Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Mevla, garka-i garik rahmet eylesin, hocalarımdan Hacı Şakir Efendi Balkan harbinde, hristiyanların müslümanlara… — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 504

Değil bir müslüman kardeşine, hattâ bir kâfirle dahi konuşurken:

— Bu kişiye son nefesinde iyman nasip olabileceği gibi, bana da son nefesimde küfürle çene kapamak cezası verilebilir.

O zaman, halim neye varır? diye düşünmelisin ve kimseyi hor görmemelisin.

Bir âsi ve günahkâr insanla da konuşurken:

— Bunun yaptığı hareketi gayet kötü görüyorum ama, vaktiyle buna benzer bir kötülüğü benim de yapmadığım ne malûm? Yapmamış olsam bile bundan sonra yapmayacağımı kim te'min edebilir? Ne var ki, bu bahtsızın kötülüğünü bütün çevresinde bulunanlar öğrenmişler. Benim kötülüğümü ise Allahu teâlâ'dan gayri hiç kimse bilmiyor, diye düşünmelisin.

Bir genç ile konuşurken:

— Bu zatın yaşı benden küçüktür. Benim kadar yaşamadığı için, günahı da elbet daha azdır, diye düşünmelisin.

Daha yaşlı birisiyle konuşurken de:

- Bu zat benden daha yaşlı olduğu için, elbette hakka benden fazla ibadet ve tâ'at etmiştir, Rabbil-âlemiyni benden çok zikretmiştir diye düşünmelisin.

Bu düşünceler, kişiyi yüceltir ve iki cihanda da aziz olmasını sağlar. Nice âbidler ve zâhidler, u'cub, riyâ, süm'a illetine düçar olmuşlar, gösteriş hevesiyle, desinler, söylesinler, sevsinler özentisiyle helâk olmuşlardır. Nice günahkârlar da, işledikleri kötülük ve günahlara pişman olmuşlar, gidişlerinin gidiş olmadığını anlamışlar, tövbe ile Hakka rücû etmişler ve ilâhî rahmet ve mağfirete mazhar olmuşlardır. Islâmda izzet-i nefs, izzet-i din ile kaim ve daimdir. Kul, ibadet ve t'atinin kendisinden olmadığını, hayırlı ve yararlı işlerinin kendi iyiliğinden ileri gelmediğini, bütün bunların Rabbinin tevfiki ile gerçekleştiğini anlarsa, u'cub, riyâ ve süm'âya düşmez. Bu korkunç illetlere müptelâ olanlar, ibadet ve amellerini kendilerinden bilen gafiller ve cahillerdir:

Eynemâ tekinu yüdrikküm-ül-mevtû ve lev küntüm fl bürücin müşeyyedeh ve in tusibhüm hasenetün yekulû hazihi min indillah ve in tusibhüm seyyi'etün yekulû hazihi min ındik kul küllün min ındillah femâli hâ'ula'il-kavmi la yekadune yefkahune hadiysâ mâ esabeke min hasenetin fe-min'Allahi ve mâ esabeke min seyyi'etin fe-min nefsik ve erselnake lin-nâsi Resûlen ve kefa billahi şehiyda...

En-Nisâ: 78-79 (Nerede olursanız olun, yüksek ve sağlam burçlarda, kale ve köşklerde olsanız bile ölüm size erişir. Onlara, bir iyilik ve güzellik erdi mi, bu Allahu teâlâ'dandır derler. Bir musibet ve kötülük geldiği vakit bu sendendir, derler. De ki, iyilik ve güzellik de, musibet ve kötülük de hepsi Allahu teâlâ'dandır. Hal böyle iken o kavme ne oldu ki, Kur'anı kerimi anlamağa çalışmıyorlar. Sana eren bir ni'met ve iyilik, Allahu tâlâ'nın fazl-ü keremindendir. Her ne ki kötülük de erişirse, o da kendinden, işlediğin günahlardan ve yararsız işlerdendir. Biz, azim-üş-şân seni bütün insanlara peygamber gönderdik. Risalet ve istikametine Allahu azim-üş-şânın şahitliği kâfidir.)

Envar-ûl-Kul0b, cilt: 2 — F: 33

Bilmem, anlatabiliyor muyum aziz kardeşlerim: Bir çok günahkârların affı ilâhiyye ve mağfiret-i sübhaniyye'ye ermelerine ve Â'lâyı ılliyyine girmelerine, yaptıkları kötülükleri kendi nefislerinden bilmeleri sebep olmuştur. Gerçi, hayrın ve şerrin hâlıkı şüphesiz Allahu teâlâ'dır. Böyle olduğu halde, kulun hayrın taraf-ı ilâhiyye'den ve şerrin de kendi nefsinden olduğunu kabul etmesi, kulluğun şi'arıdır, Rabbine karşı terbiyesinin gereğidir. Bir kimseden bir kötülük zuhura gelince: (Acaba, Rabbime karşı nasıl bir isyanda bulundum ki, Mevlâyı müte'al bana bu şerri lâyık görerek onu benden zuhura getirdi?)

diye düşünmeli ve affını niyaz etmelidir. Eğer. kendisinden bir hayır zuhura gelmişse, o zaman da: (Rabbimin tevfiki eriştiği için benden bu hayır zuhura geldi) diye düşünmeli ve Rabbine şükür ve hamd-ü senâda bulunmalıdır. (MÂ ESAREKE MİN

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.