Gönlünü erdir huzura, ehl-i irfan ol gönül...
Hubbu fillâh, buğzu fillâh dediler duymadın mı?..
Sev, sen Hakkın dostların, düşmana düşman ol gönül...
Irtikâp ettinse eğer bir günah hasb-el-beşer, Tövbekâr ol sen hemen kalbinden pişman ol gönül...
Muhterem kardeşlerim ve Hak yoldaşlarım:
Ağzı dua'lı, göğsü iymanlı, ilmiyle âmil, vücuduyla kâmil bir zat bulunduğunu öğrenirsen, uzak yakın deme Allah için ziyaretine git, duasını al ve rahmet nazarına mazhar ol....
Kaçtır söylüyorum, dünya - perestlik fakirlik veya zenginlik ile değildir. Dünya - perestlik, dünyaya düşkünlük, dünyaya aşırı muhabbet yalnız mala ve paraya kıymet ve ehemmiyet vermek, bunun dışında hiçbir meziyet ve fazilete sahip olmamak, Allahu teâlâ'yı unutmak, kulluğundan gafil olmak ve tamamen dünya ile uğraşmaktır. Böyle olan kimselerin bir kuruş paraları bile bulunmasa, bugününden yarınını düşünür ve tasalanırsa ona dünya - perest derler. Zira, dünya vesvesesi ile kalpleri doludur. Buna mukabil, bütün cihan malı olsa ve onu kalbine sokmasa dünya - perest değil, Hak - peresttir.
Hak velilerine gelince, bu zevât-ı âlişanın halleri zenginlik veya fakirlikle tesbit edilemez ve ölçülemez. Zira, velâyet bir emr-i kalbidir. Onun için, bu sırrı herkes bilemez ve anlayamaz.
Ancak, Allahu tâlâ'nın tahsis ettiği ve bildirdiği kimseler bilirler.
Aziz kardeşim!
Ni'met elde ve ilâhî muhabbet gönülde olursa, bu büyük bir devlet ve özel bir ni'mettir. Bunun zıddı olarak, ni'met elde ve onun hirs ve muhabbeti kalpte olursa, o bir ni'met değil sahibi için bir musibet ve felâkettir. Hele, elde ni'met bulunmadığı halde kalpte dünya muhabbetinin yığılmış bulunması, musibet üzerine musibettir.
Bunları, şöyle sıralayarak özetleyebiliriz:
A) Dünya ni'meti elde ve Hak muhabbeti gönülde olursa sahibini cennet ve cemale, riza ve ridvana erdirir.
.
B) Ni'met elde ve dünya muhabbeti kalpte bulunursa, sahibini dünyada zâhiren rahatlığa ve âhirette de cehenneme iletir.
C) Ni'met elde bulunmadığı halde, kalpte dünya meyil ve muhabbeti bulunursa, sahibini dünya hayatında hapishaneden zindana ve belki de darağacına, âhirette de cehennem ateşine götürür.
Bunun bir dördüncüsü yoktur, başka türlü yorumlamak da mümkün değildir. Kişi, hangisini seçerse onun âkibetine hazır olmalıdır. Ona göre düşünmeli, taşınmalı ve hazırlanmalıdır.
Adem oğlu, Adem olmak mı istiyorsun? Adem suretinde iken, Adem siyretine girmek mi diliyorsun? Halifetullah olmağa mı özeniyorsun? Cennetten çıktığını biliyor ve bir daha çıkmamak üzere cennete girmek mi arzuluyorsun? Senin, zât-ı ülûhiyyetinden razı olduğun gibi, Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretlerinin de senden razı olmasını mı bekliyorsun?
Oyle ise, Allah'tan geldiğine ve yine ona döneceğine iyman et, Allah'ı bil, Allah'ı bul ve Allah ile ol... Nefislerinin aczini bilenler, Kaviyyül-aziz'i bulurlar, nefislerinin âcizliğini görenler, cemal-i lâ-yezali keyfiyyetsiz görürler. Fakat, nefsin kötü ve çirkin sıfatlarını Allahu tâlâ'nın sevdiği, Resûl-ü müctebâ'nın övdüğü ve beğendiği mümtaz hasletlerle, üstün meziyetlerle süsleyenler ve bunu yaparken de Hakkın tevfik ve inayetini göz leyenler de mazhar-1 zât olurlar. Fâni vücudunu, bâki olana hasr-u tahsis et ki, bâki ile bâki olabilesin. Nefsinin u'cubunu zillete, riyâ'sını ihlâs ve uzlete, kibirini tevâzu ve safiyete, hasedini teslimiyyete, gazabını hilmiyyete, makam ve mal sevgisini ilâhî muhabbete çevirebilirsen Mahbub-u Rahman olan Hz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin nurlu ve mübarek yoluna girmiş, adımlarını onun adımlarına uy.
durmuş olursun ki, bu yol seni ebedî saadet ve selâmete, cennete ve cemâle vasıl eder.
Tevfik ve inayet Allahu teâlâ'dandii.
Risâlemizi bitirirken, din kardeşlerimize ve Hak yoldaşlerımıza bazı nasihatlerde bulunmayı yararlı gördük:
— Merhamet edene, merhamet olunur.
— Gönül rizasıyla Hakka secde etmeyeni, zorla kula secde ettirirler.
— Cami-i-şerife isteğiyle gitmeyenleri, önünde sonunda tabuta koyar ve dört kişi kollarından tutarak götürürler.
— Müslümanların aleyhinde bulunanlar, birgün onlara muhtaç olabilirler.
- Hakka secde etmek ve el açıp yalvarmak için cami-i-şerife gelmeyenler, birgün o kutsal yapının kapısında halka el açabilirler.
— Ölüden ve ölümden ibret almayan kişinin, hiçbir şeyden ibret almakta nasibi yok demektir.
— Kendisinden yardım dileyen bir fakire gönül rizasıyla sadaka vermeyenlerin mallarını birgün zâlimler zorla ellerinden alırlar.
— Kapına gelen fakirin rızkı, senin üzerine yazılmışsa, kapına kadar geldiği halde vermediğini, o fakiri diyar diyar arayıp vermek zorunda kalırsın.
— Hak rizasıyçün sarfedemediğin malin düşmanlarına kalır.
- Hak rizasıyçün sarfedilmeyen malın, önünde sonunda şeytan ve nefis rizası yolunda harcanacağını müjdelerim.
— Allah'sız kalbe şeytan hükmeder.
— Çingenenin zurna çalmasını men'edersen, o zurnayı Türke çaldırırsın.
— Rumların meyhanecilik yapmalarını yasaklarsan, Türk' ler meyhaneci olurlar.
— Ezan-ı Muhammedi okunınası yasaklanan yerlerde bir gün çanlar çalınur.
— Allah'sız gönül, şeytan evidir.
— Içki içenin başına, her türlü felâket gelebilir.
— Din kardeşinin düşmesi için kazdığın kuyuya kendin düşersin.
- Nefsini ibadet ve tâ'atle mesgul et!.. Nefsini ibadetle meşgul etmezsen, o seni Rabbine isyan ve günah işlemekle meşgul eder.
- Zâhirde zengin gibi görünen bazı kimseler aslında fakir ve zâhirde fakir gibi görünenler hakikatte zengindirler.
- Kim olursa olsun, servetinin artmasını isteyen kimse fakirdir.
— Dünyaya doymayan gözler, iki avuç toprak ile dolar ve doyar.
— Dünyaya sığmayanlar, iki arşınlık yere sığarlar.
— Haramla beslenen ve semiren vücutlar, mezarda kurtlar için hazırlanan nefis bir ziyafettir.
— Allahu teâlâ'ya secde etmeyen başlar, birgün toprağa serilir.
— Ibretsiz göz, başta taşınan düşman gibidir.
— Düşünme kabiliyetinden yoksun bir kafa ve beyin, vücut için boşuna taşınan bir yükten başka bir şey değildir.
— Hakkı işitmeyen kulaklar, sahiplerinin düşmanlarıdırlar.
— Hakkı konuşmayan, hakkı zikretmeyen dil, alelâde bir et parçası olduğu halde iki cihanda da büyük bir musibettir.
— Hayır ve hasenât yapmayan bir el, kıyamette sahibinin başını döğmekten başka bir işe yaramaz.
— Hayra sarfolunmayan malla, ancak cehennem satın alınabilir.
— Hayır yoluna gitmeyen ayaklar insanı dünyada dâra ve âhirette de nâra götürür.
— Insanın şerefi nesebi ile değil, tekvası iledir.
— Her insan Hz. Adem aleyhisselâmın oğludur ama, her oğul âdem değildir.
— Ozü pâk olanın, sözü de pâk olur.
— Gözlerinde ibret olanlar, gerçek insanlardır.
— Sözünde sadık olanın, özü de sadıktır.
— Allah'a kulluk etmeyen, kula kulluk eder.
— Hakka secde etmeyeni, Allahu teâlâ âciz bir kuluna secde ettirir.
- Okunmayan kitaplar, kimsesiz ve gariptirler.
— Babana yaptığın muameleyi, oğlundan misliyle görürsün.
- Malını sarfettiğin yerlere göre kazancının helâl mi, yoksa haram mı olduğu anlaşılır.
Yâ Rab!.. Ahsen-i takviym üzere yarattığın biz âciz ve günahkâr kullarını Esfel-e sâfiliyne atma, zât-l ülûhiyyetine ve Habib-i edibine hakkıyle iyman edenlerden, salih ameller işleyenlerden, sana kul ve Resülüne ümmet olmak şeref ve bahtiyarlığına erişen gerçek mü'minlerden eyle ve bizleri Felehüm ecrün gayr-i memnûn sırrına mazhar buyur Allah'ım!.. Âmin bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn..
Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alelmürseliyn, vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn EL-FATIHA...
El-Hac Envâr-ül-Kul0b, cilt: 2 — F: 29