O müthiş gün, zâlimlere ve kâfirlere yardım ve merhamet edecek kimse bulunmaz. Allahu tealâ, onlar için elim ve çok acı bir azap hazırlamış ve onları rahmetinden kovmuştur. Onlar, o korkunç azapta ebediyen kalırlar. Allahu tealâ'yı tasdik ve tevhid etmeyen, peygamberleri yalanlayan, velilere, salihlere, âlimlere ve mü'minlere hor bakan, Kitabullaha inanmayan zâlimlere ve kâfirlere kim ve nasıl yardım veya şefaat edebilir?
Olümü ve ölüm ötesini, kabir azabını, âhireti, kıyameti, mahşeri, hesabı, mizanı, sıratı, dünya hayatında bütün yaptıklarının kendisinden sorulacağını, hiçbir şeyin yanına kâr kalmayacağını isteyerek veya istemeyerek, bilerek veya bilmeyerek red ve inkâr edenler, o müthiş gün bütün ayıplarının açıklandığını, bütün kötülüklerinin meydana çıktığını, hiçbir hareketlerinin gözden kaçırılmaksızın kaydolunduğunu görecekler ve anlayacaklar ama neye yarar? Orada ancak ilâhi hüküm infaz olunacak, bu zâlimlerin ve kâfirlerin ellerine kelepçeler, boyunlarına lâleler vurulacak, tepelerindeki perçemlerinden tutularak cehenneme atılacaklardır. Reddettikleri, şiddetle inkâra yeltendikleri herşeyin hak ve gerçek olduğunu gözleriyle görecek ve acısını bizzat tadacaklardır.
Ey her fırsatta akıllı olduğunu söyleyen ve akliyle öğünen kişi!..
Kıyamet çok yakındır. Vakti, Allahu talâ'nın ilmindedir.
Kıyametin ne zaman ve nasıl kopacağını sorup öğreneceğine, o gün için neler yaptığını, neler hazırladığını bana anlat bakalım? Tedarikin nedir, ne gibi tertipler aldın? Allahu tealâ'ya ve Resûl-ü müctebâ'ya iymanın var mı? Allah ve Resûlüne muhabbetin var mı? Varsa, bu muhabbetinde sadık mısın? Rabbin için ve Rabbinin rizasını kazanmak için neler yaptın? Peygamberin için ne gibi fedakârlıklarda bulunabildin? Birgün, nasıl olsa hesaba çekileceksin ve divan-ı ilâhide muhakeme edileceksin. O hesap günü gelmeden, kendini bir hesaba çektin mi?
Hayatının muhasebesini yaptın mı? Bilânçonu çıkardın, kârını, zararını hesapladın mı? Yaptınsa, gerçekten akıllı insansın... Yapmadınsa, hemen yap ve hesabını gör ki, orada hesabının görülmesi de kolay olsun... Ne gibi ibadet ve t'atin var? Ne gibi hayır ve hasenâtın var? Allah korkusuyla bir gececik olsun uykunu ve rahatını terk edebildiğini hatırlıyor musun? Geceleri, el-ayak çekilip bütün insanlar uykuda iken, ömrün boyunca işlediğin günahlara, yaptığın haksızlık ve kötülüklere pişman olduğun ve gözyaşı dökerek tövbe ve istiğfar ettiğin oldu mu? Affolunmanı niyaz ederek Rabbine hiç yalvardın mı? Ondan razı olduğunu açıklayıp rizasına talip oldun mu? Olmadım, yapamadım diyorsan, gururun neye? Seni, bir katre meniden halk etmedi mi? Sana, bu güzel vücudu, mütenasip endamı gücü ve kuvveti o vermedi mi? Seni insan şekline o sokmadı mı? Seni bütün yarattıklarının en şereflisi, en üstünü kılmadı mı? Zelil iken aziz etmedi mi? Cahil iken sana ilminden nasip vermedi mi? Pek güvendiğin ve övündüğün akıl cevheriyle süslemedi mi? Bir gece dişin ağrıyacak olsa, dünya sana zindan oluyor, ya bu ni'metlerinden birini veya bir kaçını elinden alıverirse halin neye varır hiç düşündün mü? Ellerini, ayaklarını, gözlerini veya kulaklarını alıverse, elinden ne gelir? Dünyanın bütün hazineleri sende olsa, bir tırnağını yerine koydurabilir misin? Bu ni'metlerden hangisine hakkıyle ve lâyıkıyle şükredebildin? Rabbine karşı hangi kulluk görevini yerine getirebildin?
Dost acı söyler kardeşlerim: Yüze gülenden korkunuz ve sakınınız. Bunları, hepimiz aklımızı başlarımıza devşirelim diye sayıp döküyorum. Kul, Rabbinden razı olmadan, Rabbinin rizasına talip olamaz. Rabbimiz, bizlere bunca ni'metler bahş ve ihsan buyurdu. Yaşamamız için yerleri döşedi, etrafımızı denizlerle çevreledi. Sayılamayacak, sayılmakla tükenmeyecek kadar bol ve çeşitli nimetler verdi. Hangisine hakkıyle şükredebilir, hangi ibadetimizle hangi ni'mete mukabelede bulunabiliriz? Hiçbir şey bilmiyorsak, teşekkür etmeyi de beceremiyor muyuz? Teşekkürümüzü, azimizin ifadesi olarak başımızı secdeye koymakla belirtebiliyor muyuz? Hakkın huzurunda el bağlayarak hiçliğimizi idrak edebiliyor muyuz? Rabbimizin kudret, azamet ve merhametini düşünebiliyor muyuz?
Farkında olduklarımızdan da, farkına varamadıklarımızdan da, hesaba çekileceğiz. Bu ni'metlerin hesabını verebileceğimizden emin miyiz?
Şol zaman ki, kurula mahkeme-i rûz-i ceza;
O zaman etme bizi nâr- cehenneme sezâ, Kula vermiş bir irade, hayra sarfetmek için;
İşleyip türlü günahı deme takdir-i kazâ...