Ibn-i Eb-id-dünya ve Beyhaki, ŞU'AB-UL-IYMAN adlı eserde Ebû-Imâme'den istihraç ve hikâye etmişlerdir ki:
Şam'da tanıdığım bir zatın, âsi ve azgın bir yeğeni vardı.
Bu genç adam Allahu tealâ ve Resûl-ü müctebâ'ya iyman etmişti ama, her türlü günahtan, isyandan ve kötülükten de kendisini alıkoyamıyordu. Babası ve amcası kendisini bir kaç defa bu kötü yoldan çevirip tövbe ettirdilerse de, tövbelerinde sebat edemedi ve kötülüklerinden vazgeçemedi. Dövdüler olmadı, nasihat ettiler tutmadı, para ve menfaat vâ'dettiler yutmadı, sözün kısası ne yaptılarsa bildiğinden şaşmadı ve caymadı.
Günün birinde, bu haşarı delikanlı korkunç ve amansız bir hastalığa yakalandı, günden güne sarardı ve soldu, içine ölüm korkulanı doldu. Yatağa esir olmuş ve artık günlerini saymaga başlamıştı.
Birgün, amcası kendisini ziyarete geldi ve aralarında şöyle bir konuşma oldu:
— Oğlum, neden söz dinlemedin? Bunca nasihatimize rağmen neden doğru yola gelmedin? Ömrünü ve gençliğini isyanlarla ve günahlarla geçirecek yerde, Hakka yönelseydin, iba det ve tâ'at etseydin hakkında daha hayırlı olmaz mıydı? Bu halinle ölüm sana erişirse, âkibetinin ne olacağını düşünüyor musun? Ahirete ibadetsiz, amelsiz ve elleri boş nasıl gideceksin? Inşa'allah, Allahu tealâ sana sıhhat ve âfiyetini iade ve
ihsan buyurur, bu hastalıktan kurtulursun ve doğru yola ge lirsin.
Rikkat ve merhametle kendisine bakarak ağlayan amcasına, hasta genç şöyle cevap verdi:
— Amcacığım, neden bu kadar ümitsizsiniz? Yarın, kıyamet gününde Rabbim beni anneme teslim ederek (Oğlunu bu haliyle sana veriyorum. Onu istersen cennete, istersen ellerinle cehenneme at... Oğlun hakkında tatbik olunacak muamele tamamiyle sana aittir...) buyursa, annem acaba beni cennete mi koyar, yoksa cehenneme mi atar?
— Annen olarak elbette şefkati galip gelir ve seni cehenneme atmağa elbette gönülü razı olmaz, kendisine selâhiyyet de verildiğine göre herhalde cennete koyar.
— Annem, nihayet benim gibi âciz ve nâçiz bir insan iken halime merhamet ederde, yerlerin ve göklerin sahibi ve Erhamer-râhimiyn olan Allahu zül-celâl vel-kemal hazretlerinin rahmet ve merhameti ondan fazla değil midir?
— Elbette Allahu sübhanehu ve talâ'nın rahmeti, bütün mahlûkatın merhametinden ziyadedir.
— O halde, anneme bahşolunan bu selâhiyyet ve merhametle beni cehenneme atmağa kıyamazken, Rabbim bana merhamet buyurmaz mı? Bu zelil ve günahkâr kulunu mutlâka affına ve mağfiretine mazhar buyurur. Çünkü, benim Rabbime karşı hüsn-ü zannım vardır, dedi.
Bir müddet sonra, bu genç adam öldü ve kendisini kabrine bizzat amcası indirdi, üzerini kerpiçlerle örttüler. Fakat, li-hikmetillah bu kerpiçlerden birisi düştü ve kabirde bir delik açıldı. Amcası, bu delikten içeriye baktığı zaman yeğeninin mezarının nur ile dolmuş olduğunu hayretle gördü, kabir âdeta genişlemiş ve ferahlamıştı. Kendisine hâtıftan bir sada geldi:
— Rabbim, zât-1 ecelli â'lâsı hakkındaki hüsn-ü zannımı lûtfen ve tenezzülen kabul buyurarak beni affetti ve cennete iletilmemi emr-ü ferman buyurdu, denildi.
Aç gözün âlem-i kübrâsın sen, Eşref-i mazhar-ı Esmâ'sın sen...
Ey âşık-ı sadık!
Allahu tealâ ve tekaddes hazretlerine güven, ona teslim ol, onun rahmet ve merhametinden sakın ümidini kesme, ondan razı ol ve onun rizasını dilen, Rabbine daima hüsn-ü zanneyle, sakın sakın sû-i zanda bulunma... Hak celle ve alâ, kendisine hüsn-ü zannedenleri sever, sû-i zannedenleri hiç sevmez.
Ebû Yâ'lâ MÜSNED'inde bu Hadis-i şerifi Ibn-i Eb-id-Dünyâ'dan, o da Enes Bin Malik'ten, Ibn-i Enes de Temimdari'den ve Temimdari de Resûl-ü Rabbil-âlemiyn ve âlihi salâvatullahil Mûiyn efendimizden rivayet etmişlerdir:
Allahu sübhanehu ve tealâ, Azrail aleyhisselâma emr-ü ferman buyurur:
— Ya Azrail!.. Benim, şu veli kuluma git. Onu bana getir.
O kulum benim rizam üzeredir. Ruhunu, rikkatle ve zahmetsizce kabzeyle...
Bu emr-i ilâhiyyi telâkki eyleyen Azrail aleyhisselâm, o kulun rif'atine binaen beraberine beşyüz kadar melek alır, kendisine giydirmek için cennetten elbiseler temin eder, hepsi güzel kokular sürünürler. Azrail aleyhisselâm, ruhu kabzolunacak zatin baş ucuna oturur. Melekler, beyaz cennet elbiselerini, ölmek üzere bulunan o zata giydirirler. Altına da beyaz ipekli kumaşlar sererler. Cennetten getirdikleri güzel kokuları kendisine sürerler. Açılan bir kapıdan kendisine cenneti, cennetteki makamını ve derecesini gösterirler. Küçük bir çocuk ağladığı zaman annesi, babası ve yakınları kendisiyle nasıl merhamet ve şefkatle ilgilenirlerse, melekler de o zata aynı şefkat ve merhameti gösterir ve avuturlar. Makamına göre, cennette işgal edeceği sarayı, hurileri, gılmanları ve cennet ni'metlerini gözlerinin önüne getirirler. Ruhunu teslime hazırlanan o zata, melek-ülmevt:
— Ey temiz ve tâhir ruh!.. Cennetin zevk ve safasına çık, diye hitabeder ve bir ana evlâdına nasıl şefkatle davranırsa
ondan kat kat fazla bir şefkat ve merhametle taltif ve tatyip ederek yağdan kıl çekercesine ruhunu kabzeder ve o zat, meleklerin şu hitabı ile karşılanır:
",511 Selâmün aleyküm üdhul-ül cennete bimâ küntüm tâ'melûn...
En-Nahl: 33 (Allahu talâ'nın selâmı ve selâmeti üzerinizde olsun. İşlediğiniz salih amellere karşılık, Allahu lealâ'nın fazl-ü keremiyle cennete girin...)
Bu âyet-i kerime, işte bu âşıklar zümresi hakkındadır:
Elleziyne teteveffahüm-ül-mel'iketü tayyibiyne yekulûne selâmün aleyküm ûdhul'-ül cennete bima küntûm tâ'nelûn...
En-Nabl: 32 (Melekler, pâk ve âsude oldukları halde onların ruhlarını kabzederler ve Allahu talâ'nın selâmı ve selâmeti üzerinizde olsun. İşlediğiniz salih amellere karşılık, Allahu talâ'nın fazl-ü keremiyle cennete girin, derler.)
Şu müjdeleyici üyet-i celile de, ârifler zümresi hakkındadır:
ESIllE Foommâ in kâne min-el mukarrebiyne fe-revhun ve reyhânün ve cennetû na'ym...
El-Vaki'a: 88 (Eğer, o vefat eden Allahu tealâ'ya yakın olan kullardan ise, onun için rahatlık, rahmet, güzel bir rızık ve na'im cenneti vardır.)
O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten getirdikleri beyaz ipek kefene sararlar, teçhiz ve tektinini yaparak hazırlarlar.
Melek-ül-mevt ise, o velinin kabzettiği ruhunu semaya çıkarır ve başlarında Cebrail aleyhisselâm da bulunduğu halde yetmiş bin melek onun ruhunu tâ'zim ile karşılarlar, o ruhu arş-ı â'lâya kadar çıkarırlar ve arş-ı â'lâda secdeye vararak o ruhu Allahu sübhanehu ve tealâ hazretlerine takdim ederler.
Allah celle celâlühu, meleklere emr-ü ferman buyurur: