde bulunsun.

Gözlerimizi temizlersek neler görürüz, kulaklarımızı temiz tutarsak neler işitiriz, dilimizi temiz tutarsak neler söyleriz. Kalplerimiz kirlerden, kirliliklerden, günah pisliklerinden arınır ve pâklanırsa, nazargâh-ı ilâhi olur. Bütün uzuvlarımızın zâhirini şeri at nurları ile nurlandırırsak, gözlerimiz sırlar görür, kulaklarımız sırlar işitir, dillerimiz kendimizi bile hayrette bırakacak sırlar söyler. Kabiliyet ve istidadı olanlar, bizden işitecekleri hak kelâmı ile hakka yönelirler. Bâtınlarımızı da aşkullah, muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile süslersek içimiz de dışımız da nurlanır, nur dolar, nur fışkırır. Gözle görülmeyeni, kalp gözüyle görmeğe başlarız.

Toz ve pisliklerle kirlenmiş gözlükler, iyi görmeğe engel olduğu gibi, günah ve isyan kirleriyle lekenenen gözler de bir çok hakikatleri hakkıyle ve lâyıkıyle göremezler. Onları da, tövbe, nedamet ve ibadet ile arındırmayı başarabilirsek, eşyanın hakikatine ârif oluruz.

Ölmeden önce ölmelidir ki, ölüm acısı duyulmasın, ölümden zevk ve haz alınsın ve ölümle vuslât-ı cemale varılsın...

Ibn-i Cerir, Ibn-i Abbas radıyallahu anh'tan rivayet etmiştir ki:

(Mü'min, vefat edince hayırlı amelleri göklere yükselir ve Hakka arzolunan kapıyı kapatır ve bu kapı o zaman ağlamağa başlar. O mü'minin nzkının indiği kapı da kapanır ve o kapıda o mü'minin ölümüne ağlamağa başlar. Alemlerin Rabbine ibadet ettiği yerler de o mü'minin ölümüne ağlamağa başlar...)

İbn-i Asakir Ibn-i Abbas radıyallahu anh'tan ve Ibn-i Abbas da Habib-i edib-i Kibriyâ'dan rivayet etmişlerdir ki:

(Bir kimse vefat edince, kefenini bolca sarınız ve meşrû vasiyetlerini behemehal yerine getiriniz. Kabrini derince kazınız, kendisini salih kişilerin medfun bulundukları yerlere veya civarına defnediniz. Dünya hayatında kötü kişilerle komşuluk edenler daima tedirgin oldukları gibi, âhiret hayatında kötü komşular mü'minleri rahatsız ederler.

Ashab-ı kiram sordular:

— Yâ Resûlallah!.. İyi komşunun âhirette komşusuna faydası olur mu?

iki cihan serveri saadetle şöyle buyurdular:

— Salih kişiler, dünya hayatında insanlara fayda sağlarlar mı?

— Evet yâ Resûlallah!.. Dünya hayatında salih kişilerden bütün komşuları faydalanırlar.

— O halde, bilmiş olunuz ki salih kişiler dünya hayatında olduğu gibi âhiret hayatında da komşularına hayırlı ve faydalı olurlar, buyurdular.)

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.